İktidarın Kürt oyunları!

Sevgili okurlarım, başımızda bir iktidar var ki gücünün çoğunu toplumu germekten elde ediyor.

Önce gereceksin, sonra yumuşamadan söz edeceksin.

Ellerindeki gücün çoğunu germek için kullandılar ve hiç kuşkunuz olmasın, son günlerine kadar da aynı şeyi yapacaklar.

Şımardıkça şımardılar.

“Devlet biziz, tanrı bütün yetkileri bize verdi, istediğimiz gibi kullanırız” dediler.

46 yıllık gazeteciyim, böylesini hiç görmemiştim.

Bizi birbirimize düşman ettiler.

Kendilerinden olmayanlara hayat hakkı tanımadılar, bundan sonra da tanımayacaklar.

★★★

Hele başımızda bir ‘dünya lideri’ var ki sormayın gitsin!..

Cumhuriyet’in kurucusunun ismini bile söylemek içine sinmiyor.

‘Atatürk’ diyemiyor.

‘Gazi Mustafa Kemal’ falan diye geçiştiriyor.

Yaptığı açıklamaları izlemişsinizdir.

Günün birinde Atatürk dediğini duyarsanız gelin bana, istediğinizi söyleyin. Sineye çekmeye razıyım!

★★★

Atatürk anlatır.

Vahdettin isimli hain padişah Saray’da kendisine aynen şöyle demiştir:

“Paşa Paşa, millet bir koyun sürüsüdür, ben o sürünün çobanıyım.”

Düşünüyorum da, acaba biz şimdi yine koyun sürüsü mü olduk?

Son marifetlerine hep birlikte tanık oluyoruz...

Halkın oylarıyla seçilen belediye başkanlarını tutuklayıp içeri alıyorlar, bu yolla milleti korkutmaya ve sindirmeye çalışıyorlar...

Çünkü biz sürüyüz, onlar çoban ya!

Sopa şimdilik onların elinde.

★★★

Amaçları anayasayı bir kez daha değiştirip Recep Tayyip’in üçüncü cumhurbaşkanlığının önünü açmak.

Bunun için Meclis’teki kelle sayıları yeterli değil.

AKP artı Bahçeli oyları yetmiyor.

O halde ne yapacaksın?

Yeterli kelle sayısına ulaşabilmek için DEM’i ayarlayacaksın.

Bunun yolu gayet basit!

Yeni bir taktikle Kürtleri kafakola alacaksın.

★★★

Ne dedi Meclis kürsüsüne çıkan Recep Tayyip?

“Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Sevgili Kürt kardeşim senden bu eli sımsıkı, samimiyetle tutmanı bekliyoruz. Gelin, Türkiye yüzyılını(!) beraberce ve hep birlikte inşa edelim. Gelin, yumruklarını sıkanları aradan çıkaralım...”

Peki, niye söyledi bu sözleri?

Devlet Bahçeli’ye hoş görünmek için.

O Bahçeli ki, birkaç yıl öncesine kadar Recep Tayyip’e inanılmaz hakaretler yağdırırdı. O kadar ki, onun mürekkebi henüz kurumamış ağır sözleri bizleri bile incitir ve rencide ederdi.

★★★

Şimdi işi Devlet Bey’e düştü.

Yetmiyor olsa bile onun Meclis’teki kelle sayısına muhtaç...

Buraya bir de Meral Akşener’i sokuşturmak gerek.

Aynen Bahçeli gibi, İyi Parti Genel Başkanı olarak Meral Hanım da kendisine hakaretler yağdırırdı. Keskin bir muhalif idi.

Sonra dönmek zorunda kaldı.

Recep Tayyip bu hakaretleri bir süre sineye çekti ama baktı ki olmuyor, Akşener hakkında da çeşitli davalar açtı. Cumhurbaşkanına hakaret davaları...

Ve açmış olduğu bütün davaları önceki gün geri çekti!

Ne ilginç değil mi!

★★★

Bakınız Recep Tayyip yine Meclis kürsüsünde önceki gün Devlet Bahçeli’ye nasıl övgüler düzüyordu: “Devlet Bey tavır, konuşma, söylem ve siyasetiyle feraset ve tecrübesiyle, cesur çıkışlarıyla, akıl dolu cümleleriyle tarihe not düşen, tarihe istikamet veren bir liderdir. Onun son (Apo) çağrılarını bu çerçevede okuyanlar önümüze açılan tarihi fırsat penceresini görüp heyecanlanmaktadır!”

Vay be!

Sen birkaç gün önce onun evine gidip istekte bulunacaksın!

“Devlet Bey ben söylersem olmaz. Sen çık Meclis’te kürsüye, Apo’ya güzel bir çağrıda bulun. Meclise’e çağıralım onu...”

Belki bu ricasının sonunu ‘yerse yer, yemezse yemez’ diye bitirmiştir.

Şimdi onlara Kürt oyları lâzım.

★★★

Şu çelişkiye bakınız...

Sen bir yanda Kürt oylarına talip olacaksın, öbür yanda ise Kürtlerin oy verip seçtiği ya da seçtirdiği belediye başkanlarını sıraya dizip sırayla görevden alacaksın...

Kürt oyunu oynanıyor.

Oyun bu kez hepimizin, ama özellikle Kürtlerin üzerinden oynanıyor.

Bizi birbirimize düşman edemediler, şimdi sıra yeni oyun kurmaya geldi.

Yazarın Diğer Yazıları