Bunama 45’inde başlar!

Unutkanlık... Hepimiz bunamanın ya da Alzheimer’ın ilk işaretinin isimleri, anahtarları ya da ocağın üstündeki çaydanlığı unutmak olduğunu sanırız.

Oysa hafızanız zayıflamaya başladığında, hastalık beyninizde zaten 15-20 yıldır sessizce ilerliyor olabilir.

Üstelik beyin bu savaşı verirken ilk sinyalleri hafızayla değil; uykunuzla, yürüme hızınızla, ruh halinizle, hatta kulaklarınız ve burnunuzla verir.

Bunamanın aslında üç ayrı saati var.

Birinci saat, risk saatidir. 40’lı ve 50’li yaşlarda çalışmaya başlar. Yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet, göbek çevresindeki yağlanma, sigara, fazla alkol, işitme kaybı ve hareketsizlik yıllar boyunca birikir. İnsan o sırada kendisini gayet iyi hisseder; çünkü hastalık sessiz çalışır.

İkinci saat, beynin biyolojik saatidir. Riskler biriktikten sonra artık iş fizyolojik olarak beyin dokusuna sıçrar. Henüz tek bir kelimeyi bile unutmazsınız, hafızanız tıkır tıkır çalışır; fakat gelişmiş beyin taramalarında (PET) veya kan testlerinde (p-tau) hastalık görünür hale gelir. Nöronların arasında yapışkan amiloid plakları birikmeye başlar, hücresel düzeyde tau proteinleri yumaklaşır ve beyinde sessiz bir iltihap (mikroglial aktivasyon) yayılır. Hücreler beslenemez ve yavaş yavaş büzüşür. Biyolojik saat, belirgin bir unutkanlıktan 10 ila 20 yıl önce işte bu moleküler hasarla işlemeye başlar.

Üçüncü saat ise belirti saatidir. İnsan faturalarını karıştırmaya, bildiği yolda kaybolmaya, aynı soruyu tekrar tekrar sormaya başladığında çevresi durumu fark eder.

Bizim en büyük hatamız sadece üçüncü saate bakmaktır. Oysa tanı 70 yaşında konsa da o tanıya giden yol 45 yaşındaki kolesterolden, 50 yaşındaki ihmal edilmiş tansiyondan ve hareketsizlikten geçer. 45 yaş, bunama tanısı koyma yaşı değil; beynin bakımına başlama yaşıdır.

★★★

Peki hafıza bozulmadan önce beden hangi uyarılara verir?

Ruh hali değişir: 50’li yaşlardan sonra ilk kez ortaya çıkan hırçınlık, sebepsiz öfke, kaygı veya derin bir isteksizlik, beynin duygu durum merkezlerinin etkilendiğini gösterebilir.

Uyku bozulur: Gece boyunca sık uyanmak, gündüzleri sızmak ya da rüya görürken kollarını savurup bağırmak önemlidir. Beyin, gece derin uykuda hücresel atıkları temizler. Uyku bozulunca o “çöp” proteinler birikir.

Kokular silikleşir: Kahvenin, yemeğin veya parfümün kokusunu ayırt etmek zorlaşır. Koku siniri, beynin hafıza merkezine doğrudan bağlıdır.

Adımlar yavaşlar: Yürüme hızının düşmesi ve kendi etrafında 360 derece dönerken zorlanmak, zihinsel gerilemeden 10 yıl önce başlayabilir. Ayakların yavaşlaması, beynin damarlarındaki sorunu haber verir.

Elin sıkma gücü azalır: Kavanoz kapağını açmak zorlaşır. Araştırmalar, el kavrama gücündeki düşüşün demans riskiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Kas, orta yaştan sonra beynin sigortasıdır.

Günlük hayat aksar: Sıradan isim unutkanlığı değil; faturayı iki kez ödemek, yıllardır yapılan yemeğin sırasını karıştırmak gibi işlevsel hatalar başlar.

