Hamaney rejimi: Aile, vakıf, açlık

Tahran’da dün sabah...

Kepenkler yarıya kadar inmiş. Büyük Çarşı’nın taş koridorlarında ayak sesleri yankılanıyor... Bir sokak ötede göz yaşartıcı gazın keskin kokusu hissediliyor.

Genç bir kadın adı önemli değil, çünkü artık tek bir isimden bahsetmiyoruz telefonunun ekranını kapatıp kalabalığa karışıyor. O gün sadece öfkesini değil, hakikati de yanında taşıyor. “Bu ülkede bir ömür çalışıp ay sonunu getiremeyen milyonlar var. Ama görünmeyen bir kasanın anahtarı hep aynı elde...”

★★★

Bu isyanın nedeni mollaların dini istibdat rejimini çoktan aştı; ekmek, kira, ilaç da eklendi.

İran’ın nüfusu 91 milyon. Ama bir ülkede kalabalık olmak, tok olmak demek değil. Kâğıt üzerinde, her 5 kişiden 1’i yoksul. Yoksulluk oranı yüzde 22.

Ama sokağın dili daha sert. İran’da her 10 kişiden 4’ü “bugün sofraya ne koyacağız” kaygısıyla yaşıyor. Halkın yüzde 39’u et, süt, yumurta gibi gıdalara düzenli olarak erişemiyor.

Üstelik tablo bununla da bitmiyor. Yüzde 6.8’lik bir bölüm kronik yetersiz beslenmeyle boğuşuyor. Yüzde 5.9 içinse mesele “zorlanmak” değil, bizzat açlık.

Enflasyon resmi yüzde 48, gayri resmi yüzde 87. Ambargo altındaki ülkede kredi kartı da geçmiyor. Öyle destek hesap falan da yok.

Şimdi bu tabloya “ücret”i koyun. İran’da 2025 İran yılı için asgari ücret, Yüksek İş Konseyi kararıyla aylık 110 dolar.

Financial Times’a göre maaşlar aylık 200 ila en çok 500 dolar.

Emekli cephesinde ise tablo daha vahim. Aylık emekli maaşları 100 dolar. Bakmakla yükümlü çocuk ya da eşin varsa en fazla 123 dolar.

Bugün protesto meydanlarında duyduğunuz cümlelerin arkasında işte bu aritmetik var.

★★★

Peki sokaktaki genç kadınların “görünmez kasa” dedikleri ne?

İran’da paranın önemli bir bölümü, seçilmiş hükümetin bütçesinden değil; “vakıf” görünümlü, hesapları şeffaf olmayan dev yapılardan akıyor. En kritik düğümlerden biri “Setad.”

İran dini lideri Ali Hamaney, Setad üzerinden 95 milyar dolarlık bir imparatorluğun sahibi. Bunun 52 milyar doları gayrimenkul, 43 milyar doları şirket hissesi. (Reuters)

Setad’ın büyümesi; binlerce mülke el konulması, bu mülklerin mahkeme kararlarıyla “terk edilmiş” sayılıp satılması ya da geri almak isteyenlerden bedel talep edilmesi istenmesi gibi mekanizmalarla ilerliyor. Vakıf ayrıca finans, petrol, telekomünikasyon gibi pek çok sektörde de pay sahibi.

Setad’ın hesapları kapalı. “Hayra ne kadar gidiyor” belirsiz. Fakat bu kaynak, dini lidere parlamento ve ulusal bütçeden bağımsız hareket alanı sağlıyor. “Rejimin sigortası” dedikleri tam da bu.

Yani kasayı tutan, siyaseti de tutuyor.

★★★

Ama bu “görünmez kasa” yalnızca bir vakıf meselesi değil. Bir de aile var.

Hamaney’in çocukları, rejimin ekonomik ve siyasal damarlarının tam ortasında duruyor. En çok da ikinci oğlu Mojtaba Hamaney. Resmi bir unvanı yok; ama adı, protestoların bastırılmasından bugünkü halef tartışmalarına kadar her kritik eşikte geçiyor. İran kulislerinde “gölge lider” denmesinin nedeni de bu.

Mojtaba’nın serveti 3 milyar doların üzerinde. Bu servetin önemli bir bölümünün Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye, Venezuela ve bazı Afrika ülkelerindeki bankalarda tutulduğu; ayrıca 300 milyon dolarlık altın ve elmas varlığı olduğu ileri sürülüyor.

Muhalif kaynaklar, Mojtaba’nın Meşhed’de geniş araziler satın alıp şahsi mülküne dönüştürdüğünü, Tahran’ın en gözde bölgelerinden Abbasabad’da ise devletten “hibe” adı altında arsalar edindiğini yazıyor.

Üçüncü oğul Mesud Hamaney, babasının ofisine bağlı çok sayıda kurumun başında. Mesud’un Fransa ve İngiltere’deki banka hesaplarında 400 milyon doların üzerinde, İran bankalarında ise 100 milyon dolar civarında varlığı var. Daha somut olan ise şu... Renault’nun İran’daki satışlarının tek yetkili distribütörü Hamaney ailesi. Bu tekelin başındaki isimse Mesud; en küçük kardeş Meysem Hamaney de ortağı...

Meysem, İran’ın köklü bazari (çarşı tüccarı, sarraf) ailelerinden birinin kızıyla evli. Renault araç satışı başına aldığı komisyonlarla toplam servetinin 200 milyon doların üzerinde olduğu öne sürülüyor. İran’da otomobil almak neredeyse lüks sayılırken, bu lüksün kapısını tutan isimlerin “dini liderin evlatları” olması tesadüf değil.

Hamaney’in büyük kızı Büşra Hamaney, babasının ofisinde üst düzey görevlerde bulunmuş bir bürokratın oğluyla evli. Tahran’da hala anlatılır... Çocukken okula gidiş güzergâhı trafiğe kapatılır, sınıf kapısında korumalar beklerdi. Büşra’nın kişisel servetinin 100 milyon dolar olduğu dile getiriliyor.

Küçük kız Hüda Hamaney ise seçkin bir dini aileye gelin gitmiş; lüks giyim ve mücevhere düşkünlüğüyle tanınan, Tahran’da elitlere hizmet veren bir güzellik salonunun sahibi. Onun serveti için de 100 milyon dolar rakamı konuşuluyor.

Aileyle de bitmiyor. Hamaney’in damadı üzerinden akrabalığı bulunan eski Meclis Başkanı Gulam Ali Haddad-Adel, Tahran’ın en değerli bölgelerinden birinde, değeri 100 milyon doları bulan bir mülkü vakıf mallarından sembolik bir kira karşılığında kullanıyor. Yine Hamaney’in yeğeni Hasan Hamaney, İran devlet televizyonunun teknik altyapı ihalelerinde söz sahibi. Sony’nin İran temsilciliğini tekeline aldığı, devlet televizyonunun yıllık ekipman alımlarından her yıl milyonlarca dolar kazandığı rapor ediliyor.

İşte sokaktaki öfkenin adresi tam olarak burası.

Bir yanda 110 dolarlık asgari ücret, 100 dolarlık emekli maaşı, iş ve aş bulamayan milyonlar...

Öte yanda çocukları, damatları, yeğenleriyle birlikte vakıf kılıfı altında ülkenin servetini dolaşıma sokan bir aile düzeni.

Ve sokak bunu artık görüyor.

Yazarın Diğer Yazıları