Sevgili okurlarım, Melih Gökçek Türkiye’de ikinci bir örneği olmayan eski bir başkandır!
Ankara’yı yıllarca yönetti, etrafa korkular saldı ve uzun bir süre sonra partisi AKP tarafından görevden alındı.
Bu görevden alınma süreci her ne kadar ‘istifa etti’ diye gösterilmek istense de durum pek öyle değil.
Ankara’da yaşayan insanlardan öyle büyük tepkiler geliyordu ki, partisi tarafından artık istifa etmesi gerektiği kulaklara fısıldanıyordu.
1994 yılında Ankara’da kıl payı farkla Belediye Başkanı seçilmişti.
2017’de bu kez kendi partisi tarafından görevden alındı.
Ne olmuştu, niçin alınmıştı, bugün bile bilen yok!
Kayıtlara esrarengiz bir olay olarak geçti.
Kazandığı 1994 seçimi öncesinde oyların öteki adaylarla eşit çıkacağı biliniyordu. Başlıca rakipleri Korel Göymen ve Doğan Taşdelen idi. Özellikle bu ikisi arasında büyük bir çekişme olacağını ve birbirlerinin oylarını bölecekleri de zaten biliniyordu.
Seçimler öncesinde bu arkadaşları ve partilerini defalarca uyardık, ricalar ettik, hatta yalvardık diyebilirim ama kimse aldırış etmedi..
Ve oylar bölününce Melih seçimi kazandı.
Başkent Ankara her şeyi ile onun eline teslim edilmişti!
★★★
Başkanlık yıllarını pek çok kişiyle kavga etmekle, sağa sola çatmakla geçirdi.
Sayısını bilmiyorum ama herkes aleyhine binlerce dava açtı. Ankara Adliyesi’nde sözü gerçekten geçiyordu.
Kendisine karşı gelen herkesi bu yolla korkutup ‘hizaya getireceğini’ zannediyordu.
Ben de kendisi hakkında yüzlerce yazı yazan bir gazeteci idim ve hakkımda 100’e yakın tazminat ve ceza davaları açtı.
Size ilginç bir olay anlatayım. Bu şahsın adı İbrahim Melih Gökçek. Ben de yazılarımda kendisinden İ. Melih diye söz ederdim.
Dava açma ve insanları bu yolla korkutup susturma hevesi öylesine büyüktü ki, bu ifadem nedeniyle hakkımda bir sürü dava açtı.
“İ. Melih demekle bana ‘İbne Melih’ demek istemektedir!”
Biz de savunma hakkımızı kullanarak bütün mahkemelere bu şahsın isminde ‘İ.’ harfi bulunduğunu kanıtladık ve aklandık. Sadece birkaç yazıdan tazminata mahkûm olduk. Bazılarında “İ. Nokta Melih’ yazdığım için tazminat ödemek zorunda kaldık!
★★★
Belgeli yolsuzluk yazılarım onu korkutmuştu. Günün birinde bir kez daha ortaya çıktı ve başka bir yolla sindirmeye kalkıştı!
“Bu Emin Çölaşan eğer mert adamsa, eğer erkekse televizyonda çıksın karşıma. Elimde öyle belgeler var ki...Onu anasından doğduğuna pişman edeceğim. Bir daha Türkiye’de gazetecilik yapamayacak. Haydi bakalım hodri meydan...”
Adam her gün çeşitli yayın organlarında aynı şeyleri söylüyordu. Üstelik bütün televizyon kanalları da benim peşimde ‘Lütfen bize çıkın’ diye!
Sonunda TGRT’yi seçtik.
Bakalım İ. Melih beni nelerle suçlayacak ki bir daha Türkiye’de gazetecilik yapamayacağım!
Yayın başladı... Arkadaş sürekli olarak başka konulardan söz ediyor ve ben kendisini uyarıyorum...
“Tamam kardeşim, açıkla bakalım elindeki şu belgeleri de, ben bu stüdyodan utanarak çıkayım ve gazeteciliğim sona ersin!..”
Yayın bitiyor, yeni bir gelişme yok. Son anda önüme bir kağıt fırlattı...
“Al sana belge... Sen kadınmışsın!”
Kimliğimde cinsiyet bölümüne basit bir fotokopi değişikliği ile kadın yazdırmış!
★★★
İ. Melih Gökçek’in yaşamı ve yaptıkları sonraki yıllarda herkesin ağzına düştü. AKP’nin kurucularından Bülent Arınç onu Ankara’yı parsel parsel satmakla suçladı.
Mansur Yavaş yolsuzluk iddialarını çeşitli zamanlarda gündeme taşıdı. Kurmuş olduğu bir parktaki israf miktarının 800 milyon dolar olduğunu defalarca açıkladı ama hiç kimseden ses çıkmadı.
Kamu kaynaklarının Osmanlı Spor’a nasıl harcandığı belgelendi.
Ortalıkta çok önemli bilgiler, belgeler ve ihbarlar vardı ama savcılar işin üzerine gitmiyordu.
Son olarak gazeteci arkadaşımız Murat Ağırel bombayı patlattı ve ailenin Almanya’da sahibi olduğu değerli taşınmazlardan bazılarını yine belgeleriyle birlikte açıkladı. Meğer Gökçek ailesi Türkiye’ye sığmamış, Alman vatandaşı olmak için yatırım yapıyormuş!
Bu pilav daha çook su kaldıracak gibi görünüyor.
Kolay gelsin bakalım!