Osmanlı’da yabancı bir elçiyi ağırlamak, masada diz çöktürme sanatıydı.
Yıl 1533. Avusturya elçileri Kanuni’nin huzuruna barış anlaşması koparmak için gelir. Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa, elçilerin günlerce bekletir, önlerine geldiğinde kibirlerini şöyle kırar: “Sizin kralınız, benim gözümde ancak Viyana valisidir ve ancak benimle eşit sayılabilir.”
İmza atılan İstanbul Antlaşması ile Avusturya Arşidükü Ferdinand, Osmanlı Sadrazamı ile eşitlenmeyi resmen kabul eder. İşte bu, askeri gücün masada mutlak bir dikte gücüne dönüştüğü andır.
Topkapı Sarayı’nın mutfağında, yani Matbah-ı Amire’de bu tür zirveler öncesi yüzlerce aşçı günlerce çalışır, liderleri hazdan uyuşturan yemekler hazırlardı. Fakat bu ihtişamlı mutfağın bir de karanlık yüzü vardı. Eğer haddini aşan olursa, o şifalı şerbetlerin yerini sarayın iz bırakmayan, kokusuz zehirleri de alabilirdi. Tarih, sultanların masalarında yenen son akşam yemekleriyle doludur. Yüzyıllar geçti, dekorlar değişti ama kural aynı kaldı... Masada elini bükemediğin adamı, bir davetle oyunun dışına itersin.
Tıpkı geçtiğimiz günlerde Ankara’da yaşananlar gibi... Türkiye, NATO zirvesine ev sahipliği yaparken, Osmanlı’yı her fırsatta hatırlattı. Bana göre hatırlatılanlar Osmanlı ruhunu, sanatını anlamaktan uzak ve şekilseldi ama konu o değil.
Erdoğan’ın Beştepe’de kurduğu masada, dünün Ankara’ya yaptırım tehdidi dilini kullanan Batı bloğu liderleri bugün uzlaşı arıyordu. Trump ağırlamada mest oldu, CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi ve Türkiye’nin F-35 ile KAAN motoru taleplerini kabul etti. Batı basını genelde “Zirvenin tek bir kazananı var, o da Erdoğan” manşetinde birleşti.
★★★
İşte ne olduysa, Ankara’daki bu büyük güç şovunun hemen ertesi gününde Kiev’de atılan gizli bir imzadan sonra oldu. Tüm dünyayı şoka uğratan o ani ölüm dalgası Washington’ı vurdu.
Tarih: 10 Temmuz Cuma. Amerikan dış politikasının en şahini, katıksız İsrail destekçisi ve Trump’ın en yakın dostu Senatör Lindsey Graham, Kiev’de Zelenskiy ve Ukrayna istihbaratı ile kapalı kapılar ardında kritik bir zirve yaptı. Gündemde Ankara Zirvesi’nin cepheye etkisi vardı. Graham çıkışta kameralara coşkuyla konuştu: “Rusya’nın şah damarını kesecek, petrol gelirlerini kurutacak dev bir yaptırım paketi üzerinde anlaştık. Tasarı yakında yasalaşıyor. Hiç bugünkü kadar iyimser olmamıştım.”
Cumartesi günü ise Ukrayna savunma sanayisinin kalbine, SkyFall drone tesislerine giderek Rus ordusunu perişan eden “Vampire” ağır bombardıman dronlarını inceledi. Bu dev işbirliğini tamamlayıp pazar günkü dev televizyon programına yetişmek üzere uçağa bindi. Ancak cumartesi akşamı evine ulaştıktan hemen sonra ofisinden o şok açıklama düştü: “Senatör Graham, aniden gelişen beklenmedik bir hastalık sonucu hayatını kaybetmiştir.”
71 yaşında, sağlıklı, bir gün önce fabrikaları gezen bir adam uçaktan indikten birkaç saat sonra nasıl aniden ölebilir? Kulislerde, Trump’ın dış politikasını radikal şekilde yönlendiren Graham’ın, yerleşik derin devleti rahatsız ettiği için tasfiye edildiği öne sürülüyor.
