Hazine ve Maliye Bakanı değişecek mi?

İçişleri ve Adalet Bakanları değişti. Kabine kulisleri yine hareketli.

Ve herkes aynı soruyu soruyor:

Sırada Hazine ve Maliye Bakanlığı mı var?

Mehmet Şimşek göreve başlayalı 32 ayı geçti.

Ortada, kendi beyanları çerçevesinde bir “ekonomi programı” var ama tam olarak çerçevesi nedir, miladı nedir, kimse net bilmiyor.

Bazen Orta Vadeli Programın (OVP) açıklandığı Eylül 2023 başlangıç kabul ediliyor.

Bazen Mayıs 2024 “dezenflasyon süreci” diye sunuluyor.

Tarih çok.

Milat bol.

Hedef daha bol.

Ama sonuç? Onu konuşalım.

Mesele şu:

Şimşek görev süresinde ne yaptı?

Daha önemlisi, neyi yapamadı?

Asıl soru bu.

Her bir yurttaş, 2023 yılından bugüne hayatındaki ekonomik refah seviyesini düşünsün, nereye evrildiğini sorgulasın; zaten cevap kendiliğinden ortaya çıkıyor. Neyin yapılamadığına dair tablo daha berrak hâle geliyor.

Bir yanım diyor ki: Görevden alınsa, yerine başka biri gelse (aklımda hiçbir isim yok) ne değişecek?

Diğer yanım diyor ki: Seçimlere kadar devam etse ne değişecek?

*

Türkiye’nin bir numaralı meselesi enflasyon.

Bu mesele çözülmeden hiçbir şeyi çözemeyiz.

Matematiği bir kenara bırakalım.

Psikolojisine bakalım.

Bu 32 ay içinde enflasyonla ilgili tek bir güçlü özeleştiri duydunuz mu?

Bir mahcubiyet gördünüz mü?

Ben görmedim.

2023 hedefi tutmadı.

2024 tutmadı.

2025 tutmadı.

2026 da tutmayacak.

Aslında 2010’dan beri tutmuyor.

Ama program başarıyla işliyor.

Ne güzel.

Dün Merkez Bankası Enflasyon Raporu açıklandı.

Başkan Karahan konuştu.

Hedefler tutmuyor.

Tahmin aralığı diye bir şey icat edildi.

O da tutmayacak.

Bir daha yukarı çekilecek.

Sonra yine tutmayacak.

Düşünün; güncellenen tahmin aralığının üst bant sınırı olan %21’in gerçekleşmesi ihtimali, şubat ayından yıl sonuna kadar aylık ortalama %1,3 gerçekleşmesine bağlı.

Ve bu rakamlara profesyonelce inanıyormuş gibi yapmaları inanılmaz.

Başkan ve ekibinde en ufak bir mahcubiyet yok.

Bir özür yok.

Bir “yanıldık” cümlesi yok.

Vakur duruş var.

Sorum şu: Bu işin sorumlusu kim?

Sürekli hedef belirleyen ama adeta millî spor hâline getirilmek üzere yukarı yönlü revize eden kim?

Dört yılı aşkın süredir enflasyon yüzde 30’un üzerinde.

Sürekli mazeret.

Zirai don… Kuraklık… Yönetilen fiyatlar… Küresel gelişmeler… Jeopolitik riskler… Uluslararası tarifeler.

En çok zoruma giden ne biliyor musunuz?

Mahcubiyetin olmaması.

Ne Bakan Şimşek’te ne de Merkez Bankası yönetim ekibinde.

*

Şimdi düşünelim.

Şimşek gider.

Yerine başka biri gelir.

Yeni Bakan, Merkez Bankası Başkanı ile çalışmak istemez.

Başkan değişir.

Yeni bir ekip kurulur.

Yeni bir “program” açıklanır.

Yine içeriğini tam bilmediğimiz bir çerçeve.

Yine güçlü söylemler.

Yine orta vadeli hedefler.

Yine milatlar.

Peki değişen ne olur?

Kanaatim şu:

Hiçbir şey.

O yüzden bazen insanın içinden şu geçiyor:

Madem değişmeyecek…

Herkes görevine devam etsin.

Ama şunu da söylemeden edemem.

Ekonomi yönetimi mahcup olmayabilir.

Ama ben mahcubum.

Emekliye mahcubum.

Asgari ücretliye mahcubum.

Memura mahcubum.

Esnafa, sanayiciye mahcubum.

Gençlere mahcubum.

Çünkü hedef tutmadığında

bedelini tablolar ödemiyor.

Siyaset kurumu da ödemiyor.

Merkez Bankası zaten hiç ödemiyor.

İnsanlar ödüyor.

İşte mesele tam da bu.

Kısa bir süre içinde Merkez Bankası, hükümeti temsilen Bakan Şimşek’e, 2025 yılı enflasyon hedefinin neden tutmadığıyla alakalı bir mektup yazacak.

Ne yazacak diye merak edenler açısından ben bir deneme yapmak istiyorum. Belki katkı da sunmuş oluruz.

“Sevgili Bakanım Mehmet Şimşek, Biz hedefi yine tutturamadık ama görevden aldığınız Hafize Hanım’ın maaşını 2 yıl boyunca tıkır tıkır ödedik. TCMB Başkanı olarak sizden daha fazla maaş alıyorum ama umarım buna da kırılmıyorsunuzdur. Cevdet Bey aramızdan ayrılıyor, ona bir veda partisi düzenleyeceğiz; sizi de aramızda görmek istiyoruz. İstanbul Finans Merkezi’ndeki binamız çok tatlı, Ankara Ulus’taki gibi köhne değil. Bla bla bla…”

Yazarın Diğer Yazıları