Dertleri zevk edindim

Trajedinin Türkçesi faciadır; trajik ise feci demektir. Tiyatro oyunları, trajedi ve komedi diye ikiye ayrılırmış. Ben bunu Münir Özkul’u (1925-2018) seyrederken öğrenmiştim. Osmanlı Ermenisi Tovmas Fasulyeciyan (1843-1903) ülkemizin ilk tiyatrocularındandır. Tiradıyla ünlüdür. Münir Özkul bir oyununun sonunda onu anarken, kendisinin arkadaşlarına “Bugün ne oynayacağız, komedi mi yoksa facia mı?” diye sorduğunu söyleyince uyanmıştım. Tiyatro eserlerinin çoğunun konusu trajedi yani faciadır. Sinemada komedi oranı daha da düşüktür. Dram, konulu eserlere verilen genel bir isimdir. Televizyonlarda gösterilen filmleri bir düşünün. Hepimiz komediden daha çok, polisiye, gangster, casusluk, cinayet, sefalet, ıstırap, hastalık, hastane, mahkeme, haksızlık, hırsızlık, gaddarlık, geçimsizlik, aldatma, intikam, entrika, kötülük, sefalet, harp, isyan, gerilim hatta korku filmleri seyretmiyor muyuz? Hemen “maalesef bizde” ile başlayan bir cümle kurmayın. Bu gerçek Türkiye’ye özgü değil. Tüm dünyada müşterinin arzusu bu olunca sinema endüstrisi de bu tür filmler üretiyor. Size bir bilgi vereyim: 2025 yılında Türkiye 130 ülkeye 1 milyar dolarlık TV dizisi ihraç ederek dünya pazarında öne çıkmış. Bravo!

MÜJDE: SİZE İKİ KÖTÜ HABERİM VAR

Vatandaş zevk almak için film seyretmeye karar verdiğinde, dertli olanı tercih ediyor. Eh, bunu gören iktisatçılar da “dertleri zevk edinmişleri” tatmin amacıyla kıyamet kâhinliği (tellallığı demek daha doğru) yapıyor. Bu suretle ünleniyor. Bir iktisatçı, on defa kriz geliyor deyip hiçbirini tutturamasa bile asla yeni bir felaket öngörüsünde bulunmaktan vazgeçmez. Son zamanlarda yerli değil ecnebi ünlü iktisatçılar, insanlığı yaklaşmakta olan iki “facia” hakkında durmadan uyarıyor:

1. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsinde nüfus azalıyor. Bu yüzden yakın gelecekte sanayileşmiş ülkelerde, geçmişte yaşananlardan daha büyük bir “işgücü açığı” ortaya çıkacak. Özellikle yaşlılara bakacak insan bulunamayacak. Üstelik beher emekli başına düşen çalışan (prim ödeyen) kişi sayısı azalacağı için, sosyal sigorta sistemlerinin emeklilik fonları maaş ödemeye yetmeyecek.

2. YZ (Yapay Zekâ) inanılmaz bir hızda gelişiyor. YZ ile çalışan “sendikasız” robotlar, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışan insanların yaptıkları işleri üstlenecek. Bunun sonucunda beyaz yakalılar ve doktorlar dahil yüksek meslekliler arasında büyük bir “işgücü fazlası” ortaya çıkacak. İşsizlik artacak gelir dağılımı bozulacak.

BENDE NEŞE NE ARAR

Gördünüz mü felaketi? Hem işgücü açığı hem de işgücü fazlası aynı anda karşımıza çıkacak. Gel de dertlenme. Of ki of! Dünya nüfusu, halen 8.3 milyar. 1976’da 4.150 milyarmış. Dünya nüfusu 2079’da 10.3 milyara kadar çıkıp sonra azalacakmış. Fakir ülkeler nüfusça büyüyor, orta ve zengin ülkeler küçülüyor. Nüfusun azalacak olması dert değil. 1976’daki sayıya inse çok da iyi olur. Dert, göçler yüzünden Batı ülkelerindeki “muhacir-ensar” ilişkisinden doğan İslam-o-fobide. Yani medeniyetler çatışmasında. Çinliler ve Hintliler zaten İslam’dan hiç hazzetmiyor. YZ, bu tür soruna çözüm getirmiyor. Üstelik iktisatçılara göre YZ, çözdüğünden büyük sosyal sorun yaratacakmış. YZ özel sektörün elinde müthiş bir sömürü aracı oluyor, devlet topa girsin deniyor. YZ, devletin denetimine geçerse sen esas o zaman gör faciayı.

SON SÖZ: Derdini veren dermanını da verir.

Yazarın Diğer Yazıları