★★★
İstihbarat dünyasını bilenler iyi hatırlar. Rus itihbarar servisi FSB, hedef aldığı aktörleri kendi ülkesinde vurmaz. Güvenlik kalkanının zayıfladığı yabancı seyahatleri bekler. Gelin Kremlin’in o tescilli laboratuvarına bakalım...
1978’de Londra’da bacağına şemsiye ucu çarpan Bulgar muhalif Markov, panzehiri olmayan Risin zehriyle 3 günde öldü. 2004’te Ukrayna’nın Rusya karşıtı Cumhurbaşkanı Yuşçenko, gizli bir akşam yemeğinde maruz kaldığı Dioksin zehri yüzünden bir gecede yaşlandı, karaciğeri çöktü. 2006’da eski ajan Litvinenko, Londra’da içtiği yeşil çaydaki radyoaktif Polonyum-210 ile eridi gitti. 2018’de Rus ikili ajan Skripal, kaçtığı Londra’da kapı koluna sürülen Noviçek gazıyla bankta baygın ve ölü halde bulundu. Ukrayna savaşı başladığından beri ise Putin’i eleştiren onlarca Rus milyarder pencerelerden düşerek, garajlarda asılarak “aniden” can verdi. İstihbaratta buna “Mokroye Delo” yani “Islak İşler” denir; arkada kanıt bırakmayan tasfiye operasyonları.
Şimdi soruyorum size... ABD’li Senatör Graham, Kiev’deki o gerilimli saatlerde ne yedi, ne içti? Dönüş yolunda o diplomatik uçağa dışarıdan yüklenen VIP ikramlara, havada yudumladığı sıcak kahveye ne karıştı? Etkisi tam 24 saat sonra ortaya çıkacak askeri düzeyde bir toksin mi? Yoksa pencerelerden düşen oligarkların kaderi, Washington’ın en güçlü senatörünü okyanus aşırı uçuşta mı yakaladı?
★★★
Büyük resmi birleştirelim. Ankara’da Türkiye istediğini almış, F-35 ve KAAN motorları için Trump’tan sözü koparmıştı. Batı bloku Ankara’nın askeri gücünü arkasına alarak Rusya’ya karşı elini güçlendirmişti. Graham ise Kiev’e gidip Rusya’nın şah damarını kesecek anlaşmaları imzalamıştı. Putin, kendisini köşeye sıkıştıracak bu devasa lokomotifi, o plan dünyaya ifşa edilemeden sahneden sildi.
Bu ölüm, Donald Trump’ın küresel vizyonuna sıkılmış bir kurşundur. Çünkü Trump, dünyayı petrol yatakları, ticaret rotaları ve pazarlığın yönettiği dev bir Monopoly oyunu gibi görüyor. Ankara’daki ziyafet masası da, Kiev’deki Graham hamlesi de o ticaret tahtasının birer parçasıydı. Ancak Putin Monopoly oynamıyor; o, masanın tam ortasına dolu bir tabanca bırakıp Rus Ruleti oynuyor. Ve o tetiği çekmekten, kuralları kanla yazmaktan bir an bile çekinmiyor. Putin bu hamlesiyle sadece Ukrayna yardımlarını kesmedi; Trump’ın Ankara’da kurduğu, Türkiye’yi de içine alan yeni bölgesel denklemin Washington’daki en büyük koordinatörünü yok etti.
Tıpkı yüzyıllar önce Matbah-ı Amire’den çıkan o kokusuz zehirler gibi, bugün de Monopoly masasını devirmek isteyen o gizli el, yüzyılın en büyük operasyonuna imza atmış olabilir mi?
Erdoğan’ın bu kritik zirvede hediye ettiği ve çoğu NATO liderinin eline almaktan bile korktuğu tabanca şimdi daha bir anlam kazanıyor. Çünkü Ankara’da herkes diplomasi masasına oturduğunu sanıyordu. Oysa karşılarında, masaya silah koyarak pazarlık yapan birileri var. Ve o akla karşı NATO olarak hayatta kalmak istiyorsanız, artık uyanmak zorundasınız.
Size de bir silah lazım.
Hepinize...