Kahveyi yanlış saatte içiyor olabilirsiniz
Birçok kişi için sabahın ilk ritüeli kahvedir ama bu konuda çok önemli bir ayrıntı var: Kahveyi ne zaman içtiğimiz vücudumuza nasıl etki edeceğini belirler.
Kahve, dünyanın en sevilen ve en çok tercih edilen içecekleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre özellikle bilişsel performansa iyi geliyor. Bunun için de doğru zamanda tüketilmesi gerekiyor.
“Kahve ancak bu şekilde odaklanmayı ve zihinsel canlılığı destekleyebilir’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz ‘’Yanlış saatte içildiğinde ise çarpıntı, huzursuzluk, mide yanması, titreme, gün içi enerji dalgalanması ve gece uyku sorunlarına zemin hazırlayabilir. Yani mesele kahvenin kötü olması değil. Mesele, biyolojimize uygun saatte içilmesidir’ dedi ve bu konuda ezber bozan bilgiler verdi:
Düşman değil ama dozu ve zamanı önemli
Kahve birçok insan için keyifli, sosyal ve zihinsel olarak destekleyici bir alışkanlıktır. Ancak her vücudun kafeine verdiği yanıt aynı değildir.
Bazı insanlar kahveyi hızlı metabolize eder, bazıları ise kafeinin etkisini saatlerce taşır. Bu nedenle kendinizi dinleyin. Kahveden sonra çarpıntı, huzursuzluk, mide yanması, titreme, ani açlık, öğleden sonra çöküş ya da gece uyku bölünmesi yaşıyorsanız, kahveyi suçlamayın ama saatini mutlaka sorgulayın.
Saat 17.00’den sonra neden riskli?
Kahvenin ikinci kritik saati akşamüstüdür. Özellikle 17.00’den sonra içilen kahve, farkında olmadan gece uykusunu bozabilir. Çünkü kafein vücutta hemen kaybolmaz. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, kafeinin etkisi saatlerce sürebilir. Hatta kahveden 6 saat sonra bile kafeinin önemli bir kısmı vücutta aktif kalabilir.
Bu nedenle akşamüstü içilen kahve, gece yatağa girdiğimizde hala beynin uykuyu başlatma sistemine müdahale ediyor olabilir.Burada sorun sadece uykuya dalamamak değildir. Bazı kişiler uyuduğunu zanneder, ama uyku yüzeyselleşir. Gece bölünmeleri artar, derin uyku azalır.
Kimler dikkatli olmalı?
Ertesi sabah daha yorgun uyanırız. Yorgun uyanınca yine kahveye sarılırız. Böylece kahve uykusuzluğu kapatır gibi görünür ama bazen uykusuzluğun devam etmesine de katkı verir. Bu yüzden özellikle uyku sorunu yaşayan, gece sık uyanan, sabah dinlenmemiş kalkan, çarpıntı ya da kaygı yaşayan kişiler için 17.00 sonrası kahve masum olmayabilir.
Çözüm önerileri
1- Sabah uyanınca ilk ritüeliniz su içmek olsun. Gece boyunca susuz kalan vücut, kahveden önce suya daha çok ihtiyaç duyar.
2- Gün ışığı alın. Sabah ışığı beynin biyolojik saatine güçlü bir uyanma sinyali gönderir.
3- Aç karnına kahve içmeyin. Çarpıntı, titreme, mide yanması ya da huzursuzluk yaşıyorsanız, kahveyi küçük bir kahvaltıdan sonra içmeyi deneyin.
KEYİF İÇİN TÜKETİN
4- Uyku sorununuz varsa, kahve saatini erkene çekin. Gece sık uyanıyorsanız, son kahvenizi öğleden sonra erken saatlerde bitirmeyi deneyin.
5- Kahveyi yorgunluğu bastırmak için değil, keyif ve odak için tüketin. Sürekli kahveyle ayakta kalmaya çalışmak altta yatan uyku, stres veya beslenme sorununu örtebilir.
6- Birden kesmek yerine kademeli olarak azaltın ve içme saatinizi kaydırın. Sabah kahvesine çok alıştıysanız, önce 15 dakika, sonra 30 dakika geciktirerek ilerleyin.
7- Vücudunuzun verdiği sinyali takip edin. Kahveden sonra gerginleşiyorsanız, sorun kahve değil, miktar veya zamanlama olabilir.
Bu önerilerin amacı kahveyi hayatımızdan çıkarmak değil; kahveyi beynimizin ve vücudumuzun ritmine uygun hale getirmektir. Çünkü beyin sadece kafeinle uyanmaz. Işıkla uyanır, hareketle uyanır, dengeli kan şekeriyle uyanır ve en önemlisi panikle değil, ritimle uyanır.
Sabah erken içmek neden herkese iyi gelmez?
Uyandığımızda vücudumuz zaten kendi uyanma sistemini çalıştırır. Sabah saatlerinde kortizol dediğimiz hormon doğal olarak yükselir.
Bu hormon sadece stres hormonu değildir; aynı zamanda sabah bizi ayağa kaldıran, kan şekerini ve enerji kullanımını düzenleyen, vücuda “güne başlıyoruz” mesajı veren biyolojik bir sinyaldir.
Tam bu sırada, özellikle aç karnına kahve içersek, zaten aktif olan uyanıklık sisteminin üzerine bir de kafein eklemiş oluruz. Bu da bazı kişilerde vücudu daha enerjik değil, daha alarmda hissettirebilir.
Kalp biraz daha hızlı atar. Eller titreyebilir. İç sıkıntısı gelebilir. Zihin açık gibidir ama vücut huzursuzdur. Sonra birkaç saat içinde enerji düşer ve kişi yeniden kahveye yönelir.
Beyni nasıl etkiler?
Kafeinin temel etkilerinden biri adenozin sistemidir. Adenozin, gün içinde beyinde biriken ve bize ‘yoruluyorsun, dinlenme zamanı geliyor’ mesajı veren bir moleküldür. Kafein, adenozinin bağlandığı reseptörleri bloke eder. Yani yorgunluğu ortadan kaldırmaz; bir süreliğine beyne yorgunluk sinyalini duyurmaz.
Bu yüzden kahve içince kendimizi daha uyanık hissederiz. Ama uykusuzluk, stres, açlık ya da kötü beslenme devam ediyorsa, kahve sorunu çözmez; sadece üzerini örter. Sabah uyanır uyanmaz kahve içtiğimizde ise iki sistem üst üste biner: Doğal kortizol uyanışı ve kafeinin uyarıcı etkisi. Bazı kişilerde bu birleşim iyi bir odaklanma yaratırken, bazı kişilerde gerginlik, çarpıntı ve ani enerji düşüşü yapabilir.
En doğru zaman hangisi?
Çoğu kişi için daha dengeli olan seçenek, kahveyi uyanır uyanmaz değil, yaklaşık 60-90 dakika sonra içmektir. Böylece vücudun kendi uyanma sistemi biraz çalışır, kortizol dalgası daha doğal akar, kan şekeri ve sıvı dengesi toparlanır. Sabah yüzü yıkamak, evin içinde birkaç dakika hareket etmek ve mümkünse protein içeren küçük bir kahvaltı yapmak vücudu daha yumuşak uyandırır. Sonrasında içilen kahvenin etkisi daha sağlıklı hissedilir.