Kahve sevmeyenleri kıskandıracak deney tamamlandı

Günlük kafein tüketiminin bunama riskini azaltabileceğine dair yeni bulgular ortaya çıktı. Uzun süreli ve geniş katılımlı bir araştırma, orta düzeyde kafein alımının daha düşük demans riski ve daha yavaş bilişsel gerilemeyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Araştırmada, yaklaşık 132 bin kişinin verileri incelendi ve katılımcılar 43 yıla kadar takip edildi. En yüksek kafein tüketimine sahip olanların, az ya da hiç kafein tüketmeyenlere kıyasla demans geliştirme riskinin yüzde 18 daha düşük olduğu tespit edildi.

Katılımcıların bir bölümünde yapılan bilişsel değerlendirmelerde, kafeinli kahve veya çay tüketenlerin bilişsel testlerde biraz daha iyi performans gösterdiği görüldü. Kafeinsiz içecek tüketenlerde ise benzer bir ilişki saptanmadı. Bu durum, koruyucu etkinin kafeinin kendisinden kaynaklanabileceğine işaret etti.

Araştırma, en belirgin bilişsel faydanın günde iki ila üç fincan kahve ya da bir ila iki fincan çay tüketenlerde görüldüğünü ortaya koydu. Ancak uzmanlar, kafeinin tek başına bir çözüm olmadığını ve etkinin sınırlı olduğunu vurguladı.

Boston’daki Mass General Brigham’da görev yapan beslenme uzmanı Daniel Wang, sonuçların umut verici olduğunu ancak etkinin küçük olduğunu belirterek, bilişsel sağlığı korumanın birçok bileşeni olduğunu söyledi. Wang, kafeinli kahve ya da çayın bu bütünün yalnızca bir parçası olabileceğini ifade etti.

Çalışma, 1980’lerde başlatılan Nurses' Health Study kapsamında 86 bin 606 kadın ile Health Professionals Follow-up Study kapsamındaki 45 bin 215 erkeğin sağlık verilerine dayanıyor. Katılımcıların kafein tüketimi iki ila dört yılda bir yapılan anketlerle hesaplandı; yaklaşık 17 bin kişi ise telefonla yapılan bilişsel testlere katıldı.

Toplam 131 bin 821 katılımcının 11 bin 33’ünde çalışma süresince demans gelişti. Yüksek kafein tüketimiyle ilişkili risk azalması gözlemlenirken, daha fazla kafein alımının olumsuz etkilere yol açmadığı, yalnızca faydanın bir noktadan sonra sabitlendiği belirtildi. Araştırmacılar, bu tür gözlemsel çalışmaların neden-sonuç ilişkisi kurmadığını ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çalışma JAMA dergisinde yayımlandı.