Devletin ayıbını bakana söylerken son derece üzgündü

Karanlık bir yıldı. Devletin bütün organları terörle mücadeleye katılmıştı. Bölücü terör örgütü 200-300 kişiyle karakollara saldırıyor, köy basıyor, sabaha kadar masum, silahsız insanları katlediyor, gün ışımaya başlayınca da inlerine çekiliyorlardı.

Teröristle mücadele edilirken, bir yandan da yeni olaylar yaşanıyordu. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 33 vatandaşımız, kaldıkları otelin yakılması sonucu dumandan boğularak hayatını kaybediyordu. Üç gün sonra Erzincan’ın Başbağlar köyünü basan teröristler de 33 vatandaşımızı katlediyordu. Bu, örgütün o yıllarda ne ilk, ne de son baskınıydı.

BAKAN GEMİCİ’Yİ ÇAĞIRDI

Hemen her olaydan sonra yetkililerin klasik açıklamaları vardır: “Vatandaşımızın kanı yerde kalmayacak, yaralar en kısa sürede sarılacak.” Ama, bunların çoğu “sözde” kalıyor. Başbağlar olayı da sözde kalıyordu. Değerli arkadaşım, meslektaşım merhum Tayfun Talipoğlu, köylülerin bu durumunu gündeme getirmekle kalmayıp, onların temsilcilerini Ankara’da bakanlıklara götürüp dertlerini anlatmalarına da aracılık yapıyordu. Onun çabalarıyla yol alınmaya başlanmıştı.

1997 yılına gelinmişti. Başbağlar köylüleri adına dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’i ziyaret eden köylüler, devletin kendilerine el uzatmasını istediler. Hasan Gemici de, bir ay önce sosyal güvenlikten sorumlu Devlet Bakanı olmuştu. Ecevit, Hasan Gemici’yi makamına davet etti, aralarında şu konuşma geçti:

-Hasan Bey, Başbağlar olayını hatırlıyor musun?

- Evet sayın Başbakanım, çok acı bir olaydı.

- İşte o köylüler geldi, devlet söz vermesine rağmen bugüne kadar bir şey yapmamış. Bu devletin ayıbıdır. Yakılan, yıkılan evleri yapalım.

- Baş üstüne efendim.

“BİZE ZİMMET ÇIKAR” DEDİLER

Hasan Bey, makamına geçti, bürokratlarını topladı, “Sayın Ecevit’in talimatı var; Başbağlar köyünü yeniden yapacağız” dedi. Bazı bürokratlar, bunun kendi görev alanlarına girmediğini, Bayındırlık, İmar ve İskan Bakanlığı’nın konusu olduğunu, yapmaları halinde imzası olan herkese zimmet çıkarılacağını söyledi.

Evet, dedikleri doğruydu ama o tarihte 39 yaşında olan Hasan Gemici, “Siz ne diyorsunuz arkadaşlar? Başbakan Yardımcımız talimat vermiş, ben bunu bazı kanun maddelerinin arkasına sığınıp yerine getirmemezlik yapamam” dedi.

O dönem, Recep Yazıcıoğlu da, Erzincan valisiydi. O da, “Biz bu işi Kemaliye Kaymakamı ile birlikte yaparız” dedi. Bakanlık karar aldı, ödeneği gönderdi ve 8 ay içinde de evler tamamlandı. Evlerin yapımıyla ilgilenen kaymakam Yavuz Selim Köşger, daha sonra önemli illerde valilik görevinde de bulundu.

ÇATIŞMA DEVAM EDERKEN

Bülent Ecevit, eşi Rahşan Hanım, Devlet Bakanı Hasan Gemici helikopterle , Başbağlar köyüne gittiler. Anahtar teslimi gözyaşlarıyla yapıldı. Evlerin eşyasız teslim edilmesi Ecevit’in içine sinmemişti. O gün, evlerin donatılması, tüm ihtiyaçlarının karşılanması talimatını da verdi.

