Faiz mi, dolar mı, altın mı?

Birikimini değerlendirmek veya değer kaybetmesine engel olmak, sadece zenginlerin derdi değildir. Her insan, özellikle aile kurmuş erkekler veya kadınlar, geliri ne olursa olsun, kazandığı paranın bir kısmını yemez, biriktirir. Çünkü kalan ömründe, bugünkü kadar para kazanmaya devam edeceğinden emin değildir. Tedbirli insanlar, hastalık var sağlık var, elden ayaktan düşmeden kenara bir şeyler koyayım da ele güne muhtaç olmayayım der. Mesela Türkçede “kefen parası” diye bir deyim vardır. Kişi, öldükten sonra nasıl olsa cenazemi kaldıracak birileri bulunur. Onlar da herhalde beni kefensiz gömmez demez, kefenli gömülmeyi garantiye almak için para ayırır. Bu onurlu bir davranıştır. Birikimleri, faiz (kâr veya kira payı, hepsi aynı şeydir) veren mevduata veya tahvile bağlamak günümüzün en yaygın “tasarruf değerlendirme” yöntemidir. Öncelikle şunu zihinlere kazıyım. “Faiz fiyatı ile tasarruf miktarı” arasında bir ilgileşim yoktur. Çünkü tasarrufun saiki faiz elde etmek değil ihtiyatlı olmaktır (precautionary motive). Faizin çıkması veya inmesi, hane halkının toplam tasarruf miktarını değil, bunun “sabit getirili” ile “değer artışlı” tasarruf enstrümanları arasındaki dağılımını değiştirir. “Faiz yukarı-borsa aşağı”, “faiz aşağı-döviz yukarı” veya “faiz aşağı-emlak yukarı” tekerlemeleri bunu anlatır.

DÖVİZ FAİZ İLİŞKİSİ

İktisat ve finans alanlarında otorite olan akademisyen veya piyasa uzmanları, parası döviz olan ülkelerde yaşar. O ülkelerde “faiz inince döviz fiyatı patlar” diye bir konu yoktur. Bu sebeple Batılı iktisatçılar böylesi makaleler yazmaz. Biz ise mütemadiyen bunu işler dururuz. İki büyük küresel para birimi olan dolar ile Euro’nun çapraz kurundaki değişimlerin faizle güvenilir bir ilgileşimi yoktur. Cari açık bağımlısı ABD dolarının faizi, kırk yıldır Euro’nunkinden yüksek olmasına rağmen parite inip çıkmaktadır. Ama uzun vadede dolar az da olsa değer kaybetmiştir. Buna rağmen tasarruf değerlendirmede dolarlı kağıtlara yatırım yapmanın getirisi faiz farkı dolayısıyla daha yüksektir. Bir de dolar mı altın mı sorusu var. Altının fiyatı dolarla oluşur. Altın alan, aslında sabit getirisi olmayan dolar almıştır. Beklentisi, altının fiyatının artmasıdır. Uzun vadede ikisi de aynı getiriyi sağlamaktadır. Nakit dolarda kalınacaksa bununla Eurobond almak gerekir.

YÜKSEK FAİZ TASARRUFU AZALTIR

Makro yani ülke ekonomisinde (yaygın kanaatin aksine) yüksek faiz, tasarrufu azaltır. Yüksek faiz, yatırımların finansman maliyetini yükselterek düşük getirili olanlarını yapılamaz kılar. Bu yüzden dezenflasyonda tüketimin yanında yatırım harcamalarını da azaltarak ekonomiyi soğutmak amacıyla faiz yükseltilir. Milli gelir muhasebesinde yatırım, tasarrufla (I/S) özdeştir. Yatırım azalmışsa, tasarruf da azalmıştır. Nitekim faizin düşük olduğu ülkelerde, “yatırımın/tasarrufun” milli gelire oranı yüksektir. Yatırıma dönüşmeyen tasarruf, tasarruf değil âtıl varlıktır. Eski tabiriyle “iddihâr”, İngilizcesi “hoarding”dir. Türkiye gibi çift paralı (dual currency) ülkelerde ulusal paranın faizini yükseltmenin ekonomi üzerindeki etkileri karmaşıktır. Mesela dövizli borçlanmanın “efektif faizi” (yerel para cinsinden maliyeti) düşer. Esas gaye, hane halkının veya spekülatörlerin tasarruf amaçlı döviz talebini azaltarak döviz fiyatını baskılamaktır. Ancak bu baskılama halkta “döviz ucuz kaldı aniden yükselebilir” beklentisi yaratır. Bu yüzden tasarruf sahipleri, zararına da olsa dövizde kalır.

SON SÖZ: Beklentiyi yönetemeyen, beklenmeyenle karşılaşır.

Yazarın Diğer Yazıları