“İç cepheyi tahkim etmeliyiz sözümüzün değeri bugünlerde daha iyi anlaşılıyor” (Cumhurbaşkanı Erdoğan 4 Mart 2026)
“İç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değeri zannederim çok daha iyi anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur” (Devlet Bahçeli 3 Mart 2026)
Gazze ve Suriye’de başlayan, Lübnan ve İran’da devam eden sıcak savaşın ülkemizi de tehdit ettiği günlerden geçiyoruz.
Gerçekten Erdoğan ve Bahçeli’nin işaret ettiği gibi iç cepheyi tahkim etmeli, güçlendirmeliyiz. Bu doğrudur. Fakat, şunu sormamız lâzım:
İç cephe böyle mi güçlendirilir?
Ülkeye hukuksuzluk egemen olmuşken, milyonlarca seçmenin bağımsız iradesiyle oy vererek seçtiği belediye başkanları (tutuksuz yargılanacakları yerde) cezaevlerinde çile çekerken ve millet âdeta karpuz gibi ikiye bölünmüşken “İç cephe” nasıl güçlendirilecek?
★★★
Yapılan tüm anketler ve düzenlenen meydan mitingleri, milyonlarca vatandaşın ana muhalefet partisi CHP’yi desteklediğini gösteriyor.
CHP’nin arkasında bir halk gücü var ve bu güç, yargı yoluyla yok edilmek isteniyor.
Yine sormak gerekir:
- Başta CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediye başkanları tutuklu olarak hapiste yatarken...
- Merdan Yanardağ gibi yurtsever gazeteciler tutuklanıp, medya kuruluşlarına kayyum atanırken...
- Başta CHP lideri Özgür Özel olmak üzere, birçok CHP ve İYİ Parti milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp yargılanmaları için Meclis’e tezkereler yazılırken...
- Halk, amansız hayat pahalılığı altına ezilirken...
- Asgari ücretliler ve emekliler açlık sınırında yaşam mücadelesi verirken...
İç cephenin güçlendirilmesi nasıl olacak?
★★★
Siyasiler, vatandaşları “Bizden olanlar” ve “Bizden olmayanlar” diye kutuplara ayırmış durumda...
“Çözüm süreci” diye sadece DEM Parti ile anlaşarak, terörist başı Öcalan ve diğer PKK’lılara (dolaylı ve dolaysız) af getirerek İÇ CEPHE güçlendirilebilir mi?
Öcalan’a sağlanacak özgürlükle, 50 bine yakın vatandaşımızı öldüren eli kanlı teröristlere getirilecek afla İÇ CEPHE’nin güçlendirileceğini sanmak “yanılgı” değil midir?
İktidar, belki DEM Parti seçmeninden bir miktar oy alabilir ama yurtsever cepheden çok daha fazla oy kaybedebilir. Bunun da düşünülmesi lâzım.
Ayrıca DEM Parti’ye güven olmaz! Neden güven olmaz? (Alttaki yazıda)
Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’ye neden kızdı?
Ben DEM Parti’den ülkeye yararlı olacak hiçbir hareket beklemiyorum.
Bunların bütün derdi, işi-gücü, Öcalan ile PKK’lı teröristleri savunmak!
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kendilerinin tüm Kürt halkını temsil ettiklerini sanıyor.
Bakırhan daha önce, Öcalan’a özgürlük yolunu açtığı için şükranlarını sunduğu MHP lideri Devlet Bahçeli’ye bu defa fena halde kızmış olacak ki:
“Israrla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var. Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmişler. Artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsinler” diye sert çıktı.
Tuncer Bakırhan’ı “Vazgeçsinler!” diye bağırtan sözler Devlet Bahçeli’ye aitti.
Trump’ın İran’a karşı yapılacak kara harekâtında Kürt’leri kullanma planına sert tepki gösteren Bahçeli:
“Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan, ortam yoklayan ve bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz. Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez. Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır”
Bu sözlerle Devlet Bahçeli, Kürt’leri yüceltiyor ama Tuncer Bakırhan kızıyor. Yani “Öyle değiller” mi demek istiyor? Ne kafadır bu, anlamak zor!
GÜNÜN SÖZÜ
Vatandaşın şarkısı: “Dertleri zevk edindim bende neşe ne arar?”