Ekrana bakma beyni nasıl etkiliyor?

Makalemiz The Washington Post’tan...

Bir akşam düşünün.

Elinizde telefon. “Bir video daha” diyorsunuz. Sonra bir tane daha. Derken uygulama sizi bir konudan ötekine savuruyor. Gülüyorsunuz, şaşırıyorsunuz, öfkeleniyorsunuz. Ama ertesi sabah bir şeyi fark ediyorsunuz... Dün ne izlediğinizi tam hatırlamıyorsunuz. Okumaya başladığınız kitabın üçüncü sayfasında dikkatiniz dağılıyor. Uzun bir yazıyı sonuna kadar götürmek zor geliyor.

Yeni moda deyimle “brain rot.”

Türkçeye kaba bir çeviriyle “beyin çürümesi” diyebiliriz. Abartılı bir ifade gibi duruyor. Ama bilim insanları bu alaycı kavramın içinde ciddi bir uyarı payı olduğunu söylüyor.

★★★

Akıllı telefonlar gerçekten beynimizi çürütüyor mu?

Kesin hüküm vermek kolay değil. Fakat veriler şunu gösteriyor...

Sürekli bölünen dikkat, kısa videolar arasında yapılan hızlı geçişler ve algoritmaların pompaladığı dopamin akışı, dikkat süremizi ve hafızamızı etkiliyor.

Kısa video platformları üzerine yapılan meta-analizler, yoğun kullanım ile daha zayıf bilişsel performans ve artan kaygı arasında ilişki buluyor. Özellikle “kısa format” içerikler, beynin derin odak gerektiren süreçlerine alışmasını zorlaştırıyor. Bir kitabın 20 sayfasını aralıksız okumak, artık 20 saniyelik bir videoyu izlemekten daha zahmetli geliyor.

Beynimiz aslında doğal olarak dikkat dağınıklığına yatkın. Evrimsel olarak bu bir avantajdı. Çalıların arasından gelen bir ses hayatta kalma meselesiydi. Ama bugün telefon bildirimiyle irkilmek, bizi aslanlardan korumuyor. Sadece zihni parçalıyor.

Asıl soru, bunun geçici bir alışkanlık mı, yoksa kalıcı bir değişim mi, olduğu...

★★★

2025’te yayımlanan ve 7 binden fazla çocuğu uzunlamasına izleyen Klinik Uygulamaya Aktarılan Psikiyatri Araştırmaları Derneği, daha fazla ekran süresinin beynin bazı bölgelerinde kortikal kalınlığın azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi.

Korteks dediğimiz dış katman; planlama, hafıza, karar verme ve dürtü kontrolü gibi “yüksek seviye” işlevlerden sorumlu. Aynı çalışmada yüksek ekran kullanımının dikkat eksikliği belirtileriyle de ilişkili olduğu bulundu.

Burada önemli bir uyarı var...

İlişki, nedensellik demek değil. Dikkati zaten daha dağınık olan kişiler telefonlarına daha fazla yöneliyor olabilir. Yani telefon mu dikkati bozuyor, yoksa dikkat sorunu olanlar mı telefona daha çok kaçıyor? Tavuk mu yumurta mı tartışması sürüyor.

Ama uyku konusu daha net.

Uzmanlara göre çocukların ve gençlerin yeterince uyumamasının bir numaralı nedeni gece ekran kullanımı. Oysa ergenlik dönemi, beynin beyaz maddesinin yoğun biçimde geliştiği bir evre. Uyku eksikliği bu gelişimi sekteye uğratabiliyor. Uzun vadede dürtüsellikten okuduğunu anlamaya kadar pek çok alanda düşüş gözleniyor.

Ekran süresi arttıkça, yatak odasına da ekran giriyor. Yatak odasına ekran girince, uykudan çalınıyor. Uykudan çalınınca, beyin fatura kesiyor.

★★★

Bir de işin yapay zekâ boyutu var.

MIT’den araştırmacı Nataliya Kos’myna ve ekibi, öğrencilerin yapay zekâ sohbet botlarıyla yazdığı kompozisyonları inceledi. Küçük örnekli ama çarpıcı bir çalışmaydı. Sohbet botunu yoğun kullanan öğrenciler, yazdıkları metinden hemen sonra bile kendi cümlelerini hatırlamakta zorlandı. Beyin taramaları, farklı bölgeler arasındaki işlevsel bağlantının daha düşük olduğunu gösterdi.

Kısacası, zihin zorlanmadığında bağlantılar zayıflıyor.

Kolaylık çağındayız. Arama motoru özet çıkarıyor. Sohbet botu yazı yazıyor. Video algoritması ne izleyeceğimizi seçiyor. Her şey sürtünmesiz, pürüzsüz, zahmetsiz.

Ama öğrenme dediğimiz şey zaten biraz sürtünme, biraz mücadele değil mi?

Nataliya “Sosyal medyada kısa video izleme alışkanlığınız varsa bir süre sonra 20 dakikalık bir YouTube videosunu izlemek bile size zul gelecek, kendinizi rahatsız hissedeceksiniz” diyor. Haklı çünkü daha uzun ve daha çok dikkat gerektiriyor.

★★★

Uzmanların önerileri basit ama radikal...

Yatak odasında ekran yok. Telefon gece başka bir odada şarj olsun. Gerçek bir çalar saat alın. Yapay zekayı bilinçli kullanın; her işi onlara devretmeyin. Sosyal medyada süre sınırı koyun ya da sorunlu uygulamaları silin.

En önemlisi ise kendinize “Ekranı ben mi kullanıyorum, yoksa ekran mı beni kullanıyor?” diye sorun.

“Brain çürümesi” belki tıbbi bir teşhis değil ama çağın ruhunu yakalayan bir uyarı.

Beynimiz plastiktir; değişir, uyum sağlar.

Kötü haber ise, sürekli bölünen dikkat düzenine de uyum sağlar.

İyi haber odaklanmayı, derin düşünmeyi, sabretmeyi de yeniden öğrenebilir.

Belki de mesele, teknolojiyi yasaklamak değil; ona biraz direnmek.

Çünkü insan zihni, anlamın derinliğinde büyür.

Yazarın Diğer Yazıları