Hala yazılacak hikaye var!

24 yıl sonra Dünya Kupası’na gittikten sonra doğal olarak ilk maçta çok büyük bir coşku, ve iyi bir başlangıç bekledik. Fakat İlk maçlar çoğu zaman takımların gerçek gücünü değil, hazır olup olmadığını gösterir. Milli Takımımızın Avustralya karşısında aldığı 2-0'lık mağlubiyet de tam olarak bunu ortaya koydu. Skordan çok, sahadaki görüntü düşündürdü.

En büyük problem fiziksel mücadeleydi. Rakibimiz ikili mücadelelerde daha güçlü, daha diri ve daha istekliydi. Biz ise özellikle ikinci toplarda geç kaldık, temposu yükselen oyunda ayakta kalmakta zorlandık. Fiziksel olarak oyunun içinde kalamadığınız anda, sahip olduğunuz kalite de bir anlam ifade etmiyor.

Zaten uzun süredir hissedilen santrfor eksikliği bu karşılaşmada da net şekilde ortaya çıktı. Rakip kaleye gitmekte zorlanan millilerimiz, hücumda üretkenlikten uzak bir görüntü çizdi. Başta Barış ve Kerem olmak üzere büyük beklentiyle sahaya çıkan yıldız isimler ise ilk sınavda beklenen performansı sergileyemedi.

Şimdi ise sırada kader niteliğindeki Paraguay karşılaşması var. Neredeyse "tamam mı, devam mı?" niteliği taşıyan bu mücadelede en önemli konu, oyuncuların mental olarak ayağa kalkabilmesi. Teknik ve taktik kadar, zihinsel hazırlık da belirleyici olacak.

Elbette onlar da sosyal medya kullanıyor, yapılan eleştirileri görüyor ve bundan etkilenmemeleri kolay değil. Ancak 24 yıl sonra yeniden bu büyük sahnedeysek, dış sesleri bir kenara bırakıp sadece sahaya odaklanmaları gerekiyor. Çünkü bu forma, baskının da sorumluluğunu taşımayı gerektirir.

Umarız Millilerimiz de bu mağlubiyeti bir son değil, yeni bir başlangıç yapma fırsatı olarak görür. Çünkü bu turnuvada hâlâ yazılacak bir hikaye var. O hikayenin mutlu sonla bitip bitmeyeceğine ise artık sahadaki mücadele karar verecek.

Yazarın Diğer Yazıları