PKK eylemlerini sürdürüyordu. Balkırı köyünde de teröristler evleri yakmıştı. Çatışmalar devam ediyordu. Ecevit o köye de gitmek istiyordu. Ancak vali, Bakan Hasan Gemici’ye güvenlik sorunu olduğunu, bunu Başbakan Yardımcısı Ecevit’e söylemesini istiyordu. Hasan Bey, ince bir politika uyguladı ve Ecevit’e, “Efendim, sayın valimiz size bir konuyu arz etmek istiyor” deyip sözü valiye bıraktı. Vali, zorunlu olarak durumu anlattı ve köye gidilmemesini önerdi. Ecevit, “Hayır Recep Bey, gidip görevimizi yapacağız” dedi ve o köye de gidildi.

ÖNEMLİ YOL ALINDI

Başbağlar köylüleri Ecevit’i, Hasan Gemici’yi, Recep Yazıcıoğlu’nu unutmadı. Onlar arasında hayatta olan Hasan Gemici’yi, 5 Temmuz 2023’te köylerinde yapılacak anma toplantısına davet etti. Hasan Bey, bunu Ecevit’e karşı da bir görev kabul etti ve Bodrum’dan yola çıktı. Hasan Bey, yapımında büyük emeği olan köyde üç gün kaldı.

Törene 15 partinin temsilcisi davet edilmişti. Konuştular, terörü lanetlediler, sözlerini “Bayrak inmez, ezan susmaz” diye tamamladılar. Köy ve çevresini dolaşan Hasan Gemici, tam bir cennet olan Barasor vadisini dolaştı. Köye, katliamın üzerinden 30 yıl sonra gitmişti. Köyün suyu getirilmemişti. Yolu bozuktu. Gemici, dönemin Erzincan Valisi Mehmet Makas’tan (Halen Düzce Valisi) yolun yapılması, suyun getirilmesini rica etti. Vali, köyün yapımında büyük emeği olan Hasan Gemici’ye “Hay hay” dedi ve sözünü yerine getirdi.

BÜYÜK SKANDALLAR DA YAŞANDI

O günleri yaşayan dönemin Başbağlar Köyü Güzelleştirme Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya ile dün konuştuğumda sanki katliam gününü yaşıyor gibiydi. Dikkaya şu iddialarda bulundu:

İnanın yakılan evlerin dumanı aylarca tüttü. Yangına müdahale edilmedi. Enkaz altındaki insanlara hiç ulaşılamadı. Duvarları sağlam olan evler iş makinalarıyla dümdüz edildi, bütün deliller karartıldı. Cenazelerin otopsisi yapılmadı. 585 boş Kalaşnikof mermi kovanı toplandı. Bunların da balistik kontrolü yapılmadı.

Cenazelerimizi, köy hizmetlerine ait kamyon ve iki pikapla üst üste konulup 30 kilometre uzaklıktaki Başpınar nahiyesine defnettik. Çünkü köyde kimse kalmamıştı. Terör endişesi devam ediyordu. Defin işlemi bitene kadar vali cenazelerin yanındaydı. Bize göre Başpınar katliamında iki şey amaçlandı:

Alevi-Sünni çatışması çıkarmak, ikincisi Fırat’ın doğusunu boşaltmaktı. Köyümüzde okul, cami, evler, ahırlar hiçbir şey kalmamıştı. Köyü terk etmediğimiz için bize öfke olduğunun da farkındaydık. Makamının önünde tam bir hafta bekleyip de görüşemediğimiz bakan olmuştu. Sağolsun Bülent Ecevit bizimle ilgilendi. Evlerin temeli atılırken, ‘Sivas olaylarını, iki gün sonra Başbağlar katliamını aynı karanlık güçler gerçekleştirdi’ demişti.”

Aslında Mehmet Ali Dikkaya’nın anlatacağı 33 yıl öncesine ait çok önemli ve hâlâ karanlıkta kalan olaylar var. Biz, Başbağlar’da hayatını kaybeden 33 kardeşimize de Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu acıların kolay kolay dinmeyeceğini de biliyoruz. Onlar unutulmasın. 33 yıl köylülerin neler düşündüğünü de yarın aktaralım.

Yazarın Diğer Yazıları