Kendi kendimize tokat atmayalım!

Günümüz Türkiye’sinde “Konuşma ve düşünceyi ifade özgürlüğü” var mı?

İktidar “Var” diyor.

Hukuk ve demokrasi tüm kurallarıyla işliyor mu?

İktidar “İşliyor” diyor.

“Adalet var mı?”

İktidar ona da “Var” diyor.

Peki, öyleyse bunca tutuklamalar neden yapılıyor? Ülkenin siyasileri, gazetecileri, hatta komedyenleri bile neden içeri tıkılıyor?

Ülkede âdeta bir korku iklimi yaratılmış durumda!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları iktidarın işine gelirse uygulanıyor, işine gelmezse uygulanmıyor!

Sonuçta, hukuksuz davranışların bedelini yalnız hapiste yatanlar değil, milletçe yoksullaşarak hepimiz ödüyoruz.

Biz hem Anayasa Mahkemesi’nin, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşen kararlarını uygulamıyoruz, hem de ekonomimiz düzelsin diye, yabancıların hukukumuza güvenerek ülkemize gelip yatırım yapmasını bekliyoruz!

★★★

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yaklaşık 9 yıldır cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine ve en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

Anayasa’mızın 90’ıncı maddesine göre, AİHM kararları bizi bağlayıcıdır ve bu hüküm AKP iktidarı zamanında (2004 yılında) Anayasa’ya girmiştir.

Fakat... AKP iktidarı kendi imzaladığı sözleşmeye uymayacak, hukuk işlemeyecek ve iktidar, daha önce olduğu gibi bu kararı da dinlemeyecek...

AİHM’nin “Hak ihlâli var. Adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir” dediği Osman Kavala cezaevinde çile çekmeye devam edecek!

Bunu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un sözlerinden net olarak anlıyoruz!

AİHM’ye fena halde kızan Saray Başdanışmanı Uçum “Hadlerini bilsinler! Siyasi hesaplarla kararlar verilmeye devam edilirse, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olma durumunu gözden geçirebilir” dedi.

Yani Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden ayrılabileceği sinyalini verdi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çıkarsak ne olur?

Bizim için böyle bir davranışın bedeli çok ağır olur. Avrupa ile bağlarımız kopar. Tamamen dışlanırız. Türkiye bunun ekonomik sonuçlarını kaldıramaz!

Ulusça şimdi de sıkıntıdayız ama o zaman daha büyük sıkıntılarla karşılaşırız. Bu işin hiç şakası olmaz! Devlet yönetiminde gereksiz inada yer yoktur!

“PKK seviciler” Türk halkını tahrik etmesin!

Öcalan ve PKK’nın siyasi temsilcisi DEM Parti, zehirli bir dil kullanmaya devam ediyor.

Partinin Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları âdeta savaş kazanmış bir komutan edasıyla “50 yıldır süren mücadelemizde zafere ulaştık. Artık kimse Kürt’ü inkâr edemez” diye nutuk atıyor.

Hatimoğulları, Hakkâri’nin ilçesi Yüksekova’da, ölü teröristler için kurulan taziye çadırlarını ziyaret etti. PKK’lıların çerçeveli fotoğraflarını inceleyerek onları saygıyla anan Tülay Hatimoğulları “Bu kahramanlar Kürt halkı için mücadeleye katılıp toprağa düştüler. Kürt halkının başı sağ olsun” dedi.

DEM Partililer çadır çadır gezip, Türk askerine kurşun sıkan teröristleri övüyor. Bunu bilinçli olarak özellikle yapıyor ve insanlarımızı âdeta tahrik etmek istiyorlar!

DEM Parti milletvekillerinin (gerçekten terörsüz, huzurlu bir Türkiye istiyorlarsa) akıllarını başlarına toplaması, Türk halkının sinir uçlarıyla oynamaması gerekiyor!

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyada bedava hiçbir şey yoktur, her şeyin bir bedeli vardır!

Yazarın Diğer Yazıları