Hantavirüs salgına dönüşür mü?
Hollanda bandıralı bir yolcu gemisinde ortaya çıkan Hantavirüs küresel çapta endişeye yol açtı. Akciğerleri hedef alan ve ölümcül olan virüsün bir salgına yol açıp açmayacağı merak konusu.
Hollandalı bir şirkete ait olan Hondius adlı yolcu gemisiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kişinin hayatını kaybetmesi, virüsün vücut sıvılarında tespit edilmesi korku yarattı. Şimdi gözler bu virüse çevrildi…
En çok da salgına dönüşmesinden endişe ediliyor.
‘’Hantavirüs, özellikle kemirgenler aracılığıyla bulaşan ve insanlarda ciddi solunum sistemi tutulumuna yol açabilen bir enfeksiyon etkenidir. Hastalığın ortaya çıkışında çevresel temas ve yaşam alanı koşulları önemli rol oynar’’ diyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vefa Öztürk, bu virüsle ilgili merak edilenleri anlattı...
Kontrollü alanda beklenmeyen bulaş
Gemi gibi lüks ve kontrollü bir ortamda kemirgen kaynaklı bir virüsün bu kadar yıkıcı etki oluşturmasının temel nedeni, kemirgen kontrolünün yeterli düzeyde sağlanamamasıdır.
Gemi, otel ve bakımevi gibi toplu yaşam alanlarında kemirgen kontrolünün düzenli ve etkin şekilde yapılması zorunludur. Çünkü yabani hayvanlar çeşitli hastalıkların taşıyıcısı olabilir ve nadir de olsa ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Bu tür ortamlarda sorun çoğu zaman riskin tamamen ortadan kaldırılmamasından kaynaklanır.
Pandemi olasılığı var mı?
Kemirgen kaynaklı bu tür enfeksiyonların hızlı yayılması beklenmez, çünkü insandan insana bulaşma oranı oldukça düşüktür. Burada temel bulaş yolu kemirgenler, özellikle de farelerdir. Bu nedenle hastalığın yayılım dinamiği, Covid-19 gibi solunum yoluyla hızla insandan insana yayılan enfeksiyonlardan farklıdır. Bununla birlikte, geçmişte olduğu gibi şehirlerde fare popülasyonunun artması ve gerekli kontrollerin yetersiz kalması durumunda salgın riski ortaya çıkabilir.
Günümüzde kemirgen ve yabani hayvan kontrolü çok daha etkin şekilde yapılabilmektedir.
Düzenli denetim ve koruyucu önlemler sürdürüldüğü sürece, Hantavirüs’ün Covid benzeri hızlı yayılan bir pandemi oluşturma ihtimali düşüktür.
Seyahatler artıyor risk yükseliyor
Uluslararası limanlardaki sağlık taramaları genel olarak yeterli düzeydedir. Ancak yeni virüslerin ortaya çıkması ve seyahat sıklığının artması, bulaşıcı hastalıkların farklı ülkelere yayılmasını kolaylaştırmaktadır.
Günümüzde hızlı ve yoğun seyahat imkânı, virüs ve bakterilerin ülkeler arasında taşınma riskini artırmaktadır. Bu nedenle seyahat öncesinde bazı sağlık kontrollerinin yapılması faydalı olabilir.
BELİRTİLERİ
Grip ve zatürre benzeri işaretler gösteren hastalık; ateş, halsizlik, kas ağrısı ve sırt ağrısıyla başlayıp, kısa sürede “Hanta Kardiyopulmoner Sendromu” denilen tabloya dönüşerek kalp ve akciğer fonksiyonlarını tamamen boza-biliyor.
İnsandan insana bulaş düşük
Vakalara ilişkin çok fazla bildirim yapılmamış olup insandan insana bulaşma ihtimali oldukça düşüktür. Bu tabloya yol açan temel etken, kişilerin aynı gemi gibi kapalı bir ortamda bulunması ve bu ortamda farelerin varlığıdır. Farelerin dışkı ve salyalarıyla çevreye yayılan virüsler, ortamda bulunan toz ve hava partiküllerine karışabilmektedir.
Ancak hastalanma görülmesi, enfeksiyonun kolaylıkla insandan insana bulaştığı anlamına gelmemektedir.
Mevcut veriler, doğrudan insandan insana bulaşın oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir. Virüslerin zaman içinde varyantlar geliştirme potansiyeli vardır. Eğer gelecekte insandan insana bulaşma kapasitesi daha yüksek varyantlar ortaya çıkarsa bulaş oranlarında artış görülebilir.
Virüslere karşı ilaç sayısı sınırlı
Virüslere karşı geliştirilen spesifik ilaçların sayısı oldukça sınırlıdır ve günümüzde yalnızca bazı virüslere, özellikle HIV’e karşı etkili antiviral tedaviler bulunmaktadır.
Birçok viral enfeksiyonda kesin tedavi olmadığı için Covid döneminde olduğu gibi destek tedavileri uygulanır; amaç virüsün oluşturduğu hasarı ve özellikle solunum
yetmezliği gibi ciddi tabloları kontrol altına almaktır. Bu nedenle bazı viral enfeksiyonlarda yaşam kaybı oranları daha yüksek olabilir. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotiklerle etken doğrudan hedef alınabilirken, virüslerde bu çoğu zaman mümkün değildir.
‘Hijyen’ virüse karşı ilk kalkan
Temel korunma yöntemlerinin başında hijyen önlemleri gelir. Bu tür virüsler toz ve partiküller aracılığıyla bulaşabildiği için, virüs taşıma ihtimali olan tozla temasın engellenmesi büyük önem taşır. Riskli ortamlarda çıplak elle temas edilmemeli ve mutlaka eldiven kullanılmalıdır. Eldiven kullanımı hem doğrudan teması azaltır hem de bulaşın farklı yüzeylere taşınmasını önler. Bunun yanı sıra solunum yoluyla bulaş riski nedeniyle maske kullanımı da önemlidir. Yüksek riskli alanlarda cerrahi maskeler yerine N95 benzeri daha yüksek koruyuculuk sağlayan maskeler tercih edilmelidir.
Virüsler havada asılı kalarak taşınabilir
Solunum yolu enfeksiyonlarında akciğer tutulumu en önemli klinik sonuçlardan biridir. Virüsler havada asılı kalarak taşınabilir ya da ağızdan çıkan damlacıklar, tükürük partikülleri aracılığıyla kişiden kişiye geçebilir.
Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda bu damlacıkların yoğunluğu artar ve bulaş hızı belirgin şekilde yükselir. Solunum sisteminin sürekli hava alışverişi içinde olması, enfeksiyon etkenlerinin kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlar.