Gençliğin sırrı bu molekülde gizli

NAD yediğimiz besinleri hücrelerimizin kullanabileceği enerjiye dönüştüren dönüştüren ve hücre onarımını sağlayan bir moleküldür ve hücre onarımını sağlayan bir moleküldür. Vücutta fazlaysa bizi genç tutar . Vücutta fazlaysa bizi genç tutar.

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. Çoruhlu, Sözcü TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun konuyla ilgili sorularını yanıtlıyor… Dr. Çoruhlu, longevity eşliğinde daha uzun, daha verimli, daha keyifli yaş almanın sırlarını anlatmaya devam ediyor. Çoruhlu bu kez, longevity dünyasında öne çıkan moleküllere dikkat çekti.

Soayal medyada da “NAD şöyle önemli, böyle önemli” diye kıyamet kopuyor… Fakat ‘canım bunu biz alamayız ki, ağızdan olmaz, çok nazik bir molekül falan. Kanda da ölçmek stabil değil. Nasıl destekleyeceğiz?’ deniyor. Bu NAD nereden geliyor? İşte şunu yedim, bunu yedim, ara basamakları var; triptofan, işte B3 vitamini gibi... Orada sana en baştan bir ileri basamak gösteriyor, diyor ki “Bunun Nikotinamid Ribozit (NR) diye yazılan da bir öncülü var.”

Dolayısıyla NAD’ı alamıyoruz ama NAD’a yatırım yapsın diye NR’ı artırabiliyoruz. Tabii patentli öncül kullanmak lazım. Farklı isimli öncüller de var. O kadar trend ki, yani aslında ben düz olarak biyokimya bilgisinde triptofan da NAD öncülüdür derim. Bir de derim ki “Canım bunlar da bir B3 verseler yetecekken bak amma işi uzatıyorlar.” Peki longevity dünyası ne yapmak istiyor? En son noktaya gidecek, bütün olayları bypass edecek, hedefe direkt etkileyecek şey bulmak istiyor ya, zaten bilimdeki ekstra avantaj bu.

YAŞLANMAYI FRENLEYEN ÖZEL MOLEKÜLER

Sadece longevity dünyasıyla konumlandırılmış moleküller var. Bir de başka bir hastalık için kullanılan, bildiğimiz işte FDA onayı, Sağlık Bakanlığı onayı olan ve “acaba longevity’ye de destek olur mu?” dediğimiz moleküller var. Yani birileri daha gıda takviyesi düzeyinde ama direkt o yolaklarla ilgili üstüne çalışılmış; diğerleri de başka hastalıkların konusuyken işte “Şekeri tedavi ediyor” diye konumlandırılan bir ilacı biz bu tarafa alabilir miyiz? Buna repozisyon deniliyor, yani amacı değiştirmek. Neden buna ihtiyaç var? Örnek veriyorum, mesela konuşuyoruz ya işte “Kolajen iyi bir şey de C vitamini onu artırıyor.” Onun gibi… Bunlar özel moleküller oluyor işte NAD’lar, NR’lar, resveratrol’ler, kalsiyum alfa-ketoglutarat falan bu gruba giriyor. Yıllardır rafta olan, ilaç olarak konumlanmış, gayet de güzel işini yapan moleküllere bir de yaşlanma bilimi olarak baksak ne olur? Dolayısıyla hastalık olmadan da bunları kullanırsak yaşlanma yolağı azalır mı diye bakıyorlar. Mesela Aspirini dolaşım için alıyoruz, sonra diyorlar ki “Kolon kanserini azaltıyor.’’

NAD NEDEN ÖNEMLİ

NAD olmazsa olmaz mı konusu var. Yediğimiz besinleri hücrelerimizin kullanabileceği enerjiye dönüştüren, hücre içi onarımını ve yaşlanma karşıtı süreçleri yöneten NAD’ın yoksa hücrelerin hayatta kalmak ve çalışmak için ihtiyaç duyduğu temel enerji molekülü olan ATP’yi üretemiyorsun. Moleküler olarak her vücutta olmak zorunda çünkü iş dönmüyor, ATP yok. Yani can yok gibi bir şey oluyor. Bilim insanları “Biz yaşlanmayla hücrenin içinde NAD’ın fonksiyonunun azaldığını görüyoruz” diyor. Yaşlanmayla hücrenin içindeki sistemlerde NAD’ın aşağıya kaydığını görüyoruz diyor. Bunları birleştirdiğinde “Biz bunu yerine koysak mı nasıl olur?” gibi bir cümle ortaya çıktığında bu hemen bir antiaging molekülü olarak piyasaya çıkıyor. Özetle NAD ne yapar? Bir, yemek yemenin enerjiye dönüşmesi konusudur; iki DNA tamiridir. DNA’da özel bir tamirdir. Her tamir değil, özel bir tamir. Dolayısıyla vücudun hayatta kalma, rejenerasyon, DNA tamir modudur.

