Soğuk bir nisan sabahı... Budapeşte’de seçimlere sadece birkaç gün kalmış durumda.
Ve 16 yıldır ülkeyi yöneten bir lider ilk kez bu kadar net bir şekilde kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya.
Son anketlere göre Başbakan Viktor Orban’ın partisi Fidesz yüzde 39-40 bandına sıkışmış durumda; buna karşılık merkez sağ, yolsuzluk karşıtı bir hat üzerinden yükselen Peter Magyar ve Tisza hareketi yüzde 47-49 bandında seyrediyor.
Özellikle 30 yaş altı seçmende fark dramatik. Bazı ölçümlerde gençlerin yüzde 60-65’i açık biçimde Orban karşıtı pozisyon almış durumda. Bu tablo, 2010’dan beri “seçim kazanmayı sistematik hale getiren” bir iktidar için sadece bir siyasi gerileme değil, doğrudan rejim krizi anlamına geliyor.
★★★
Çünkü Orban’ın kurduğu düzen, klasik anlamda bir seçim rekabeti değil; baştan aşağı yeniden tasarlanmış bir siyasal mimari. 2010’da elde ettiği üçte iki çoğunlukla birlikte sadece hükümeti değil, sistemin kendisini değiştirdi. Anayasa Mahkemesi’nin yapısı yeniden düzenlendi, üye sayısı artırıldı ve kritik koltuklar uzun süreli görevlerle iktidara yakın isimlerle dolduruldu. Yargıdaki zorunlu emeklilik düzenlemeleriyle yüzlerce hâkim sistem dışına itildi. Böylece sadece bugünü değil, geleceği de kontrol eden bir “uzatılmış iktidar alanı” yaratıldı.
★★★
Seçim sistemi de aynı mantıkla yeniden yazıldı. Seçim bölgeleri iktidarın lehine olacak şekilde yeniden çizildi, dar bölge ağırlığı artırıldı ve oyların sandalyeye dönüşüm mekanizması Fidesz Partisi lehine optimize edildi.
Bu şu anlama geliyor. Aynı oy oranıyla muhalefetin elde edeceği sandalye sayısı ile iktidarınki arasında ciddi fark oluşabiliyor. Yani mesele sadece oy almak değil, oyların nasıl sayıldığı.
★★★
Medya ayağı ise bu sistemin bel kemiği. 2010’da basın özgürlüğü sıralamasında dünyanın üst sıralarında yer alan Macaristan, bugün 60’lı sıralara gerilemiş durumda. Bunun nedeni doğrudan sansür değil; çok daha sofistike bir yöntem...
Ekonomik baskı ve lisans kontrolü. Bağımsız medya kuruluşları reklam ambargolarıyla zayıflatıldı, yayın lisansları iptal edildi veya el değiştirmeye zorlandı. Kamu reklamları ise sistematik biçimde hükümete yakın medya gruplarına yönlendirildi. Sonuçta ortaya çıkan tabloda seçmen oy kullanırken alternatif bilgiye değil, tek yönlü bir anlatıya maruz kalıyor.
★★★
Ekonomide de benzer bir yapı kuruldu. Devlet ihaleleri, kredi mekanizmaları ve teşvikler belirli bir iş çevresine yönlendirildi. Orbán’ın çocukluk arkadaşı Lorinc Meszaros’un birkaç yıl içinde ülkenin en zengin insanına dönüşmesi tesadüf değil; sistemin doğrudan sonucu. Bu modelde ekonomik başarı piyasa rekabetiyle değil, siyasi yakınlıkla belirleniyor.
Ancak bütün bu yapıya rağmen seçim kaybedilebilir. Ve işte tam bu noktada devreye daha sert araçlar giriyor.
Seçime bir hafta kala Sırbistan’ın Kanjiza bölgesinde, yani Macaristan’a Rus gazı taşıyan TürkAkım hattının uzantısının birkaç yüz metre yakınında “yüksek etkili patlayıcılar” bulundu. Olayın yeri tesadüf değil: Enerji hattı, savaş ve güvenlik söylemi için en kritik sinir uçlarından biri. Muhalefet lideri Peter Magyar bu olayın bir “false flag” yani sahte bayrak operasyonu olabileceğini açıkça dile getirdi ve seçmen üzerinde korku yaratmaya dönük bir manipülasyon ihtimaline dikkat çekti.
Bu tür bir senaryonun politik karşılığı açıktı. Seçmeni güvenlik eksenine çekmek. Ekonomiyi, yolsuzluğu, özgürlükleri ikinci plana itmek.
★★★
Aynı strateji Ukrayna hattında da yürütülüyor. Orban, Ukraynalı aktörlerin kendisini ve ailesini ölümle tehdit ettiğini öne süren açıklamalar yaptı. Kiev ile gerilimi bilinçli şekilde tırmandırdı. Hatta Ukrayna’dan gelen bir nakit ve altın transferine el konulması gibi son derece sert adımlar atıldı. Bu olaylar zinciri, seçim kampanyasında “Macaristan kuşatma altında” anlatısını beslemek için kullanıldı.
Bu tabloyu tek başına okumak eksik olur. Çünkü mesele sadece Orban’ın seçimi değil.
Mesele, bu modelin ihracı.
★★★
Donald Trump ve çevresi için Macaristan, bir ülke değil; bir prototip. “İlliberal demokrasi” adı altında medya kontrolü, yargı mühendisliği, seçim sistemi optimizasyonu ve kültürel muhafazakârlık politikalarının bir arada test edildiği bir saha. Orban’ın 16 yılda kurduğu yapı, MAGA hareketi (Make America Great Again) için teorik değil pratik bir örnek.
Bu yüzden destek sadece söylem düzeyinde kalmıyor.
Seçime günler kala ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın Budapeşte’ye yapacağı ziyaret bu açıdan kritik. Bu ziyaret bir diplomatik nezaket ziyareti değil; zamanlaması itibarıyla doğrudan seçim sürecine müdahale anlamı taşıyor.
Amaç açık... Orban’a uluslararası meşruiyet kazandırmak, seçmene “yalnız değil” mesajı vermek ve olası bir tartışmalı sonuçta dış destek zeminini şimdiden kurmak.
Orban seçim mi kazanacak? Yoksa kurduğu sistem mi ayakta kalacak?
Macaristan’da bu pazar sandık kurulacak.
Ama o sandıkta sadece bir hükümet değil, bir model oylanacak.