Kadınlar kalp krizini neden fark edemiyor?
Kalp krizi konusunda farkındalık kadınlarda erkeklere göre daha az… Erkekler en ufak bir göğüs ağrısında hastaneye giderken, kadınlar bunu yapmıyor. Çünkü kalp krizinden şüphelenmeyip işaretleri farklı sağlık sorunlarına bağlıyor…
Kalp hastalıklarından yıllarca ‘erkeklere özgü’ bir hastalıkmış gibi söz edildi. Menopozla birlikte kadınların da erkekler kadar risk altında oldukları pek dillendirilmedi...
Ancak uzmanlar son yıllarda menopozda vücutta azalan östrojenin etkisiyle kadınlarda kalp krizi riskinin erkeklerle eşitlendiğine, erkeklerden farklı olan bazı işaretlerinin ise pek bilinmediğine dikkat çekiyor…
‘’Koroner kalp hastalığı kadınlarda da bir numaralı ölüm nedenidir. Kadın kalbinin damarı farklı hastalanır bu nedenle belirtileri daha farklı yorumlanmalıdır. Bir kadının kendi kalbine ayırdığı yarım gün, ailesine yıllar kazandırabilir’’ diyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kadınlarda kalp kriziyle ilgili farkındalık yaratacak hayati bilgiler paylaştı…
En çok nelere dikkat dilmeli?
Korunmanın temeli riskleri erken tanımaktır…
-Kadınlar belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçtürmeli,
-Kolesterol ve kan şekeri değerlerini öğrenmeli,
-Sigara kullanmamalı,
-Haftada en az 150 dakika orta şiddette hareket etmeli,
-Akdeniz tipi beslenmeyi benimsemeli,
-Sağlıklı kiloya ulaşmalı,
-Uyku ve stres sorunlarını ihmal etmemelidir.
-Gebelik sorunları ve menopoz öyküsü kalp muayenesinde mutlaka anlatılmalıdır.
-Kadınlar menopozdan, erkekler de 40 yaşından sonra yılda bir kez kalp kontrolüne gitmeli.
Gölgede kalan risk faktörleri
Kadınların maruz kaldığı stres türleri de erkeklerden farklıdır. Tüm aileye bakım verme yükü, ekonomik güvencesizlik, çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ve aile içi şiddet kadınlarda belirgin biçimde daha yaygın ve kardiyovasküler etkileri daha belirgindir. Uluslararası kardiyoloji literatürü artık bu başlıkları koroner kalp hastalığında hesaba katılması gereken risk faktörleri olarak ele almaktadır. Ayrıca kadınlarda enfarktüs sonrasında fiziksel ve ruhsal iyilik hâli daha düşük olmaktadır. Oluşan depresyon, algılanan stres, sosyal destek azlığı ve ekonomik koşullar iyileşmeyi belirgin biçimde etkiler.
Duyguların kardiyolojik etkisi: Stres kadında daha çok iz bırakıyor
Psikososyal yük, kadın kalbinde erkeklerinkinden farklı çalışıyor. Kaygı ve depresyon kadınlarda hem daha sık görülüyor hem de koroner hastalıkla daha güçlü bir ilişki kuruyor. Kadın kalbi sessiz sessiz ağıyor… Özellikle genç kadınlarda depresyon, koroner olay riskinin ve kötü seyrin bağımsız bir habercisi oluyor. Zihinsel stres sırasında kalp kasına giden kanın azalması (mental stresle tetiklenen iskemi) genç kadınlarda akranı olan erkeklerden daha sık görülüyor ve bunun altında kadınlarda zaten baskın olan mikrodamar bozukluğu, damar spazmına yatkınlık ve abartılmış inflamatuar yanıt yatıyor. Yani stres kadın kalbine mecazi olarak değil, ölçülebilir biçimde dokunuyor.
Kadınlar nerede hata yapıyor?
Türkiye’de ve dünyada da ailenin sağlık işleri büyük ölçüde kadınların üstündedir. Eşinin tansiyon ilacını hatırlatan, çocuğunu doktora götüren, yaşlı anne babasının randevusunu ayarlayan kadın, sıra kendi göğüs ağrısına geldiğinde onu erteliyor. “İşler yoluna girsin”, “Yorgunluktan olabilir” gibi mazeretler yaratıyor. Kalp krizi geçirmiş kadınlarda hastaneye başvuru süresinin daha uzun olmasının nedeni yalnızca belirtilerin farklı yorumlanması değil, bu sıralamanın kendisi de olmaktadır. Kardiyak rehabilitasyon programlarına kadınların daha az katılmasının en sık gerekçesi de aynı yerden geliyor: “Evdeki bakım sorumluluğu”, “kendisini ikinci planda görme” gibi…
Erkeklere göre ‘daha az’ değil ‘daha geç’ ortaya çıkıyor
‘Kalp krizi’ denince zihinde beliren görüntü hep aynıdır: Orta yaşlı, saçları beyazlaşmış bir erkek, ağrı ve ıstırap içinde göğsüne bastırıyor. Bu görüntü kardiyolojinin yanlış bir alışkanlığı olup kadınlara çok pahalıya mal olmaktadır. Çünkü koroner kalp hastalığının sadece erkeklere ait olduğu izlenimi vermektedir. Kadınların damar yapısı, hormonları, gebelik öyküsü ve bazı risk faktörlerine verdikleri cevaplar erkeklerden farklılık gösterir. Aslında, koroner kalp hastalığı kadınlarda “daha az” değil, “daha geç” ortaya çıkan bir hastalıktır.