Kulaklar ağır işitir: TV’nin sesini eskiye göre fazla açıyorsanız dikkat. İşitme düştüğünde ne olur? İnsan kendini dış dünyadan, konuşmalardan soyutlar. Çünkü bu, artık ekstra efordur. Beyin, giren veri azlığı yüzünden içe kapanır.

★★★

İşin en heyecan verici kısmı ise aşıların beyni koruduğunun ortaya çıkması...

Teksas Üniversitesi’nin 1.8 milyon kişiyle yaptığı araştırmada; mevsimsel grip aşısı olan 65 yaş üstü kişilerin 4 yıl içinde Alzheimer’a yakalanma riskinin %40 düştüğü saptandı.

Zona aşısı yaptıranlarda da demans riski %20 düşüyor. Tetanos, boğmaca ve RSV aşılarında da benzer koruyucu etkiler var. “Çocukken oldum” demeyin, yaptırın.

Yaşlandıkça vücut enfeksiyonlarla savaşmakta zorlanır. İleri yaşta geçirilen bir grip, Covid-19, akciğer enfeksiyonu (Pnömoni), RSV, zona hatta idrar yolu enfeksiyonu, vücutta kontrolden çıkan devasa bir iltihap (enflamasyon) fırtınası başlatır.

Bu iltihap kimyasalları kan dolaşımıyla beyni koruyan engeli aşar. Eğer beyninizde zaten 10-15 yıldır sessizce biriken amiloid veya tau proteinleri varsa -yani altta gizli bir demans zemini hazırlanmışsa- bu enfeksiyon yangını beynin savunma hücrelerini (mikrogliaları) çıldırtır.

Nörologların sıkça gördüğü “Annem/Babam bir zatürre geçirdi, hastaneden çıktıktan sonra bir daha eski zihinsel haline dönmedi, aniden bunadı” tablosunun arkasındaki sır tam olarak budur. Enfeksiyon, altta sessizce yatan hastalığın fitilini ateşler.

İşte rutin aşılar tam bu noktada devreye girer. Vücutta beyni yakacak o devasa iltihap yangınının çıkmasını engeller. Ayrıca bağışıklık sistemini eğiterek beyindeki zararlı atıkları temizleyen hücreleri sürekli uyanık tutar.

★★★

Lancet Demans Komisyonu raporlarına göre, demans vakalarının %45’i önlenebilir veya geciktirilebilir. Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nde (JAMA) yayınlanan dev U.S. POINTER araştırması ve Dünya Sağlık Örgütü verileri bize şu reçeteyi sunuyor.

Kalbinizi koruyun: Tansiyonu, kolesterolü ve şekeri kontrol edin. Kalbe iyi gelen her şey beyne de iyi gelir.

İşitmenizi tedavisiz bırakmayın: İşitme cihazı kullanımı bilişsel gerilemeyi %48 yavaşlıyor.

Kaslarınızı çalıştırın: Sadece yürümeyin; direnç egzersizleri yapın ve MIND tipi (Akdeniz ağırlıklı, sebze, ceviz, balık, zeytinyağı) beslenin.

Beyni zorlayın: Bulmaca çözmek yetmez. Yeni bir dil öğrenmek, enstrüman çalmak veya tenis gibi sporlar yapmak beyni alışık olmadığı işlere zorlayın.

Alkol ve takviye efsanelerine kanmayın: “Günde bir kadeh şarap iyi gelir” düşüncesi geçerliliğini yitirdi. DSÖ, kan testlerinde vitamin veya mineral eksikliği (örneğin B12 veya D vitamini eksikliği) tespit edilmediği sürece; sırf bunamayı önlemek amacıyla B vitamini, E vitamini, Omega-3 veya multivitamintakviyesi kullanılması önermiyor.

Özetle 40’lı, 50’li yaşlar beynimizin “emeklilik hesabı” gibidir. O yıllarda ne yatırırsanız, 70’lerinizde onu çekersiniz.

Yazarın Diğer Yazıları