Karşı devrimin aktörü

Türk Ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’dedir.

18 Eylül 1922’de, Mustafa Kemal, İkdam Gazetesi yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na şunu söyler:

“Millî Mücadelemizin bu dönemi kapanmıştır. Şimdi ikinci dönemini açmamız gerekiyor.”

★★★

Birkaç gün sonra, Akşam Gazetesi’nden Falih Rıfkı Atay’a, asıl savaşın yeni başladığını belirtir:

“Sanıyorlar ki bütün isteklerimizi elde ettik, her şey bitti. Oysa, yapacaklarımız asıl bundan sonra başlıyor. Gerçek mücadele şimdi başlıyor.”

Lozan Antlaşması’nın imzalandığını öğrendiğinde, benzer sözleri söyler:

“İstiklal Savaşı’nın ilk bölümü bitti, şimdi ikincisine başlayacağız.”

★★★

Türk Devrimi’nin gerçekleştirilmesi; Mustafa Kemal’in milletiyle bütünleşmesine, halk üzerindeki etkisine, kararlılığına ve teşkilatçılığına dayanır.

Liderin sürekli okuması ve araştırması da önemli etkendir.

★★★

Mustafa Kemal, 3 Mart 1924’te Halifeliğin kaldırılmasında tutucu muhalefete karşı bir konuşma yapar.

Ve der ki:

“Devrimi, başlatan tamamlayacaktır.”

Muhteşem bir kararlılık...

★★★

Türkiye, 1923-1938’de 15 yılda hızlı bir devrim süreci yaşar.

Türk toplumu, çok kısa bir sürede, bir çağdan yeni bir çağa taşınır.

Mustafa Kemal, devrim sürecini şöyle özetler:

“Uçurumun kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş... Bunlardan sonra, içerde ve dışarda saygı duyulan yeni bir vatan, yeni bir toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için sürekli devrimler...

İşte Türk Devrimi’nin kısa ifadesi.”

★★★

Fransız araştırmacı Paul Gentizon, Türk Devrimi’nin, Fransız ve Rus Devrimlerinden daha ileri düzeyde olduğunu belirtir:

“Sürekli devrim sözü, gerçekte Türkiye’den başka hiçbir ülkede yer tutmamıştır. Fransız Devrimi siyasi kurumlar alanıyla sınırlı kalmıştır. Rus devrimi, sosyal alanları sarsmıştır.

Yalnızca ve yalnızca Türk Devrimi’dir ki; siyasi kurumları, sosyal ilişkileri, din kurallarını, aile ilişkilerini, ekonomik yaşam geleneklerini, hatta toplumun moral temellerini değiştirmiştir...”

★★★

Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, Türk Devrimi’ne hakkını teslim eder:

“Öyle bir dönem düşünün ki, Batı dünyamızdaki Rönesans, Reform ve sanayi devriminin tümü bir insanın yaşamına sığmış olsun.”

Toynbee bu değerlendirmesiyle, batının 500 yılda sağladığı gelişmeyi, Atatürk’ün kendi ülkesinde 15 yıla sığdırdığını söyler.

★★★

Ne yazık ki...

Atatürk 1938’de, 57 yaşında ölümsüzlüğe adım atar.

Devrim kökleşmeden, kendisini koruyacak kadrolar yetişmeden...

★★★

Ve karşı devrim süreci, yaygın olarak 1950’de başlar.

Demokrat Parti döneminin Başbakanı Adnan Menderes o denli ileri gider ki...

“Kurtuluş Savaşı diyorsunuz. Bu savaş pekâlâ üç ayda bitebilirdi. Bunun yıllarca uzatılmasına Mustafa Kemal’in yerleşme ihtirasları neden olmuştur” diyecek kadar inkârcı ve Atatürk karşıtı olur.

★★★

Başbakan Turgut Özal, 1988’de Avrupa Birliği başvuru dilekçesi ekinde yer alan kitapçıkta, şu anlama gelecek yorumlar yapar:

“Bizi Türk sanarak dışlıyorsanız, bilin ki Türk denecek bir yanımız yoktur. Uygarlık adına neyimiz varsa hepsini Yunanlılardan aldık. Bizim kültürümüz Yunan kültürüdür... Ben Türk değil Kürt kökenliyim.”

★★★

1980 Askeri Darbesi’nin lideri Kenan Evren, Atatürk’e en büyük darbeyi vurur.

Ve der ki:

“İmam-hatip okullarında iyi eğitim veriliyor. O çocuklardan zarar gelmez. Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış tatbikatlar yapmıştır. 1930’lardaki laiklik anlayışını yanlış olarak görüyorum.”

★★★

Başbakan Tansu Çiller (1993-1996), Cumhuriyet’i yıkacaklarını müjdeler:

“Türkiye’de her şey devletin egemenliği altında... Kendi bölgesinde son sosyalist devleti yıkacağız. Çocuklarınıza, biz onu yıktık diyeceksiniz.”

★★★

Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, karşı devrimin nasıl gerçekleşeceğini söyler:

“Önemli nokta, Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak...”

★★★

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 1995’te, Atatürk’ü Adnan Menderes’le, Turgut Özal’la eş değer tutan bir açıklama yapar:

“Gümrük Birliği’nin siyasal istismar konusu yapılmasına üzülerek şahit oluyorum. Bu zafer, şu ya da bu partinin değil milletin zaferidir. Bu zaferin sahipleri, önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Adnan Menderes ve Turgut Özal’dır...”

★★★

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 2014’te, Türkiye’yi federasyona götürecek sözler söyler:

“CHP’nin iktidar olması halinde Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı kabul edeceğim... CHP iktidarında Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nı mutlaka getireceğiz...”

Terörist başı Öcalan da, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı istiyor.

★★★

2002’den bugüne kadar atılan adımları yazmaya gerek yok, zaten biliyorsunuz...

Türk Devrimi, 1950’den beri, 76 yıldır karşı devrim süreci yaşıyor.

En yıkıcı dönem, son 20 yıl...

Buna rağmen, Cumhuriyet sallantı da olsa ayakta...

★★★

Ama...

2026 farklı...

Atatürk’ün kurduğu parti CHP, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında...

“Altı Ok”la Atatürk’e ve Cumhuriyet’e vurmaya başladı.

“İkinci Cumhuriyetçi” Etyen Mahçupyan’ı referans alarak...

Türkiye’yi parçalamayı hedefleyen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın söylemlerine sarılarak...

Savaş tarihinin hükmüdür:

Kaleyi dışarıdan değil, içerden açılan kapı yıkar.

★★★

Yine de, yine de...

Ben umutsuz değilim...

Vasiyetini çiğneyen nankörler olsa da...

Atatürk kendisine açılan her savaşı, yattığı yerden kazanmaya devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları