Durumlara, tutumlara, amaçlara ve eylemlere göre yaptırımları belirleyerek kişisel ve toplumsal ilişkilerin düzen içinde yürümesini sağlayan kuralların (düzenlemeler) oluşturduğu hukuk, insan haklarından kaynaklanan adaletle türetilen bir çağdaşlık yapısıdır. Demokrasilerin bilimsel temelidir.
Hukukçuların bağımsızlık ve yansızlıklarının güvencesi, namusları ve onurlarıdır. Kişilikleri, meslek ahlâkının kaynağıdır. En büyük ve anlamlı sorumluluğun vicdan sorumluluğu olduğu bilinci gerçek hukukçunun temel anlayışıdır. Adalet güneşinin toplumsal barışa, dayanışmaya ve güvene tuttuğu ışık yaşam esenliğini dokur, güçlendirir ve renklendirir.
Adalete güven, yaşamın en önemli güvencelerinden biri, hatta başlıcasıdır. Değişik nedenlerle etkilenen adalet, adalet değildir. Bu nedenle yargı bağımsızlığı, adaleti gerçek ve anlamlı kılan en önemli niteliktir. Bir dâvada tarafların adaletin doyuruculuğu ve güveni içinde adliyeden barışla ayrılmaları en değerli en anlamlı buluşmadır.
İnsanlığın, eşitliğin, hak ve özgürlüğün yaşamımızdaki yerine yaraşır olma durumumuz onu hak etme nedenidir. Hukuk bu yapının, bu gereğin temelidir. Biçimsel bir kural düzeni olarak algılanmamalı, toplum yapısının dayanağı olarak benimsenip değerlendirilmelidir. Hukukun çiğnendiği, kalmadığı yerde insanlık değerlerinin, insanlığın kalmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle hukuka özen göstermek, başta hukukçular olmak üzere herkesin insanlık ve yurttaşlık görevidir. Yaşamı aydınlatan da bu bilinçtir.
Toplumsal barışın, dayanışmanın, esenlik ve mutluluğun kaynağı ve güvencesi olarak değerlendirdiğimiz hukuk, yaşam ışığıdır. Değişik yanları, ayrı özellikleri bulunan insanları bir yapının altında güven, dayanışma ve birlikte yaşam olgusu içinde tutmak en yararlı başarılardan biridir.
Hukuk, uygarlığın yaptırımıdır. Koruyucu, destekleyici, güçlendirici ve aydınlatıcı etkisi asla yadsınamaz. Hukuksuz kalmak, aç kalmaktan kötüdür.
“Haklar ve özgürlükler, insanlığın onuru ve erdemidir” sözümüz Anayasa Mahkemesi duruşma salonunun alnında, en yaraşır yerlerden birinde, herkese çağrıda bulunmakta, herkesi uyarmakta, insanlığın değerini ve önemini vurgularken bu yapının hak ve özgürlüklerle anlam taşıdığını açıklamaktadır.
Haklara ve özgürlüklere sahip olmanın ön koşulu onlara yaraşır olmak, onları yaşamak ve iyi kullanmak, korumak ve güçlendirmektir.