Kripto para (crypto coin/stable coin vb.), dijital para birimi (digital currency), zincirleme yaygın muhasebe (Blockchain ve Distributed Ledger), tokenleştirme (tokenization) bir süredir ekonomi jargonuna girmiş finans sözcükleri. Bu sözcükler bir şeyi yani ya bir aleti ya da bir kavramı temsil ediyor. Bu şeyler nelerdir? Hangi ihtiyacı karşılamak için icat edilmiştir? Daha da önemlisi, bunların olduğu bir evrende bizi bekleyen herhangi bir tehlike ve fırsat var mıdır? Bugün bu alanda gezineceğiz. Anlatacaklarım uygulamayla değil işin esasıyla ilgili olacaktır. Finans kelimesinin sözlük anlamı, sona erdirmektir. Sona eren şey bir alışveriş işlemidir (transaction). Bir alımın veya yatırımın parası ödenmiş, işlem sonlanmıştır. Finansın (finansmanın) geleceğe dönük tanımı ise planlanan alım veya yatırımın parasını önceden bulmaktır. Fuat Hocam “to finace is to find money” (finanse etmek para bulmaktır) derdi. Günümüzde finansın ufku çok genişlemiştir. Finans, para bulmaktan çok “para yaratmak” olmuştur. Hatta yatırımsız, üretimsiz adeta havadan servet yaratmaktır. Bu sayede Batı ülkelerinde finansçılar inanılmaz para kazanır. Girişte adları zikredilen finans aletleri bu ikinci amaç için geliştirilmiştir.
HAVADAN SERVET YARATMAK
Üç taşıyıcı sütun üzerine kurulu bir düzenekle bir anlamda havadan servet yaratılabilir: 1.İnsanların kumar oynama dürtüsünü gıdıklayarak, 2. Varlık fiyatlarının, varlıkların kısıtlı arzına ve konjonktüre bağlı olarak değişimini öngörerek, 3. Faizsiz veya düşük faizli vadesiz mevduat veya nakit paranın potansiyel faiz getirisini, tasarruf sahiplerine “nakit para ikamesi” hizmeti sunup ellerinden alarak. Aslında bankacılık endüstrisi de kârlılığını büyük çapta bu üçüncü sütundaki işi yaparak kazanıyor(du). Finansal teknolojideki gelişmeler bankacılığın avlak alanını daralttı. Nitekim Wharton School’un finans profesörlerinden Itay Goldstein, fakülte dergisinde çıkan makalesinde, Bitcoin başta bir “ödeme aracı” (means of payment) olarak düşünülmüştür, diyor. Kişiler nakit parayla Bitcoin alınca “yaygın muhasebe zincirinin bir halkası” olacak ve ödemelerini, bir aracı (mesela banka) kullanmadan “adam-adama” (peer-to-peer) yapacaktı. Ama Bitcoin’in sınırlı sayıda üretilebilir olması insanların kumar oynama isteğiyle birleşince, bu “şey” bir anda “servet saklama aracı” (store of value) oldu. Bitcoin denen “sanal varlık” servet saklama aracı olmakla kalmadı, fiyatının yarıya düştüğü son dönem hariç, yatırımcısının “oturduğu yerde katma değer yaratmadan yani milli geliri veya serveti büyütmeden” ferdi servet elde etmesine vesile oldu. Bu da milli servet ve gelir dağılımını bozdu.
DİJİTAL PARA VE TOKANİZASYON
Dijital para (digital currency), merkez bankalarının çıkardığı kâğıt veya kayıt paranın yine merkez bankası tarafından bilgisayarda üretilmiş kopyası yani avatarıdır. Yani resmi “stable coin”dir. Merkez bankasının dijital para çıkarması piyasadaki para miktarını artırıp enflasyona sebep olmaz, çünkü her dijital para bir yasal parayı piyasadan çeker deniyor. Pek emin değilim. Anladığım kadarıyla amaç ödemeler sisteminde bankaları aradan çıkartmaktır. Bunun maliyet tasarrufu yoluyla verimlilik artışı sağlayacağı iddia ediliyor. Taşınır veya taşınmaz varlık mülkiyetini “token” denen paylara bölüp, internet üzerinden tedavül eden bir “sanal para” (ödeme aracı) haline getirmeyi amaçlayan “tokenizasyon”u bir başka yazıda genişçe irdeleyeceğim.
SON SÖZ: Direnmeyi bırak, öğrenmeye bak.