Gözünüzü televizyondan ayırıp telefona her baktığınızda aynı hissi yaşıyor musunuz? Sanki ekran değiştirirken çağ değiştiriyoruz. Televizyonda bir haber... Tunceli Valisi’nin katil oğlu, Gülistan Doku’nun katledildiği yerde sabahlamış. Sonra başka haber: Eski İçişleri Bakanı’nın çakarlı makam aracı Süleymancıları yurt dışına kaçırırken yakalanmış. Öte yanda Ahlat Millet Bahçesi’nde dev otağlar kurulmuş. Yeniçeriler, atlı okçular, meydanda at üstünde içi doldurulmuş oğlak postunu kapma mücadelesi... Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yılında Türkiye Kökbörü Ligi Finali! TOKİ’ye imkân verilse bu yüzyılda hepimizi kıl çadıra sokacaklar. İşte biz Orta Asya bozkırlarında at sırtında oğlak postu peşinde koşup ok atarken telefon ekranıma şrraaak diye bir görüntü düşüyor. ★★★ Pekin’de robot olimpiyatları... Binlerce seyircinin önünde iki robot boks yapıyor. Sağ kroşe, sol aparkat, ters direkt... Derken öyle bir yumruk geliyor ki birinin kafası gövdesinden ayrılıp ringin köşesine yuvarlanıyor. Kan yok, ter yok. Yerde bir göz sandığınız sensör, biraz yağ, biraz metal, biraz yanık titanyum... Sonra piste geçiyorsunuz. Bir robot 100 metreyi 9.32 saniyede koşuyor. Usain Bolt’un 15 yıldır duran dünya rekoru 9.58. Ben telefona bakıyorum, sonra televizyona. Bir tarafta robot Bolt’u geçmiş. Öbür tarafta fonda Mehter Marşı, biz at üstünde oğlak postunun peşindeyiz. Bizim ekranlarımızda zaman geriye doğru akarken Pekin’de robotlar geleceğe koşuyor. ★★★ Robot olimpiyatları ikinci kez yapılıyor. 16 ülkeden 666 takım, 2 bin 56 robot, 51 ayrı dal ve beş günde 1301 müsabaka... Geçen yıl 500 küsur robot vardı. Daha çarpıcısı hız. Tiangong Ultra geçen yıl 100 metreyi 21.50 saniyede koşuyordu. Bu yıl 9.39. Bir yılda 21 saniyeden 9 saniyeye... Üstelik artık kumanda yok. Robot piste çıkıyor, dengesini kuruyor, hızını ayarlıyor, bitiş çizgisini kendi buluyor. Bu 51 yarışın 21’i spor bile değil. Robotları iş ortamına sokup yarıştırıyorlar. Vida sıkma, parça monte etme, elektrikli otomobile şarj kablosu takma yarışı var. Otelde çalışıyor, restoranda servis yapıyor, çamaşır katlıyor, yangına müdahale ediyor. ★★★ Peki bu robotlar nereden çıkıyor? Çin’de yalnızca insansı robot üreten 140’tan fazla şirket var. 400’den fazla farklı insansı robot modeli geliştirmiş durumdalar. Türkiye’de dünya humanoid yarışında adı geçen kaç markamız var? Sıfır. Bence asıl soru burada başlıyor... Çin bu noktaya nasıl geldi? Cevabı fabrikada aramayın. Okula gidin. Çünkü Çin bu işe robot yaparak başlamadı. Robot yapacak çocuğu yetiştirerek başladı. Çin’de çocuğun fiziksel gelişimi ailelerin keyfine bırakılmış bir aktivite değil. Anaokulunda günde 1 saat, ilkokulda günde 2 saat zorunlu jimnastik. Çünkü robotik dediğiniz şey kod yazmaktan çok öte. Bir robotun nasıl dengede kaldığını, eklemlerinin hangi açıyla hareket ettiğini, ağırlık merkezinin nasıl değiştiğini anlayacak çocuğun önce kendi bedeninin hareketini tanıması gerekiyor. İlkokulda iş daha da sistematik. Çocuk daha 6 yaşından itibaren 50 metre sprint, mekik, esneklik, denge ve tek ayak koordinasyonu testlerine sokulup, not veriliyor. Beslenme de öyle... 30 milyon öğrenciye devlet eliyle okulda her gün sıcak öğün, süt ve soya proteini ulaştırılıyor. 1985’te Çinli genç erkeklerin ortalama boyu yaklaşık 167 santimdi. Türk gençleri 172 santimdi. Aradan 40 yıl geçti; Çinli genç erkekler 8 santimden fazla boy attı. Dünyada hızlı boy atma rekoru kırdılar. Çinliler 175.7 santime fırlarken, Türkiye 176.4’e çıkabildi. Kadınlarda ise Çin bizim kızlarımızı 2 santim geçti. Sonra ekran disiplini geliyor. Çin’de 18 yaş altının online oyun süresi Cuma-Cumartesi-Pazar gece 9 ile 10 arasıyla yani haftada üç saatle sınırlı. Kimlik numarasıyla giriş, yüz tarama kontrolü var. “Gece devriyesi” denilen yapay zekâ sistemi sen oyun oynarken yüzünü düzenli tarıyor. Öyle anne-babanın telefonundan giriş yapamıyorsun. Yaparsan oyun ‘şak’ diye kapanıyor. Çin’de Eğitim Bakanlığı, ilkokul 3. sınıftan itibaren yapay zekâ ve robotik eğitimini zorunlu müfredata soktu. Çocuklar yılda en az 8 saat bu eğitimi alıyor. Eskiden Word, Excel öğretilirken şimdi algoritmik düşünme, blok tabanlı kodlama, robotik donanım ve temel yapay zekâ konuları var. Çocuklar robotik kitleri, aktüatörleri ve lazerle çevresini gören LiDAR sensörlerini tanıyor. Daha ilkokul sıralarında robotun nasıl hareket ettiğini, nasıl gördüğünü ve nasıl komut aldığını öğrenmeye başlıyor. Meslek liselerinde 13 milyon öğrenci var. Yılda 4.5-5 milyon teknik mezun veriyorlar. Huawei, BYD gibi şirketler okula gidip “Bana 3 yıl sonra robot eklem motoru kalibre edecek 500 tekniker lazım” diyor. Şirket ile okul ortak sınıf açıyor, müfredatı fabrika yazıyor, son 1 yıl öğrenci doğrudan fabrikanın Ar-Ge ve montaj hattında maaşlı stajyer olarak çalışıyor. Üniversite tarafında tablo daha da net. 2024’te dünyadaki robot teknolojisi patent başvurularının üçte ikisi Çin’den geldi. Çin’de geçerli robot patenti sayısı 190 bini geçti. Türkiye’de aynı yıl bütün teknoloji alanlarında yerli patent başvurusu 10 bin 186. Şimdi elimdeki uzaktan kumandaya tekrar basıyorum. Pekin’in teknoloji pistinden, 9 saniyede Usain Bolt’u geçen robotlardan çıkıp tek tuşla birkaç çağ geriye dönüyorum. Karşımda Ahlat düzlüğü. Dev otağlar, yeniçeriler, at üstünde oğlak postu peşinde koşanlar... Geçmişi anmak başka, geleceği kurmak başka. Biz birincisini çok iyi yapıyoruz. Çin ikincisini.