Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program’ını (OVP) açıkladı. Arkasından da Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.
OVP sunumuna göre her şey güllük gülistanlık. Aydınlık ve müreffeh yarınlar bizi bekliyor. Program sonunda;
- 2.1 milyon yeni iş imkânı sağlanacak.
- İşsizlik %8’in altına inecek.
- Milli gelirimiz 2.2 trilyon dolara çıkacak.
- Kişi başına düşen milli gelir 25 bin dolar olacak.
- İhracatımız 450 milyar dolara ulaşacak.
- Enflasyon tek haneli seviyelere (%9) inecek.
Özetle, bu program uygulanacak ve güçlü istihdam, büyüyen ekonomi, daha yüksek refah seviyesine ulaşacağız. Üst gelirli ülkeler liginde yerimizi alacağız. Pazar sabahı mutluluktan uçmamız gerekir, değil mi? Gerçeklere bakınca pek de uçamıyoruz. Çünkü; 2027-2029 OVP’ye göre üç yılda ödeyeceğimiz vergi 71.6 trilyon lira. Aynı üç yılda merkezi yönetim bütçesinden ödeyeceğimiz faiz 13.9 trilyon lira. Üç yıl için öngörülen bütçe açığı ise 12.4 trilyon liradır.
Makroekonomik tahminlerdeki sapmanın suçlusu “deprem” ve “savaş”
Cevdet Yılmaz’ın sunumunu dinlerken en sık tekrarlanan kelime “savaş” oldu desem, yanlış olmaz. Özellikle makroekonomik tahminlerdeki sapmaların nedeni açıklanmaya çalışılırken “savaş” kelimesi, bütçe açıkları verileri sırasında ise “deprem” kelimesi sıkça kullanıldı.
OVP’lerde çok büyük sapmalar oluyor. Bu nedenle son dönemde OVP’ler artık eskisi kadar ciddiye alınmıyor.
2026 yılı hedeflerinde de çok ciddi sapmalar olduğu görülüyor. Ekonomi yönetimi %16 enflasyon hedefini bir yıl önce koyuyor ve gerçekleşme %30’larda. Bu çok ciddi bir sapma. Bu sapmada elbette yanı başımızdaki İran savaşının etkisi var. Ama bu denli büyük sapmaların neredeyse tek etkisinin savaş gibi gösterilmesi doğru değil. Savaşın olmadığı dönemlerdeki sapmaları da biliyoruz.
Ülkenin hukuk sistemi. İç siyasetteki iktidar mücadeleleri. Her sabah uyandığımızda yeni bir operasyon. Azalan yabancı yatırımlar. Belirsizlikler. Öngörülemezlikler. Kamudaki verimsizlik. İhale sisteminin delik deşik olması. Tasarruf adına, yatırımların kısılması. Yapısal reformların bir türlü hayata geçirilememesi. Bunların hiç mi etkisi yok diye sormak gerekiyor.
Sunumda bütçe dengesinde depreme özel bir yer ayrılmış. Bütçe açıklarında “deprem etkisi” her yıl ayrıntılı hesaplanmış. Örneğin 2023 yılındaki %5.1’lik açığın %3.5’lik kısmı depremden gelmiş. Sonra giderek azalmış.
Deprem için yapılan harcamalar ilgili yıllarda dolara vurulmuş ve sonra güncel kurla çarpılarak 5.4 trilyon lira maliyet çıkarılmış.
Tek haneli enflasyon 2029’a kaldı
Aynı hesabı yapan değerli bürokrat arkadaşlardan, Bakandan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısından ricamızdır: Bu tür hesaplamayı 2023-2026 döneminde faize akıtılan bütçe kaynakları için de yapınız. Çiftçinin Tarım Kanunu uyarınca ödenmesi gerekip ödenmeyen destek ödemeleri için de yapınız. Makam araçları, şatafatlı makam odaları, yurt dışı harcırahları, üst düzey kamu görevlilerine ödenen lojman kiraları için de yapınız. Son OVP’lerde sürekli olarak tek haneli enflasyon hedefi yer alıyor. Ancak bu hedefler her yeni OVP’de sonraki yıllara erteleniyor. Örneğin 2023-2025 OVP’de 2025 yılında tek haneli enflasyona geçileceği öngörülüyordu. 2024 OVP’sinde 2026 yılında tek haneli enflasyona ulaşacağımız öngörülüyordu. İkisi de olmadı. Önümüzde 2027-2029 dönemini kapsayan OVP var. Bu OVP’ye göre tek haneli enflasyon 2029 yılı için hedefleniyor. 2027 yılında %21, 2028 yılında %13.5 oranında enflasyonla yaşayacağımız öngörülüyor.
AKP’nin 2023 vizyon belgesinde 2023 yılında tek haneli enflasyon hedefi anlaşılan 2030’lara çekilmiş oluyor.
Kişi başına gelir 25 bin dolar olacak!
AKP vizyon belgesinde 2023 yılında kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolar olması hedefi vardı. OVP’ye göre 2029 yılında bu hedefe ulaşılması öngörülüyor. 2027-2029 OPV dönemi sonunda, yani 2029 sonunda kişi başına düşen gelirin 25 bin dolar olması öngörülüyor. Peki, gelir dağılımı sorunu ne olacak?
Kişi başına düşen milli gelir hedefinin 25 bin dolar olduğu bir ülkede, milyonlarca çalışan ağustos sonu itibarıyla açlık sınırının 9.313 lira altında bir ücretle yaşam mücadelesi veriyor. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 48.305 lira ve bu tutar asgari ücretin 20 bin lira üzerinde. Milyonlarca emekli en düşük emekli maaşına mahkum. Gelir dağılımı uçurumu hızla artarken OVP’de buna ilişkin somut ve gerçekçi çözümler göremiyoruz. Asıl mesele, sınırsızca kazanıp sorumsuzca harcayanlar ile sınırlı kazanıp sadece zorunlu ihtiyaçları için harcayanlar arasındaki makasın daraltılmasıdır.