Çiftçi bütçeden 5.2 trilyon lira alacaklı

31 Ağustos 2026’da açıklanan ikinci çeyrek büyüme rakamlarına göre yine büyümüşüz. Ama milyonların bu büyümeden haberi yok. Çünkü büyümeden paylarını alamıyorlar. Onların gördüğü büyüme, etiketler üzerinde yazan fiyatlardan, yüksek enflasyondan ibaret.

Bir iktidarın ekonomik başarısının en yalın ölçütü marketteki fiyat etiketleridir. Ücretler artmadığı halde, etiketlerdeki fiyatlar büyüyorsa ortada ciddi bir ekonomik başarıdan bahsetmek mümkün değildir.

Açlık sınırı-asgari ücret makası büyüyor

Milyonlarca aile asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Asgari ücretli 2026 yılına net 28.075 lira asgari ücretle başladı. Ara zam yapılmadı. Asgari ücret hâlâ 28.075 lira. Ama dört kişilik bir ailenin mutfak masrafı her ay artıyor. Böylece açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makas her geçen gün daha da artıyor. Türk-İş tarafından açıklanan Ağustos verilerine göre dört kişilik ailenin açlık sınırı 37.388 liraya ulaştı. Açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki fark 9.313 liraya çıktı. Ocak ayında bu makas 3.149 lira idi. Neredeyse üç katına çıkmış durumda.

Kabul edilebilir gibi değil; asgari ücret, dört kişilik bir ailenin yalnızca mutfak masrafını bile karşılayamıyor. Yavru Vatan Kıbrıs’ta asgari ücret yılın ikinci yarısında artırıldı. Net 61.677 lira oldu. Türkiye’de ise enflasyonla eriyen asgari ücrete ara zam yok.

Bekar bir çalışanın 48.305 liralık yaşama maliyeti ise asgari ücretin 20 bin lira üzerinde. Yaşama maliyetinin 20 bin lira altında bir ücretle hayatta kalma mücadelesi vermenin izahı olabilir mi?

En düşük emekli maaşı veya çevresinde aylık alan milyonlarca emekli açısından tablo daha da ağır. En düşük emekli aylığı, açlık sınırının neredeyse 14 bin lira altında.

Gıda enflasyonunda dünya liginde şampiyonluğa koşuyoruz

Sorun yalnızca Türkiye’de gelirlerin yetersiz kalması değil. Gıda fiyatlarında da dünya sıralamasının en üstlerindeyiz.

Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de yıllık gıda enflasyonu TÜİK verilerine göre yüzde 33.79’a ulaştı. Türkiye Avrupa’da açık ara en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkelerden biri olurken, dünya sıralamasında ilk beş içerisinde yer alıyor.

Aynı gezegende yaşadığımız pek çok ülkede ise yıllık gıda enflasyonu ekside.

Peki bu tablo karşısında üretimin temeli olan tarıma ne kadar destek veriyoruz?

Tarım Kanunu hükmü açık: tarımsal destekleme bütçesi, gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 1’inden az olamaz. Ama kağıt üzerindeki hükümle gerçek arasındaki mesafe oldukça büyük.

2006-2025 döneminde Tarım Kanunu’nun öngördüğü destek tutarı yaklaşık 1 trilyon 899 milyar lirayken gerçekleşen ödeme yalnızca 524 milyar lira oldu. Ortalama destek oranı GSYH’nin yüzde 0.28’inde kaldı. Yani çiftçiye verilmesi gereken kaynağın yaklaşık dörtte üçü verilmedi.

Bu hesabı her yılı dolar kuru üzerinden yaptığımızda, 2006-2025 döneminde ödenmeyen destek tutarı 107.7 milyar dolara ulaşıyor. Bugünkü kurla yaklaşık 5.2 trilyon lira. 2026 yılı sonuçlanmadığı için bu yıldan kaynaklanan alacakları hesaba katmadığımızı belirtelim.

Faize giden para çiftçiye desteğin 786 katı

Bütçede faiz ödemeleri 2026’da devasa boyutlara ulaşıyor. Yalnızca temmuz ayında bütçeden faize ödenen tutar 326.8 milyar lira oldu. Aynı ay tarım destek ödemesi ise sadece 415.6 milyon lira. 2026 Temmuz ayında bütçeden faize ödenen tutar tarımsal destek için ödenen tutarın 786 katı oldu.

Bütçe verilerine göre Temmuz 2025’te çeşitli tarımsal destek kalemlerinden yaklaşık 4 milyar liralık ödeme yapılırken, Temmuz 2026’da aynı kapsamdaki ödeme 415 milyon lira civarında kaldı. Yüksek enflasyon ortamında tarıma yapılan destek ödemesi artmak bir yana düştü. 2026 yılı temmuz ayında yapılan destek ödeme tutarı bir önceki yılın temmuz ayına göre neredeyse onda birine düşmüş.

Sonra da marketteki fiyat artışını, mutfaktaki yangını konuşuyoruz. Daha çok konuşuruz.

Paramız olsa da alamayacağımız dönem bizi bekliyor

Çiftçinin gübresini, mazotunu, yemini, ilacını ve elektriğini pahalılaştırıp desteğini enflasyonun gerisinde bırakırsanız üretim maliyeti yükselir. Üretici ekmekten vazgeçerse, tüketici daha pahalı gıda almak zorunda kalır.

Bugün açlık sınırı asgari ücreti geçmişse, emekli maaşı açlık sınırının çok altında kalmışsa ve Türkiye dünyanın en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkeleri arasında yer alıyorsa tarım politikalarının masaya yatırılma zamanı gelmiş de geçmiştir.

Dünya öyle bir yere gidiyor ki; “Paramız var ki alıyoruz.” diyeme- yeceğiniz bir dönem bizi bekliyor. Farkında mısınız?

Yazarın Diğer Yazıları