Bir asırda 8 sporcu

İtalya’da Kış Olimpiyatları başladı. ABD’den 232, Kanada’dan 207, İtalya’dan 196, Almanya’dan 185, İsviçre’den 175; totalde 3 bin 500 sporcu yarışıyor.

Üzerinde düşündünüz mü bilmiyorum. Olimpiyatlarda bir atletin performansını etkileyen tek faktör onun bireysel yeteneği değildir. Olimpik başarı; bir ülkenin ekonomik kapasitesiyle, sosyal politikalarıyla, altyapısıyla, eğitim sistemiyle ve hatta siyasal iklimiyle doğrudan bağlantılıdır. Madalya tabloları aslında spor sonuçlarından çok, ülkelerin kalkınma karnesidir.

En çok madalyayı alan ülkelerin genelde en zengin olması tesadüf müdür sizce? Hayır. Çünkü spor, pahalı bir iştir. Tabandan başlar; okullarda, kulüplerde, yerel tesislerde filizlenir. Elit düzeye geldiğinizde ise iş daha da maliyetlidir. Spor bilimi, beslenme, veri analizi, sporcu sağlığı, psikoloji, ileri tıbbi destek... Bunların hepsi ciddi bütçe ister.

★★★

Mesela ABD yılda 200 milyon dolar tahsis ederek sporcularını destekliyor. Benzer şekilde Çin’in Olimpik Güç olarak yükselişi, 1980’lerden beri yaşadığı hızlı ekonomik büyümeyle örtüşüyor.

Bu strateji, Çin’in olimpiyat başarısında dramatik bir yükselişe yol açtı. Ve 2008 Pekin Olimpiyatları’na ev sahipliği yaparken, ilk kez madalya tablosunda zirvede yer almasını sağladı.

Olimpiyatlar, bu ülkeler için sadece bir spor organizasyonu değil küresel vitrindir. Güç ve prestij sergileme vesilesidir.

Amerika, Almanya ve Japonya gibi ülkeler, altyapının olimpik başarıyı teşvik ettiğinin önemini uzun zaman önce anladı. Bu ülkeler, dünya standartlarında eğitim merkezlerine, son teknoloji spor tesislerine ve ileri tıbbi cihazlara sahip. Bu sadece performansı artırmıyor; sakatlık riskini düşürüyor, sporcu ömrünü uzatıyor, tükenmişliği azaltıyor.

★★★

Ulusal ilerleme sadece para ya da beton tesislerle ilgili de değil. Spor kültürü çocuklukta başlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulduğu yıllarda okullardaki beden eğitimi programlarını, sporda kadın erkek eşitliğini teşvik eden girişimleri bir düşünün.

Mesela nüfusu 5.5 milyon bile olmayan Norveç, Kış Olimpiyatları’nda sürekli en üst sıralarda yer alır. Çünkü küçük yaşlardan itibaren Norveçliler, fiziksel aktiviteye katılmaya teşvik edilir, kayak ve biatlon gibi buz sporları hayatın doğal parçasıdır.

İskandinav ülkelerinin kadın sporlarında bu kadar güçlü olmasının nedeni de aynı... Eşitlik.

Sporda cinsiyet eşitliğini teşvik eden ülkeler, madalya tablolarında daha dengeli sonuçlar alıyor. Kadını sistemin dışına iten toplumlar, potansiyelinin yarısını daha baştan kaybediyor.

★★★

Bir de spor bilimi meselesi var. İngiltere, 2012 Londra Olimpiyatları’nda 65 madalya ile rekor bir sayıya ulaştı. Bunlardan 29’u altındı. Nedeni ise spor bilimine yaptığı büyük yatırımdı. İngiliz Spor Enstitüsü’nü (EIS) kurdu. Bu enstitü, biyomekanik, fizyoloji ve beslenme gibi alanlara odaklanarak İngiliz sporcularının dünyanın en iyisi şekilde hazırlanmalarını sağladı.

Ve son olarak siyasal istikrar, bir ulusun olimpik başarısını etkileyen bir diğer faktördür. Siyasi istikrarsızlık veya çatışmalarla karşı karşıya kalan ülkeler, tutarlı spor programlarını sürdürmekte zorlanır ve bu da olimpik performanslarını etkiler.

Olimpiyatlar, atletlerin bireysel başarısından çok daha fazlasını anlatır. Bir ülkenin gelecek tasavvurunu, çocuklarına ne sunduğunu, emeğe ve bilime ne kadar değer verdiğini gösterir.

Türkiye; 2010 Vancouver’da 3 sporcu, 2014 Soçi’de 6 sporcu, 2018 PyeongChang’de 8, 2022 Pekin’de 7 sporcu ile temsil edildi.

Bugünse, Milano-Cortina’da “rekor sayıda” 8 sporcumuz var.

Türkiye, kış olimpiyatlarında hiçbir zaman çift haneli sporcu sayısına ulaşamadı. 90 yıllık kış olimpiyatları serüveninde tablo değişmedi.

Bir sonraki olimpiyatlarda hâlâ “kaç sporcu gönderdik” mi diyeceğiz, yoksa “nasıl bir sistem kurduk” mu?

Yazarın Diğer Yazıları