Bekir

Sevgili okurlarım, insanoğlunun bazı anıları vardır ki ölünceye kadar unutulmaz. Bazıları iyidir bazıları kötü.

Sevgili arkadaşım, dostum ve kardeşim Bekir Coşkun’la biz nice unutulmaz olaylar yaşadık... Ve şimdi geçmişe dönüp baktığımda her şeyi sindire sindire yaşamış olduğumuzu görüyorum.

Yarın 18 Ekim. Bekir’in aramızdan ayrılışının 6. yılı.

Ben Milliyet’te çiçeği burnunda bir gazeteci idim. 1978 yılında TRT’nin bir programında tanışmıştık. Daha önce belki birbirimizin ismini bile duymamıştık. Kader sonraki yıllarda bizi hep aynı çizgiye, aynı olayların içinde birlikte mücadele etmeye itti ve aramızdaki inanılmaz dostluk işte böyle oluştu. Birlikte mutlu olduk, birlikte üzüldük, gerektiğinde kavgalar verdik ve daha da ilginç olanı, Hürriyet’ten ikimiz de kovulduk.

O süreç içerisinde nice anılarımız oldu, nice olaylara birlikte tanıklık ettik. Yaşadıklarımızı, hatta özel sırlarımızı bile paylaştık... Ve günün birinde Bekir hastalandı.

Galiba kurtulması söz konusu olmayacaktı. O acıyı da yaşamak zorunda kaldım.

★★★

Bekir’i bir tek yazıya sığdırmak elbette mümkün değil. Onun kişiliği hakkında size sadece bir tek konudan örnek vereyim.

22 yıl köşe yazarlığı yaptığım Hürriyet gazetesinden kovulmuştum. O günleri anlatan bir kitap yazdım...

‘Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi.’

Medya patronu Aydın Doğan kitabımda kendisine hakaret ettiğim iddiasıyla beni mahkemeye verdi, para istiyor!

Bekir öneride bulundu... Davada beni de tanık göster arkadaş!

Olayları birlikte yaşamıştık ama Bekir Hürriyet’te yazıyordu. Onun tanık olması kendisi açısından tehlikeli olabilirdi! Tanık oldu ve mahkemede konuştu:

“Emin kitabında ne yazdıysa hepsi doğrudur. Her birinin baştan sona tanığıyım.”

Davayı kazandık ama burada önemli olan husus başkaydı... Benim dostum, benim can arkadaşım her şeyi göze alıp benim için tanıklık etmişti. Mahkeme patronun açtığı davayı reddetti ve iş bitti.

Bekir işte bu kişiliğe sahip yürekli bir adamdı. Sonunda o da kovuldu!

★★★

Türkiye’nin en önde gelen hayvan severlerinden biri de Bekir’di. Eşi Andree ile birlikte varları yokları kediler ve köpeklerdi. Özellikle de Türkiye çapında ünlü olan köpekleri Gorbi, Postal, Suşi ve Pako...

Bir zaman oldu, Bekir gazeteye her gün hasta vaziyette geliyor. Halsiz, yorgun, uykusuz, gözlerinin altı morarmış...

Anlaşıldı ki köpeklerinden Pako çok hasta...

Ve günün birinde Pako öldü. Bekir’e başsağlığı diledik.

★★★

Şimdi yazımdaki köpek fotoğrafına dikkatlice bakın lütfen!..

Bekir vefat etti ve cenazesi vasiyeti üzerine Urfa’da babasının mezarının yanına gömüldü. Hemen ertesi gün mezarının başında bir sokak köpeği ortaya çıktı. Köpek her gün mezarın başına geliyor, bazen üzerinde yatıyor, bazen de güneş batana kadar ayakucunda bekliyordu.

Çok ilginç bir olaydı.

Dün bir kez daha Andree’e sordum. Bu olayın ne olduğunu belki o bilirdi. Şöyle dedi:

“Ben cenazeyle birlikte aynı gün Ankara’dan Urfa’ya geldim ve 10 gün boyunca her gün Bekir’in mezarında oturdum. Bu köpek 10 gün boyunca oraya geldi. Anlaşılmaz bir şeydi. Yüzlerce mezar arasında Bekir’i seçmişti.”

Sen büyük insandın benim sevgili arkadaşım, önünde özlemle, saygıyla eğiliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları