Fenerbahçe'de katılım az olur düşüncesi ile başlayan olağanüstü seçim süreci, rekor katılımın kıyısında tamamlandı. Kongrenin bir ayağı sosyal medya, diğer ayağı ise seçim meydanında yaşandı. 8 yıl önce 'bir şeyler değişmeli' düşüncesi ile rekor katılım ile 20 yıllık sürece son veren Fenerbahçeli kongre üyeleri, değişimden beklediğini bulamayınca yeniden yetkiyi Aziz Yıldırım'a verdi.
Hakan Safi'nin vaatleri gerçekten heyecan vericiydi. Özellikle sosyal medyada genç taraftarların desteğini çekmek için bu adım yeterli oldu. Ancak vaatlerin gerçeğe dönme ihtimali bir o kadar şüpheliydi. Mevcut ekonomik tabloda 250 milyon Euro harcama vaadinin yanı sıra Greenwood, Hakan Çalhanoğlu, Merih Demiral, Luis Suarez gibi isimleri transfer edebilmek 5 büyük lig özelinde bile kolay değil. Bu isimlerin maliyetlerinin nasıl karşılanacağı konusunda kongre üyeleri yeterince ikna olmamış ki sandıklar açıldığında ortaya çıkan fark beklentilerin çok üzerinde oldu.
Aziz Yıldırım cephesinde ise uçuk vaatler yerine, daha ayakları yere basan bir seçim politikası izlendi. Sosyal medyada bu tarzın çok karşılığı olmasa da seçim meydanında işler bambaşka seyretti. Eski futbolculardan kurulu futbol aklı, takımı bilen ve başkanın karışabileceği bir teknik adam tercihi, transferde biraz daha ekonomik tercihler ile alınan rekor oy, popülist söylemlerin kongrede bir karşılığı olmadığını gösterdi.
GÖRÜŞ AYRILIĞI VAR
Seçim yarışı bitti, sandıktan Aziz Yıldırım çıktı. Ancak şimdi Fenerbahçe'nin hem kendiyle hem de rakipleriyle yarışı başlıyor. Kongre bitiminde 15 gün içinde transferlerin büyük bölümünün tamamlanması sözü verildi. 2 forvet, bir sol bek ile perde açılacağa benziyor. Fenerbahçe'nin ilk hedefi, uzun yıllar hasret kaldığı Şampiyonlar Ligi'ne kalabilmek ve ön elemelerde sorun yaşamadan ilk engelini aşmak olmalı. Sarı lacivertli camia kör talihini bir noktadan kırmaya başlarsa, sonraki adımı atması da daha kolay olacak.
'Neymiş kendiyle yarışı' diyecek olursanız gelin, Aziz Yıldırım'ın birlik çağrısına hep beraber göz atalım. Kadıköy'de iç saha maçlarda uzun süredir görmediğimiz tribün desteğinin olduğu kongrede, '8 sene oldu neredesin' tepkisi boşuna gelmedi.
Zaman zaman Ali Koç başkanlığında yapılan birlik çağrısı, belki de Fenerbahçe'nin en kırılgan olduğu anlarda bizzat Aziz Yıldırım ve destekçileri tarafından görmezden gelindi. Camianın iki önemli ismi arasında şahsi gerginlikler yaşanması doğal, ancak kraldan çok kralcı olanlar ve şahısları kulüplerin önüne koyanların at koşturduğu bir ortamda, birlik çağrısı havada kalabilir. Burada Aziz Yıldırım'ın lider özelliği ve icraatleri ile camiada 7'den 70'e herkesi ikna etmesi elzem.
Özellikle Nihat Özdemir ve Tahir Kıran konusunda taraftar ve kongre üyeleri arasında derin görüş ayrılıkları var. '2011'den beri şike yapılmıyor' sözlerine gelen tepki üzerine özür dilemek yerine kulüp üyeliğinden istifa eden Nihat Özdemir'in geri dönüş dedikoduları ve Aziz Yıldırım'ın kürsüden kendisine sahip çıkması taraftarın aklının bir köşesinde illa ki yer edinmiştir. Aynı zamanda 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe'ye 'şikeci' diyen Tahir Kıran'ın da Aziz Yıldırım'ın yanında yer alması taraftarın travmalarını ister istemez tetiklemiştir.
'Herkesle beyaz sayfa açılacak' dendi ancak bu beyaz sayfanın önce taraftar ile açılması gerekiyor. Fenerbahçe camiası 'kol kırılır yen içinde kalır' modelini benimsemezse birlik ve beraberlik konusunda daha çok su kaldırır.