Hayatı Hafifletmek

Siz de benim gibi “Belki bir gün lazım olur” diye her şeyi saklamaya çalışanlardan mısınız?

Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki yarın öbür gün belki lazım olur diye saklanan çoğu şey hiçbir zaman lazım olmuyor. Lazım olsa da ben sakladığımı unutup yenisini alıyorum zaten.

İstifçilik, pek çoğumuzun “Belki bir gün” diyerek kendini kaptırdığı, ama aslında farkında olmadan hayatını zorlaştıran bir alışkanlık.

Eski kitaplar, dergiler, giyilmeyen kıyafetler, kullanılmayan eşyalar, bozuk elektronik aletler, ne işe yaradığını bile unuttuğumuz kablolar, kutular, kavanozlar… İleride bir gün işimize yarayacağı umuduyla bir kenarda biriktirdiğimiz onca eşya…

Ancak bunun zamanla ruhumuzu yorduğunu, yaşam alanlarımızı daralttığını fark etmiyoruz.

Çünkü eşya arttıkça düzenlemek, temizlemek ve aradığımızı bulmak zorlaşıyor. Sahip olduğumuz şeyler bize hizmet edeceğine, biz onlara hizmet etmeye başlıyoruz.

***

Eşya biriktirmenin psikolojik arka planında çoğunlukla kaybetme korkusu yatıyor. Kişiler biriktirdikleri eşyalarla içsel bir bağ kurarak kendilerini güvende hissediyor.

Bu yüzden bazı eşyaları atmaya kıyamıyoruz. Çünkü onlar bizim için sadece eşya değil. Bir elbise bize güzel bir günü, eski bir fincan sevdiğimiz birini, bir mektup geçmişteki bir ilişkiyi hatırlatıyor. Böylece aslında eşyayı değil, onun temsil ettiği anıyı sakladığımızı düşünüyoruz.

Eski mektuplar, kartpostallar, çocukların okul defterleri, yıllardır açılmayan kutular, artık kullanılmayan takımlar, aile büyüklerinden kalan eşyalar…

Elbette bazıları gerçekten değerli ve saklanmalı.

Ancak ipin ucu bir kaçarsa sonu çöp eve kadar gidebiliyor ve işte o zaman profesyonel bir yardım almaktan başka çare kalmıyor.

Bu yüzden gereksiz eşyalardan kurtulmak lazım. Yani size yük olan ne varsa atın, verin, kurtulun.

Ne kadar az eşya, o kadar huzur, inanın bana!

***

Ayrıca hayatınızda da temizlik yapın.

Size faydası olmayan, bırakın faydayı, yük olan insanlardan kurtulun. Arkanızdan konuşup dedikodunuzu yapan, enerjinizi emen, sizi devamlı yargılayan, her görüşmeden sonra kendinizi kötü hissetmenize neden olan insanlardan hemen uzaklaşın.

Çevrenizde sizi destekleyen, pozitif enerji veren, neşe veren insanlar bulundurun. Hayat o kadar kısa ki… Yeterince de zorlu, daha da zorlaştırmaya gerek yok.

Ben öyle yapmaya çalışıyorum. Daha huzurluyum. İnanın bana, hayatta huzur gibisi de yok.

Ayrıca anı diye biriktirdiğimiz onca şeye kimse bizim kadar değer vermeyecek. Biz atmazsak çocuklarımız, onlar atmazsa torunlarımız atacak zaten.

İşte bu yüzden geleceğe yer açmak için bazen geçmişten vazgeçmek gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları