Bir süre önce İranlı muhalifler ülkelerindeki “mollakrasi”yi devirmek için ayaklandı. Trump bunu, ABD’ye “büyük şeytan” diyen ve İsrail’i haritadan silmek isteyen bu İslamist rejimi yıkmak için fırsat bildi. Kısa zamanda zaferle bitireceğini sandığı bir savaş başlattı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Savaş kilitlendi. ABD, daha fazla bomba atarak sonuç alamayacağını anlayınca, “taarruz”dan “kuşatma”ya döndü. Kuşatma, uzun sürede sonuç veren bir savaş tarzıydı. Bu arada İran, Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine kapatmış ve dünya genelinde bir enerji tedarik krizine yol açmıştı. ABD hariç kimsenin bu kuşatmanın sonuç vermesini bekleyecek hâli yoktu. Daha da tehlikelisi, Körfez petrollerinin büyük alıcısı Çin’in, bir kerteden sonra Amerikan ablukasını askeri yöntemlerle kırmaya teşebbüs etme ihtimali belirmişti. Çin’in böylesi bir sıcak girişimi, Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkmasına sebep olabilirdi! Tahminim Amerikan derin devleti, Trump’a “gururu bırak, bu tehlikeyi ortadan kaldır” dedi. O da Hacı Ömer Sabancı’nın “Tembellik aptallık, gurur eşekliktir” özdeyişini hatırlayarak, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e “Zatı âlinizi en kısa zamanda ziyaret etmeme izin verin” diye haber yolladı. Başkan Şi de “Gel bakalım Trump Efendi” dedi. Böylece Çin’in savaşa müdahil olma tehlikesini ortadan kaldıran görüşmeler yapıldı.
RASYONEL
Rasyonel veya rasyonelleştirme sözcükleri bir zamanlar işletme iktisadında sıkça kullanılırdı. Anlamı, maliyet düşürerek kârı (faydayı) maksimize etmektir. Şimdilerde buna verimlilik ve etkinlik deniyor. Rasyonellik; mantıki, akli ve iktisadi olmanın tüm özelliklerini kapsar. Rasyonellik duygusallığın zıddıdır. “Duygusallık, hislerine mağlup olup, amaca giden yoldan sapma demektir.” Makbul bir şey değildir. Bu sebeple herkes duygusal diye damgalanmaktan kaçar. Rasyonel düşünmese veya davranmasa da kendini rasyonel bir kişi olarak görmek ve göstermek ister. Rasyonel düşünememek ve davranamamak insanda iç huzursuzluğu hatta vicdan azabı yaratır. Bu sıkıntılı psikozdan kurtulmak isteyen kişi, rasyonel olmayan düşünce ve davranışlarını, mantıki, akli ve kabul edilebilir gerekçelerle açıklayarak rahatlamaya çalışır. Yani kendini beraat ettirir. Buna psikolojide “rasyonalizasyon” denir.
SAVAŞ RASYOLİZASYONU
Psikolojik anlamda en geniş kabul görmüş rasyonalizasyon “savaşların iktisadi sebeplerle çıktığı” söylemidir. Benim değerlememe göre, Hunların Avrupa’ya savaş açması, Büyük İskender’in İran’ı işgal etmesi, Osmanlı’nın Viyana kapılarına dayanması, Napolyon’un Moskova seferi, Hitler’in Avrupa’nın tümünü ele geçirme girişimi, Irak’ın İran’a saldırması, İran’ın nükleer bomba yapması, Hamas’ın 1200 İsrailliyi öldürüp, 250’sini rehin alması, ABD’nin İran’a saldırması, Türkiye’nin 5000 km menzilli füze imal etmesi iktisadi değildir. Bu gayri iktisadi karar ve eylemleri rasyonalize etmenin de âlemi yoktur. Savaş, çoğu kez, çözdüğünden daha büyük sorun yaratır. Bunun böyle olduğu, savaş başlatmış ulusların “savaş öncesi” ile “savaş sonrası” refah düzeyi kıyaslanınca gün gibi ortaya çıkar. Bu bağlamda çağımızın en rasyonel ülkesi Çin’dir. Büyük gücüne rağmen, Çinli Tayvan’a bile dokunmamaktadır.
SON SÖZ: Rasyonalizasyon, rasyonel değildir.