Dağlara kar yağabilir

Galatasaray Spor Kulübünün 10 Ekim 2026 tarihinde yıllık olağan toplantısı Haliç Kongre Merkezinde yapılacak. Bu toplantıda Haziran 2025 ile Haziran 2026 arasındaki bir yıllık dönemi içeren faaliyet raporu, mali raporlar ve denetim kurulu raporları üyelerin onayına sunulacak.

Bu toplantıda ele alınacak mali konularda finansal bilgisi olan birçok Galatasaraylı üyenin değişik mecralarda rakamlar üzerinde detaylı değerlendirmelerde bulunduğunu biliyorum, okuyorum. Sizleri rakamlara boğmak, başınızı ağrıtmak istemiyorum. Ben, bana aktarılanlardan anladığım kadarını kısaca sizlerle paylaşmayı deneyeceğim.

Hâlihazırda Galatasaray tarihinin gördüğü en yüksek rakamlı bütçeyle karşı karşıyayız. Buna göre 31 Mayıs 2026 itibarıyla kulüp ve Sportif A.Ş.’nin toplam borcu yaklaşık 27 milyar TL. Bu rakama bir de futbolcuların ve teknik kadronun şarta bağlı hak edişleri tutarı olan 14 milyar TL eklendiğinde toplam taahhüt-borç yaklaşık 41 milyar TL’ye ulaşıyor. Yani yaklaşık 735 milyon euro. Bu rakamlara son transferler ile Leao ve Batrakov’un maliyetleri dâhil değil.

Burada en dikkat çekici durum, Galatasaray’ın 31.12.2021 tarihinde 13 milyar TL olan borcunun 31.05.2024’te 9,5 milyar TL’ye düşmesine, yani borcun Dursun Özbek’in ilk dört yılında azalmasına karşın, 31.05.2025’te birden 28 milyar TL’ye çıkması olarak göze çarpıyor. Bu ani artışın nedenlerinin ve futbol aklının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Diğer yandan açıklanan 2026-2027 bütçesinde gelir yaklaşık 7 milyar TL iken gider yaklaşık 9 milyar TL olarak belirlenmiş ve daha baştan 2 milyar TL bütçe açığı öngörülmüş. Daha önceki yıllarda bütçede öngörülen açığın her dönemin sonunda daha yüksek oranda gerçekleştiğini de düşünecek olursak bu rakamın 3 ile 6 milyar TL arasında olacağını öngörebiliriz.

Bütçedeki bir başka önemli konu ise 1 Temmuz 2026 itibarıyla sporcu stopaj iadelerinin yarı yarıya azalacağı bilgisidir. Bu nedenle önümüzdeki bütçe döneminde amatör branşların finansmanında sorunlar yaşanması ihtimali kuvvetle muhtemel görünüyor.

Bütçe konusunda bana fikrini söyleyen dostların genel olarak buluştuğu ortak nokta, Galatasaray’ın bu yıl mali bakımdan ciddi manada zorlanacağı yönünde. Söylediklerine göre Galatasaray’ın kombine ve loca gelirleri önceki yıllarda 2-3 sezonluk olarak satılmış, Puma ile olan sözleşmenin 5 yıllık geliri kredi karşılığında temlik edilmiş. En mühimi, yaşanan son borsa sorunu sebebiyle Galatasaray Mağazacılık A.Ş.’nin halka açılmasının zora girmesinin yanı sıra bazı sponsorların da bu işten etkileneceği ve Galatasaray’a olan desteklerinde sıkıntılar yaşanacağı konuşuluyor. Tüm bunların yanında Şampiyonlar Ligi’nde bu sezon geçen yıl elde edilen başarının ve buna bağlı gelirin de elde edilememe tehlikesi bulunduğundan bahsediliyor. Hesaplamalara göre bu yıl öngörülen gelirin ancak üçte birinin gerçekleşeceğini ve nakit akışında ciddi sorunlar yaşanabileceğini söylüyorlar.

Sanırım bu yılın mali bakımdan zor geçeceğini yönetim kurulu da biliyor olacak ki yeni gelir arayışlarına hız vermişler. Bunun ilk adımını Galatasaray Pazarlama A.Ş. atmış. Anladığımız kadarıyla Pazarlama A.Ş. tüm bayilerinden bir defaya mahsus 50 bin dolar tabela parası ve her yıl cirodan %5 isim hakkı payı talep etmiş. Bu yolla yılda yaklaşık 15 milyon dolar gelir elde etmeyi planlıyorlar.

