Zaman daha mı hızlı geçiyor? Bilim insanları yıllar içinde olan değişimi açıkladı

Yeni bir bilimsel araştırma, yaş ilerledikçe zamanın neden daha hızlı geçiyormuş gibi algılandığını açıklamaya bir adım daha yaklaştı. Beyindeki değişimlerin bu algıyı etkilediğini ortaya koyan çalışma, yaşla birlikte beynin olayları işleme şeklinde farklılıklar yaşandığını gösteriyor.

Communications Biology dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları Cambridge Yaşlanma ve Sinirbilim Merkezi (Cam-CAN) projesinden alınan verileri inceledi. 

Bu kapsamda, yaşları 18 ile 88 arasında değişen 577 kişi, Alfred Hitchcock’un klasik televizyon dizisi Alfred Hitchcock Presents’in "Bang! You’re Dead" (Pat! Öldün!) adlı bölümünden sekiz dakikalık bir kesiti izledi. İzleme sırasında katılımcıların beyin aktiviteleri fonksiyonel MRI (fMRI) taramalarıyla kaydedildi.

Bu video klip, daha önce yapılan araştırmalarda farklı izleyicilerde oldukça senkronize beyin aktiviteleri oluşturması nedeniyle seçildi. Araştırmacılar, bu taramaları “Greedy State Boundary Search (GSBS)” adı verilen bir algoritmayla analiz etti. Bu yöntem, beynin sabit bir faaliyet deseninden diğerine ne sıklıkta geçtiğini tespit etmeye yarıyor.

Analiz sonucunda, yaşlı bireylerin beyinlerinde bu geçişlerin daha seyrek olduğu ve her bir “beyin durumu”nun daha uzun sürdüğü belirlendi. Araştırmacılar, bu bulgunun, yaşlı bireylerin zamanın daha hızlı geçtiğini hissetmesinin arkasındaki nedenlerden biri olabileceğini düşünüyor. Daha az sayıda nörolojik "olay" kaydedilmesi, sübjektif olarak geçen sürenin daha kısa hissedilmesine neden olabilir.

Bu fikir, aslında Aristoteles'e kadar uzanan klasik bir zaman anlayışıyla da örtüşüyor: Bir zaman diliminde ne kadar çok olay yaşanırsa, o süre kişi tarafından o kadar uzun algılanır. Dolayısıyla, yaşlı bireylerin beyinleri daha az sayıda “olay” tespit ediyorsa, zamanın da hızla akıp gittiği hissi güçleniyor.

Beyindeki bu farkın, “yaşa bağlı sinirsel farklılaşmanın azalması” ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Genç bireylerde belli uyaranlara karşı daha özelleşmiş beyin tepkileri görülürken, yaşla birlikte bu tepkiler daha genelleşmiş hale geliyor. Örneğin, gençlerde sadece yüzlere tepki veren nöron grupları, yaşlılarda yüz olmayan nesnelere karşı da aktif olabiliyor. Bu genel tepki biçimi, olaylar arasındaki sınırların daha belirsiz hale gelmesine neden olabilir.

Araştırmaya katılmayan ancak bulguları değerlendiren İtalya Trento Üniversitesi’nden nörobilimci Giorgio Vallortigara, bu hipotezin günlük hayat algımızı ve hafızamızı etkileyebilecek kadar mantıklı olduğunu ifade etti.

Polonya’daki Maria Curie-Skłodowska Üniversitesi’nde çalışan dilbilimci Joanna Szadura ise zaman algısının sadece nörolojik olaylarla değil, aynı zamanda bireyin yaşına göre zamanın oransal algılanmasıyla da şekillendiğini hatırlatıyor. Örneğin, bir yıl bir 5 yaşındaki çocuk için hayatının yüzde 20’si iken, 50 yaşındaki biri için yalnızca yüzde 2’sine denk geliyor. Bu nedenle zamanın geçişi içsel olarak da farklı bir ölçekle ölçülüyor.

Araştırmacılara göre, yaşla birlikte zamanın hızlı geçtiği hissi kaçınılmaz olsa da, bu durum tersine çevrilebilir. Yeni şeyler öğrenmek, seyahat etmek, yeni deneyimler yaşamak ve anlamlı sosyal ilişkiler kurmak, yaşlı bireyler için zamanı daha “dolu” ve yavaşlatılmış hissettirebilir.