Diyet değişikliği, beyin tümörü tedavisini kolaylaştırabilir
Bilim insanları, ölümcül beyin tümörü glioblastoma ile mücadelede, tümör hücrelerinin kendi metabolik özelliklerini onlara karşı kullanmanın yeni bir yolunu keşfetti. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, diyette yapılan basit bir değişiklik, uygulanan kemoradyoterapi tedavisinin etkisini artırarak hayatta kalma süresini uzattı.
Nature dergisinde yayımlanan araştırma, Michigan Üniversitesi'nden onkolog Dr. Dan Wahl öncülüğünde yürütüldü ve tümör hücrelerinin nasıl farklı bir metabolizma yoluna girdiğini gösterdi. Sağlıklı beyin hücreleri glikozu enerji üretimi ve sinyal iletimi gibi temel işlemler için kullanırken, glioblastoma hücreleri glikozu neredeyse tamamen DNA yapıtaşı olan nükleotidleri üretmek için kullanıyor.
Bu fark, kemoradyoterapinin etkisini azaltıyor çünkü tedavi DNA’yı hedef alıyor ve tümör hücreleri, bu glikoz yönlendirmesi sayesinde hasar gören DNA’yı hızlıca onarabiliyor. Ayrıca bu hücreler, çevredeki dokulardan serin adlı amino asidi toplayarak büyümelerini sürdürüyor.
Wahl ve ekibi, bu durumu tersine çevirmek için fareleri serinden yoksun bir diyetle besledi. Böylece tümör hücreleri serin ihtiyacını tekrar glikozdan karşılamak zorunda kaldı ve bu durum onların nükleotid üretimini sınırladı. Sonuç olarak, kemoradyoterapi tedavisi çok daha etkili hâle geldi. Tedavi kombinasyonu uygulanan fareler, sadece kemoradyoterapi alan farelere göre daha uzun süre hayatta kaldı.
Çalışmanın yazarlarından Prof. Costas Lyssiotis’e göre bu strateji, insanlar üzerinde de düşük proteinli ve serinsiz besin takviyeleri ile denenebilir. Ancak tümör hücrelerinin metabolik yapısını hızla değiştirme yeteneği olduğu için bu hassas denge kısa süreli bir fırsat penceresi sunabilir.
Araştırmacılar ayrıca insan beyin tümörü hastalarından alınan doku örnekleriyle de deneylerini destekledi. Ameliyat öncesinde glikoz takviyesi alan hastaların hem sağlıklı hem de tümörlü dokuları moleküler olarak analiz edildi. Böylece glikozun hücre içindeki yolculuğu izlenerek hangi süreçlerin devrede olduğu ortaya çıkarıldı.
Elde edilen bulgular, sadece glioblastoma için değil, gelecekteki pek çok kanser türü için de diyet-temelli tamamlayıcı tedavi yaklaşımlarının kapısını aralayabilir. Wahl, “Bu bulgularla yola çıkarak insanlar üzerinde bir takip çalışmasına başlamak üzereyiz. Hedefimiz, bu yaklaşımı önümüzdeki yıl içinde hastalarımıza ulaştırmak” dedi.
Ancak araştırmacılar, diyet uygulamasının kemoterapi ve radyasyon tedavisine göre hastalar için daha karmaşık bir süreç olabileceğini de kabul ediyor. Buna rağmen, tümörün metabolik tercihlerini ortaya çıkaran bu araştırma, gelecekte kişiye özel beslenme protokollerinin geliştirilmesinin önünü açabilir.
Not: Bu haber yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Sağlıkla ilgili kararlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.