Gelen gitmiyor acep nedendir

Sevgili okurlarım, bundan epeyce bir zaman önce Hürriyet gazetesindeydim. Gazete binasının bir otoparkı vardı ama yetersizdi. Nasıl bir çözüm bulmak gerektiğini düşünürken aklımıza bir fikir geldi.

Bizim binanın tam karşısında otoparkı büyük olan bir kuruluş vardı.

Adı TESKOMB.

Başkanı Abdülkadir Akgül.

Gazeteden iki arkadaşla birlikte kendisinden randevu alıp ziyaretine gittik ve bir ricada bulunduk. Onların binasının otoparkı boştu, acaba bizim gazetenin araçlarına orada yer verebilir miydi...

Bu arada sohbete koyulduk, laf lafı açtı. Başkan bey bize dostça şöyle dedi.

“Bakın ben uzun yıllardan beri başkanlık görevimi sürdürüyorum. Şimdi siyasete girdim. AKP’den aday olmayı düşünüyorum. Ama istesem buradaki görevimi uzun yıllar daha sürdürürüm. Bu gibi işlerde önemli olan size destek verecek delegeleri önceden ayarlamaktır. Bunu yaptınız mı iş biter. Ölünceye kadar başkan kalırsınız...”

Başkan bey dediğini yaptı ve ilk seçimde siyasete resmen girdi.

Başkan bey şimdi üç dönemden beri AKP Yozgat milletvekili.

Ancak durumu birkaç gün boyunca TBMM’de tartışıldı, iki yerden maaş aldığı ortaya çıktı. Hem başkanlıktan hem de milletvekilliğinden.

★★★

SÖZCÜ TV’de önceki akşam Ekrem Açıkel’in güzel bir programını izledim ve aklıma yukarıda anlattığım olay geldi.

Açıkel çeşitli sivil toplum kuruluşlarının başkanlığına seçilen bazı kişilerin o görevden uzun yıllar boyunca bir türlü ayrılamadığını anlatıyordu.

Bazı isimler stüdyodaki büyütülmüş tabloya yansıtılmıştı. Görünce şaşırmamak mümkün değildi.

Ekrandaki sıralama şöyleydi:

-TESK Başkanı Bendevi Palandöken 36 yıldan bu yana başkan.

-TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 25 yıldır başkan.

-TZOB (Türkiye Ziraat Odaları) Başkanı Şemsi Bayraktar 23 yıldır başkan.

-HAK İş Başkanı Mahmut Arslan 25 yıldan bu yana başkan.

-Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın. Yandaş memur sendikası başkanı 11 yıldan beri aynı görevde.

-Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da 11 yıldan bu
yana başkan.

★★★

Burada hemen belirteyim, iyi niyetle hazırlanan bu tablo aslında çok eksik...

Zaman olsa ve iyi araştırılsa ortaya daha nice böyle başkanlar çıkar. Bazılarını biliriz, bazılarının ismini bile duymuşluğumuz yoktur.

Bu durum özellikle sendikalar açısından böyledir.

Gelen ya da bir kez seçilen bir daha kolay gitmez!..

Çünkü delege ayarlamaları çoktan yapılmış ve iş böylece sağlama alınmıştır.

Her genel kurula çok sayıda bindirilmiş delege kıtaları getirilir, yapılan göstermelik oylamalarda mutlaka yine aynı kişi ekibiyle birlikte seçilir.

★★★

Bu sivil toplum kuruluşlarının elinde hem yetki hem de sonsuz para vardır. Örneğin TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na bakalım.

Elinde muazzam miktarda bir para gücü vardır. Kuruluş, yapısı gereği iktidarın sözünden çıkmaz, çıkamaz.

Yarın iktidara CHP gelse onların dümen suyuna girmek zorunda kalacaktır.

TOBB hiç kuşkusuz Türkiye’nin parası en bol olan kuruluşudur. Yüzlerce milyar lirayı kullanır ve iktidar ne derse onu yapmak zorundadır.

Böyle bir görevde 25 yıldan bu yana kalmak öyle her babayiğidin harcı değildir. Makamda kalabilmek epeyce ‘esnek’ olmayı gerektirir!

Açıklanan tabloya göre bir konudaki rekorun sahibi TESK Başkanı Bendevi Palandöken. Boru değil, tam 36 yıl...

Onu TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) Başkanı Şemsi Bayraktar 23 yılla izliyor.

Memur-Sen iktidarın sözcülüğünü yapan, iktidar yandaşı bir kuruluş. Memurların sorunlarını AKP iktidarının söylemleri doğrultusunda çözmeye (!) çalışan bir başka örgütlenme.

İşin devamında karşımıza sendika ağalığı çıkıyor.

Ancak az önce de söylediğim gibi bu liste epeyce eksik.

Kapsamlı bir araştırma yapılsa böyle daha nice kuruluşlar ortaya çıkacak. Ekrem Açıkel arkadaşımız bu konuda ilk adımı atmış oldu. Umarım gerisi gelir.

★★★

Bu gibi kuruluşların başında olanların bazı avantajları da çok büyüktür. Bu konuda değişmez kurallar vardır.

Her şeyden önce maaşları çok yüksektir.

İkincisi, bu kuruluşların lüks makam araçları vardır. Bunlar sadece ve sadece yönetimin emrindedir.

Üçüncüsü, bunlar her türlü lüks harcamayı yapma yetkisine sahiptir.

Bunların denetimi neredeyse sıfır düzeyindedir. Böylece bu kurumlar her türlü yolsuzluğa da açıktır.

Maaşları ve lüks harcamaları TBMM’de tartışma konusu olsa bile yanıt verilmez ve bir sır olarak kalır.

Yani kısaca, bu işin Türkçesi şudur.

Acayip yüksek maaşlar, lüks makam araçları, lüks yaşamlar ve sıfır denetim.

Yazının başlığında “Gelen gitmiyor acep nedendir” diye sormuştum.

Böyle ballı yerlerden gidilir mi yani!

Yazarın Diğer Yazıları