Bazı risk faktörleri de kadınlarda daha ağır sonuçlar doğurabilir. Örneğin diyabet, kadınların koroner riskini erkeklere kıyasla daha belirgin artırabilir. Sigara içen kadınlar içtikleri sigaranın erkeklere göre daha çok zarar verdiğini bilmelildir.
Sanılanın aksine kadınlarda da göğüs ağrısı vardır
Asıl sorun: Eşlik eden belirtiler ve yorumlama biçimidir
Kadınlarda göğüs ağrısına nefes darlığı, bulantı, sırt-omuz-çene ağrısı, soğuk terleme, açıklanamayan yorgunluk ve mide yanması hissi daha sık eşlik eder. Kadınların bu belirtileri daha çok strese, kaygıya ya da reflüyle yorumlamaları tanıda kabul edilemeyecek bir gecikmeye sebep olur.
Bu nedenle güncel kardiyoloji kılavuzları “tipik ağrı/atipik ağrı” ayrımını terk etmiş, yerine “kardiyak, olası kardiyak, kardiyak olmayan” sınıflaması önermektedir. Bunda amaç kadının ağrısını daha baştan önemsiz bir ağrı olarak görmesinin önüne geçmektir.
Damarın kendisi de farklı hastalanıyor
Erkeklerde koroner kalp hastalığı genellikle büyük koroner damarda kireçlenme şeklinde oluşur. Kadınlarda ise hastalık daha sık “damarın kendisinde belirgin darlık olmadan” ortaya çıkabilir. Mikrodamar hastalığı,
damar spazmı ve anjiyografide belirgin tıkanıklık görülmeden, kritik bir darlık olmadan oluşan iskemi kadınlarda çok yaygındır.
Ayrıca spontane koroner arter diseksiyonu (damar duvarının tabakalara ayrılması) neredeyse kadınlara özgüdür. Bu olguların % 87-95’i kadındır. genellikle de genç, risk faktörü olmayan kadınlarda (sıklıkla gebelikte) görülmektedir. Bunun pratik sonucu olarak; anjiyografide büyük damarları temiz görülen bir kadına “sende bir şey yok” demeden önce iki kez düşünmek gerekir.
Bu durum “tıkanıklık oluşturmayan koroner arterlerle birlikte iskemi” olarak adlandırılır ve gerçekten takip, ilaç ve takip gerekir. Mikrovasküler anjina, hayalî veya yalnızca psikolojik bir yakınma değildir. Yaşam kalitesini bozabilir ve uzun dönemde sorun oluşturabilir.
Bu işaretlerde zaman kaybedilmemeli
Kadınlar şu belirtileri yaşadıklarında bir an önce 112’yi aramalı:
-Göğüste 15-20 dakikadan uzun süren baskı, sıkışma veya yanma,
-Buna eşlik eden nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, çene-sırt-omuz-kola yayılan ağrı,
-Ani bitkinlik veya bayılma hissi.
Bu belirtiler yaşandığında ‘Geçer mi’ diye beklenmemeli. Zira kalp kasından zamana bağlı olarak kaybedilen doku geri gelmiyor; kaybedilen her dakika kalp adalesinde kalıcı hasar bırakıyor.
Ailesinin sağlığını yöneten kadınlar için asgari kontrol listesi
-Şikâyet olmasa bile yılda bir kez kan basıncı, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü ölçtürün.
-40 yaşından sonra gebelik öyküsü de kardiyovasküler risk hesabına dahil edilmeli,
-Menopoza girerken bir kez kardiyoloji değerlendirmesi yaptırın.
-Sürekli yorgunluk, uyku bozukluğu, çökme ve kaygı “kadınlık hâli” değil, konuşulması gereken ön haberciler olabilir.
-Stres yönetiminizi ihmal etmeyin, gerekirse psikolojik yardım alın. Psikolojik yardım istemek bir cesarettir.
-Sadece ailenizin değil kendi sağlığınızın da organizasyonunuzu yapın.