Son yıllarda bütçeden çok yüksek faiz ödemeleri yapılıyor. Merkezi yönetim bütçesinden yeni hükümet sistemine geçtiğimiz 2018 yılında 73.9 milyar lira faiz ödemesi yapılmıştı. 2026 yılı için öngörülen faiz harcaması 2 trilyon 741 milyar liradır. 2018 yılına göre artış oranı %3.606 olmuştur. Oysa 2018 Ocak-2026 Ocak dönemi TÜFE artış oranı %1013’tür. TÜFE artışını katbekat sollamış reel bir faiz yükü tırmanışıyla karşı karşıyayız.
Acı gerçek 1: Faizler, yatırımı solladı
2018 yılı ve sonrasında ivmelenen faiz harcamaları bazı acı gerçekleri ortaya koyuyor. 2018 yılı dahil önceki yıllarda bütçenin yatırım harcama tutarları, faiz harcamalarının üzerinde idi. 2018 ve sonrasında ibre tersine döndü. 2019 ve sonrasındaki tüm yıllarda istisnasız bir şekilde faiz harcamaları yatırım harcamalarının üzerine çıktı. 2026 yılında 2.7 trilyon liralık faiz harcamasına karşılık yatırım için ayrılan kaynak sadece 1.3 trilyon liradır. Yatırıma ayrılan kaynak, faiz harcamalarının yarısı bile etmiyor.
Acı gerçek 2: Her 100 liralık verginin 20 lirası faize
AKP iktidara geldiğinde vergilerin büyük bölümü faize gidiyordu. Tek başına iktidar olmanın avantajı, Kemal Derviş’ten devralınan bütçe disiplini ve ekonomik program, henüz bozulmamış denge ve denetim mekanizmaları, AKP’nin kendini ispat dönemi olması nedeniyle başarılı olma mecburiyeti gibi unsurlar ve uluslararası konjonktürün de etkisiyle bütçenin faiz yükü önemli ölçüde azaltıldı. Faize giden paraların yatırıma, cari harcamalara ayrılması imkanı doğdu.
Ama özellikle Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte denge ve denetim mekanizması zaafa uğradı. İlk dönemdeki pek çok kazanımlar kaybedildiği gibi daha da geriye gidildi. Garanti ödemeli projeler, seçime endeksli vaat ve harcamalar ile yanlış politikalar sonucunda bütçenin faiz yükü tekrar tırmanışa geçti. 2017 yılında bizlerden tahsil edilen her 100 liranın 10 lira 60 kuruşu faize giderken, 2025 yılında 18 lira 60 kuruşu faize gitti. 2026 yılında durum daha da kötü: Ödediğimiz her 100 lira verginin 19 lira 80 kuruşu faiz olup buharlaşacak.
Bütçede faiz artarken, yatırımlar düştü, çiftçinin destek ödemelerinin payı azaldı. Sosyal yardımlar oransal olarak aşağı çekildi. Özetle faize yapılan ödemeler altyapıdan, çiftçiden, soframızdaki ekmekten çaldı.
Acı gerçek 3: Faiz harcamaları ödeneği sollayabilir
Bütçede 2026 yılı faiz harcama öngörüsü 2 trilyon 741 milyar liradır. Ancak 2026 yılına çok yüksek faiz ödemeleriyle başladık. Yılın ilk dört ayına ilişkin bütçe verilerine göre her ay yapılan faiz ödemeleri şu şekilde:
- Ocak ayı faiz ödemesi 456.4 milyar lira,
- Şubat ayı faiz ödemesi 183.6 milyar lira,
- Mart ayı faiz ödemesi 235.9 milyar lira,
- Nisan ayı faiz ödemesi 257.6 milyar lira.
Aylık faiz ödemelerini tahayyül edebiliyor musunuz? Yüz milyarlar havada uçuşuyor.
İlk dört ayda 1 trilyon 133 milyar lira faiz ödemesi yapıldı. İlk dört aylık gerçekleşme trendini tüm yıla yayarsak yıl sonu faiz tutarı 3 trilyonun üzerine çıkıyor. Ancak ocak ayındaki yüksek faiz ödemesi yanıltıcı olabilir. Bu nedenle Hazine’nin önümüzdeki dönem borçlanma stratejisindeki faiz ödeme rakamlarından da yararlanarak ilk sekiz aylık faiz ödeme verilerine ulaştım. Hazine’nin projeksiyonlarına göre mayısta 123.6, haziranda 189.7, temmuzda 300.6 ve ağustosta 159.5 milyar lira olmak üzere dört ayda toplam 773 milyar lira civarında faiz ödemesi olacak. Bu durumda ilk 8 aylık dönemdeki faiz ödemeleri 1.9 trilyonu aşacak. Mevcut trenddeki ortalamayı tüm yıla uyarlarsak yıl sonu faiz harcama tutarı 2.8 trilyonun üzerine çıkacak gibi gözüküyor.
Özetle, yıl sonundaki faiz harcama tutarının bütçede yer alan 2.7 trilyonluk ödenek tutarının bile üzerine çıkması muhtemel. Umarız ödeneğin altına iner. Ancak, bu ummakla değil, doğru politikalarla gerçekleşecek bir durum. Bu konuda da ortada hiçbir emare yok.
Acı gerçek 4: Faizde durmak yok
Faiz harcamaları konusunda Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan tahminler önümüzdeki dönemde de yüksek faiz ödemelerinin devam edeceğini gösteriyor. Nitekim, OVP’ye göre 2027 yılında 3 trilyon 40 milyar lira, 2028 yılında da 3 trilyon 346 milyar lira faiz ödemesi söz konusu olacak.
Yukarıda bütçeden yapılan faizleri görüyorsunuz. Bir de Merkez Bankası bilançosunda yer alan faiz ödemeleri var. Merkez Bankası 2025 yılında 1 trilyon 66 milyar lira zarar açıkladı. Bu zararın 166.4 milyarı KKM’den kalan büyük ölçüde faiz giderlerinden kaynaklı. Aslında bütçedeki faiz yükü ile Merkez Bankası’nın parasal sıkılaşma maliyetleri aslında aynı madalyonun iki yüzü. Her ikisi de yanlış ekonomi politikalarının sonucu.
Faizde kurum, mekan ve zaman sınırları aşılmış, durmak yok, faize devam. Bizlere düşen ise faiz ödemeleri için Hazine’nin havuzuna vergi taşımak.