Açık konuşmak gerekirse, rakamlar, finansal tablolar konusunda çok yorum yapacak değilim. Ancak genel makroekonomik nedenler kadar Galatasaray’ın özel durumları sebebiyle bu yılın zor geçeceğini ben de öngörüyorum. Zaten bu rakamlar daha ortada yokken kulübün yönetici kadrolarıyla yaptığım görüşmelerde kendilerine bazı telkinlerde bulunmuştum. Galatasaray’ın geldiği ekonomik büyüklükte, şu aşamada gelir bakımından üst sınıra yaklaştığını, bu bütçe rakamlarının sürdürülebilir olması için kontrollü bir konsolidasyona gitmenin en sağlıklı yol olduğunu, aksi hâlde yüksekten serbest düşüş yaşanabileceğini belirtmiştim. Dinleyen oldu mu? Elbette ki olmadı çünkü bu yönetim sürdürülebilir başarıdan çok ne pahasına olursa olsun başarı teorisini savunuyor. Biliyoruz ki varoluşsal devamlılıklarını, dönemsel “top çizgiyi geçti” olgusuna/algısına bağlamışlar. Bu yıl gönülden geçen ile aklın yolu çakışmasının sonucunu hep birlikte göreceğiz. Keşke her şey gönlümüzce olsa.

Bir dostumun uyarısıyla, faaliyet raporunda göze çarpan bir hususa daha değinmek isterim. Bana gelen bilgiye göre, Başkan Dursun Özbek kendisine tüzükle verilen yıllık 15 B grubu üye öneri hakkının 12'sini 2026 yılının ilk altı ayı için kullanmış ve yıl sonuna kadar 3 üye önerme hakkı daha kalmış. Şüphesiz ki bu hak ve yetkisini Başkan dilediği gibi kullanmak ve hiçbir açıklama yapmak zorunda değil. Buna mukabil, başkanın terzisini ve eşini aynı anda kontenjanından üye yapması sanırım bir kısım Galatasaraylıyı düşündürmüş. Ben bu konuda bir önermede bulunmayacağım, sadece konuyu aktarmakla yetineceğim.

Şu sıralar birçok irili ufaklı üye gurupları Galatasaray’ın son durumu ve geleceği hakkında bir araya gelip çalışmalar yapıyor, sorunlar ve çözüm yolları hakkında fikirlerini paylaşıyorlar. Bunların bir kısmı yakında birlikte hareket etmek üzere ittifaklar-platformlar kurabilirler. Bu konuda önümüzdeki günlerde daha somut gelişmeleri, sürpriz isimleri ve taze bilgileri sizlere aktarabileceğimi tahmin ediyorum.

Galatasaray’da 23 Mayıs'ta yapılan seçimlerin üzerinden henüz dört ay geçti. Bu süre zarfında yeni seçilen yönetim ciddi oranda yıprandı, çokça eleştirildi. Başkan Özbek, yönetim içi çekişmeler, transfer dönemi çalkantıları, mali problemler, üyelerle ilişkilerde sorunlar gibi aslında birçoğu kendisinin neden olduğu konularla ilgilenmek zorunda kaldı. Geriye bakınca, sevgi iklimi söylemi ile başlayan bir dönemin artık sonuna geldiğimizi ve yeni bir sürecinbaşlamak üzere olduğunu hissediyorum. Sevgi ikliminde Galatasaraylılar beklentileri karşıladılar, sevgiyi veren taraf oldular. Şimdi yeni bir mevsimin, yeni bir iklimin eşiğindeyiz. Bu, güven iklimi olsa gerek. Burada roller değişti, bu kez alacaklı taraf Galatasaray camiası. Özbek’in, Galatasaraylılara şeffaf davranması, gerçekçi bir eylem planı sunması, birlik ve beraberliği tesis edecek icraatlar yapması gerek. Aksi takdirde, güvendiği dağlara kar yağabilir, ciddi sorunlar yaşanabilir.

Yazarın Diğer Yazıları