İstenmeyen adam

ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’nda açıkladığı fikirlerinden dolayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Özel, 4000’den fazla ilerici, eylemci, akademisyen, sendikacı ve siyasi parti temsilcisinin buluştuğu “Küresel İlerici Seferberlik” kongresine katılmak için gittiği Barcelona’da şunları söyledi: “ABD Büyükelçisi’nin güçlü liderlik için demokrasiden fedakârlık etmeliyiz sözleri tam bir hadsizliktir. Kendisi istenmeyen kişi ilan edilmelidir.” Büyükelçinin, Forum’da yaptığı konuşmanın videosunu izledim. “Güçlü liderlik için demokrasiden fedakârlık etmeliyiz” gibi bir cümlesini hatırlamıyorum. Ben atladım herhalde. Fedakârlık, iyi bir şeyi elde etmek için başka iyi şeylerden vazgeçmek demektir. Tartışma bağlamında feda edilen iyi şey “demokrasi”, elde edilen iyi şey de “güçlü liderlik” oluyor. Büyükelçi’nin söylediği aslında bir tavsiye değil, tespittir. Benim yorumuma göre kendisi de aslen Lübnanlı olan Tom Barrack şunu söylüyor. Ortadoğu’da yaşayan halklar, demokrasiyi içselleştirememiştir. Çünkü; bu topraklarda yaşayanların aile, akraba, aşiret, kabile, etnik köken, mezhep ve tarikat bağları, ulusal aidiyetlerinden kuvvetlidir. Bu toplumlarda çalışan tek şey güçtür. Dolayısıyla bu ülkelerin, iktisaden daha hızlı kalkınması ve siyasi istikrarı için “güçlü lider çıkartan” monarşiler veya monarşik cumhuriyetler daha uygundur.

MUSTAFA KEMAL CUMHURİYETİ KURMUŞTUR, DEMOKRASİYİ DEĞİL

Önce kendimce bir düzeltme yapayım. Mustafa Kemal, Gazi ve Atatürk tek bir şahsiyet değildir. Mustafa Kemal Paşa İstiklal Savaşı’nın muzaffer Başkomutanı’dır. Gazi veya Gazi Hazretleri, Padişah’ın yerine geçen Reisicumhurdur. Atatürk ise ete kemiğe bürünmüş bir düşüncedir. Mustafa Kemal cumhuriyeti kurmuştur. Gazi iken demokrasiyi de kurmayı denemiş ama ne olacağını görünce vazgeçmiştir. Çok kere yazdım yine yazayım. ABD’nin kurucu babaları da demokrasi değil cumhuriyet kurmuştur. “This is a republic not a democracy” (Amerika bir demokrasi değil bir cumhuriyettir) özdeyişi hâlâ geçerlidir. ABD anayasasında demokrasi kelimesi geçmez. Demokrasi cinsiyetsiz bir ütopyadır. Cumhuriyet ise bir değerler manzumesidir. Demokratik cumhuriyetlerde “Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” denemez. Hakimiyet, laik (lâdini, bilimsel) hukuk ilkelerini esas alan bir anayasayla sınırlıdır. Aksi takdirde çoğunluk adına hareket eden diktatörler zuhur eder.

BÜYÜKELÇİ KENDİ DEVLETİNİ TENKİT EDİYOR

Mr. Barrack aslında kendi devletini eleştiriyor: Dünyanın bu bölgesine asker yollayıp “demokrasi için savaşıyoruz” demekten vazgeçelim diyor. Ben de aynı kanıdayım. Ancak Tom Amca ciddi bir yanılgı içindedir. Avrupa ve türev devletleri dışında dünyanın diğer bölgelerinde “Batı Demokrasisi” yoktur. Ama onun hayal ettiği şekliyle “milletin hayrını her şeyin üstünde tutan, âlicenap, dürüst, dirayetli, adil, müşfik, tek kusuru demokrasiyi rafa kaldırmak olan güçlü lider” de monarşilerden çıkmıyor. Otokratik güçlü liderler, hem asabiyetleri icabı, hem de iktidarda kalmak için mafya tipi örgütleniyor. Nüfusu az, petrolü çok ülkelerin reislerine bakıp yanlış çıkarım yapmış. Söylediği model Türkiye gibi 80-90 milyonluk ülkelerde çalışmaz. Biz halkın emeğiyle kalkınmak zorundayız. Çözüm demokratik cumhuriyettedir.

SON SÖZ: Şeytan taşlamakla şeytandan kurtulunmaz.

Yazarın Diğer Yazıları