BİR ÖZEL MOLEKÜL DAHA

CAAKG yazan kalsiyum alfa-ketoglutarat… Bu da hızlı yaşlanmayı nasıl yavaşlatırım diye konumlandırılmıştır… Çok çok özel bir moleküldür. Vücudun pasını söken bir antioksidan. Glutatyonun lafı da çok geçiyor. Ona da böyle master antioksidan falan deniyor. Onu da şöyle düşünmeniz lazım: paslanıyorsan bunun bir cevabı var vücutta. Bunun cevabı glutatyon. Kir pas sökücüdür. Kendisi molekül olarak öyle. O da yaşla azalıyor. Özetle lipozomal glutatyonu, kalsiyum AKG’yi, rapid olarak D’nın bu versiyonunu, trans-resveratrolü ve NR’ı “Elimizde bunlar var”a koyduk.

YAŞAM TARZINIZI DA GÖZDEN GEÇİRİN

Bu takviyeler şüphesiz hayat kalitesini arttırıyor, birçok süreci bypass ediyor, ortadan kaldırıyor. Ancak bazı temel doğrular da önemli. Gece yememek, iyi uyumak, egzersiz yapmak ve D vitaminini yüksek tutmak gibi.

HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILACAK

Ben bundan 5 sene sonra MS’ler, ALS’ler, tümörlerin tedavilerinde bunun yapılacağını medikal olarak öngörüyorum. Yani bir otoimmün hastalık, nörolojik hastalık veya onkolojik hastalıkta var ya işte “O kemo, bu nöral, işte bu immünsupresan.” Bunların yanına D vitamininin kendisi ve bu özel suda eriyeni yetmez, reseptörlerle de bunları birbirine bağlayalım cümleleri olacaktır.

KANSIZLIK YAŞLANDIRIR

Anemi aging’dir, anti-longevity karşıtıdır. Mesela bunu normalde böyle bağlamazsan insanlar anlamıyor. Bir kadının eğer demir eksikliği anemisi diye bir anemisi varsa aslında hızlı yaşlanıyordur. Eritrosit sayın, işte MCV bir sürü ayrıntısı var, hemoglobin, hematokrit; senin en ücra köşene hammadde, yakıt için ve oksijen gidecek ya, bu işi bunlar yapıyor. Eritrositler, kanını kestiğinde gördüğün kırmızı şeyler, bunların işi temelde oksijeni taşımak.

Eğer oksijen taşıyıcı kamyonlar, eritrositler azsa, sen süper sağlıklı beslensen de hedefe oksijen götüremediğin sürece yaşlanman hızlanır demektir. İnsülin yüksekliğinde de yaşlanma hızlanır.

ŞEKER VE TANSİYON İLAÇLARI ÖMRE YAZAR

BİR de bazı ilaçlar ömrü uzatır. Kolesterol ilacını kullanasın yok, yükseldi kolesteroller, trigliseritler; konu ne, pıhtı. Pıhtı nasıl olacak, basınç; basıncın kaynağı ne, tansiyon. Demek ki o orada pazarlıksız bir şey yani, tansiyon ilacından hiç yani o pazarlığa açık değil bence hayatta kalmak açısından. Şeker ilacı, tansiyon ilaçları ömre yazar.

'İLAÇ KULLANMAK İSTEMİYORUM' DEMEYİN!

Tabii ki işte çok yüksekse, plaklarım varsa bunun kolesterol ilacı var, başka ürik asit için ilaç var mesela. Ürik asit hem damarlara hem eklemlere zarar veren bir şey. Trigliseritlerin çok yüksekse, onlar karaciğer yağlanması yapıyorsa orayı kesen ilacı almayacak mısın? Mesela hastalar şöyle de diyebilir: “Benim safra kesem için işte biraz rahatsızdım, doktorum şunu bana verdi ilaç olarak, kullanmadım.”

Halbuki o işte safra çamuru, safradaki akışın azalması falan konularında verilen bildiğimiz ilaç gibi olan moleküller aslında detoks molekülü. Niye? Safrayla atılan ne, karaciğerden gelenler. Oradaki akışı artırsın diye verilmiş bir şey “İlaç kullanmak istemiyorum” diye reddedilmemeli.

Şeker ilacı verilmişse onu, mesela işte erkekte böyle kalp, tansiyon varsa en azından aralıklı olarak yine doktoruna sorarak bir Aspirin kullanımını, işte gece yatarken “Uykum zor, şu bu, diş sıkıyorum” hemen oraya bir magnezyumu almak gerekebilir ki çok uygun fiyatlıları var. Sonra sindirimdi, bağırsaktı konuları varsa işine gelen onda yarayan bir probiyotiği günlük hayatıma eklerim.

İşte güzel bir Omega-3 olabilir, gözü çok koruyan bir şeydir, Ben de özellikle göze de yarasın ve beyne de yarasın diye bir formülü yapmıştım. Yani Omega-3’ü de sayabiliriz.