Ahmet Uğurlu (1953-2024) “gülünç olmadan güldüren, güldürürken düşündüren” değerli bir heccav idi. Yazıya bir tiyatro/sinema aktöründen bahsederek başladığım için benim bu işlerden anladığımı sanmayın. Uzun zaman önce Ahmet Uğurlu’nun “Her şeye karşıyım, hatta karşı olanlara da karşıyım” konulu bir tiyatro oyununu seyretmiş ve etkilenmiştim. Adeta kendimi bulmuştum. Sosyal ve klasik medyayı izlerken insanların ne kadar çok şeye karşı olduklarını gördüm. Onları haksız bulup öfkelenince benim de “karşı olanlara karşı olduğumu” fark ettim. O an Ahmet Uğurlu’yu andım. Zaten dostlarım da bana “şeytanın avukatı” der. Karşı olana karşı olduğuma göre ben çok şeyden yana biriyim. Yani olumsuz değil olumlu bir kişiyim. İnşallah siz de benim her şeye karşı olanlara karşı oluşuma karşı olmazsınız. Kısmet! 1.Kızılay’ı “Hilal-i Ahmer” adıyla 1868’de Padişah’ın hekimbaşı İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Rum asıllı bir Osmanlı paşası Dr. Markos Apostolidis (1814-1888) namı diğer “Marko Paşa” kurmuştur. Bu kurumun resmi adı 80 yıldır “Türkiye Kızılay Cemiyeti”dir. Bu isim “Türk Kızılayı” olacakmış. Kürt asıllı iki Türkiye milletvekili bu değişikliğe “karşı” çıkmış. Bazıları da onlara “Türk” kelimesinden neden rahatsız oluyorsunuz diye “karşı çıkmış”. Ben de bu değişiklik “kapsayıcı” olmayacağı için mevcut ismin devamından yanayım. 2.Türk sözcüğünün olur olmadık her yerde kullanılmasına karşıyım. “Migros” zincir mağazaların adı eskiden “Migros Türk” idi. Hocam Burhan Felek’e “Niçin Türk Migros değil” diye sorduğumuzda “Türk değil de ondan” demişti. Firma ismi içinde Türk ibaresi sokmak bir milliyetçilik istismarıdır. Bazı kullanışlar ise yanlıştır. Mesela Türk ekonomisi değil Türkiye ekonomisi vardır. 3.“Atatürk” olağanüstü işler başarmış müstesna bir Türk’ün, dünyaca bilinen adıdır. Karakolda zabıt tutar gibi bu soyadının önüne her sefer “Gazi Mustafa Kemal” konmasına karşıyım. Bunu laikliğe karşı olan ve onu sadece İstiklal Harbi Başkomutanı olarak görmek isteyen İslamcılar yapsa anlarım. 4.Atatürk, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diyerek TC’nin dış ve iç politikada izleyeceği uzun vadeli stratejinin hedefini belirlemiştir. Bu, ülkenin kalkınması ve halkın refahının artması için son derece gerekli iktisadi bir karardır. Çünkü jeopolitik ve jeoekonomik kararlar bir bütündür. NATO üyesi olan ve AB üyesi olmak isteyen TC’nin sıkı iş birliği yapması gereken iki ülke Yunanistan ve İsrail’dir. İkisiyle de aramız kötüdür. Milletçe, sözde onlar ülkemize göz diktiği için, Yunanlara ve Yahudilere karşıyız. Ben de buna karşıyım. Ne Yunanistan ne de İsrail Türkiye’yi işgal edebilir. Ege’deki adlarda Türk yoktur ki bunlar Türkiye’ye ait olsun. Yurdumun İslamcılarıyla, laiklerin hemfikir olduğu tek konu “Yunan ve Yahudi” karşıtlığıdır. Ben de bu karşıtlığa karşıyım. 5.ABD ve AB bizi kandırıyor, Araplar bizi arkadan hançerledi, Yunanlıları nasıl denize döktük hikayelerinin canlı tutulmasına karşıyım. İç cepheyi güçlendirmek için dış düşman yaratmak, tam tersi sonuç doğurabilir. Yani iç cephe, düşmanlaştırılan dış cephe yüzünden zayıflar. Bu siyasete karşıyım. SON SÖZ: Sorumluluktan kaçan, başına gelenden başkasını sorumlu tutar.