Kılıçdaroğlu’na mektup

Sayın Kılıçdaroğlu...

Bir ev düşünün...

Kapısını, Gazi Mustafa Kemal açmış...

Duvarlarını, cepheden dönenler örmüş...

Pencerelerine, Kuvayı Milliye umutlarını asmış...

Adına da, Cumhuriyet Halk Partisi demişler.

★★★

Yüz üç yıllık bir ev...

İçinde Millî Mücadele var...

Yoksulluklar var...

Zaferler var...

Gözyaşı var...

Ama hepsinden önemlisi bir kutsal emanet var, vasiyet var.

Ve şimdi o evde...

Kavga, “hesaplaşma”...

“Arınma” sesleri...

★★★

Sayın Kılıçdaroğlu...

On üç yıl...

Az zaman değil...

Bir çocuk doğar, büyür, liseye gelir...

Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı dönemi on beş yıl...

On üç yıl boyunca, CHP’nin kaptanı oldunuz.

Gemiyi siz yönettiniz.

Geminin kadrosunu siz seçtiniz.

Ve her seçim gecesinde, ekran başında bekleyen milyonlarca insanın hayal kırıklığı yaşadığı yıllar...

★★★

CHP tam zafere doğru ilerlerken, partiyi bir kasırganın içine ittiniz.

İnsanlar şunu soruyor:

“Neden?”

Yeni seçtiğiniz kadro, “Devlet Aklı” diyor.

Siz, “arınacağız”, “hesap soracağız” diyorsunuz.

111 milletvekili, hesap soracağınız tarafı destekliyor.

25 kadar milletvekili de sizi.

Bu sayı, sizin için bir anlam ifade etmedi mi?

Partiyi kazanmak başka şeydir, dağıtmak başka...

★★★

Atatürk, CHP’yi kurarken koltuk yoktu.

Koltuğu, makamı hiç düşünmedi.

Bir vatan kurtardı.

Aydınlık bir gelecek bıraktı.

Bir umut ışığı yaktı.

Mal varlığını bile bu partiye bıraktı.

Çünkü CHP onun gözünde şahısların değil, ilkelerin eviydi.

Bu evin sahibi kim?

Bir kişi mi?

Yoksa millet mi?

★★★

Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü, yıllar sonra parti genel başkanlığını kaybetti.

Ama CHP’yi korudu.

Çünkü, büyük siyasetçiler bazen kazanarak değil, vazgeçerek büyürler.

Vazgeçmek, bazen bir devrimdir.

★★★

Şimdi CHP’nin koridorlarında umut dolaşmıyorsa...

Coşku yoksa...

Parti parçalanmışsa...

Gelecek seçimi, CHP’nin rakiplerine altın tepside hediye etme adımları atılıyorsa...

Suçlu kim?

★★★

Sizden sonra gelen CHP yönetiminin elbette eleştirilecek yönü var...

Ama, konu artık parti değil, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in varlığı.

Şu anda oluşturduğunuz kadroda, kaç kişi Atatürk’ün “Altı Ok”unu sahiplenerek yakasına takabilir?

Bazıları hiç, kimileri tek ok, az bölümü ise iki üç oku ancak sahiplenir.

“Altı Ok”u benimseyen, bir elin parmaklarını bile geçemeyecek sayıda...

★★★

Atatürk, “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” der.

Çünkü CHP, sıradan bir siyasi parti değil...

Atatürk’ün emanetidir, vasiyetidir.

Emanet yere atılmaz, parçalattırılmaz.

Onu korumak için nöbet tutulur.

★★★

CHP’nin kökü...

Kuvayı Milliye ruhudur.

İstiklal Savaşı’nın karargâhıdır.

Türk devriminin kurumsal hafızasıdır.

Cumhuriyetin kurucu kadrosudur.

CHP’nin tapusunda makam hırsı değil, şehitlerin kanıyla millet iradesi yazılıdır.

★★★

CHP’nin gerçek sahibi, Anafartalar’da toprağa düşen Mehmetçik, İstiklal Savaşı’nda vatandan başka sevgili bilmeyen o kuşak, Cumhuriyet’in öğretmeni, köylüsü, işçisi ve Atatürk’ün Cumhuriyet’i emanet ettiği Türk milletidir.

Bu parti; Cumhuriyet’i ilan etmiş, hilafeti kaldırmış, hukuk devrimini gerçekleştirmiş, kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiş, sanayi hamlelerini başlatmış, çağdaş Türkiye’nin temellerini atmıştır.

★★★

Sayın Kılıçdaroğlu...

Atatürk’e ve Cumhuriyet’e gönül vermiş milyonlardan biri olarak yazıyorum.

Atatürk’ün ömrünü verdiği Hatay’da doğmuş biri olarak...

Atatürk’e ödeyemeyeceğim vefa borcum nedeniyle yazıyorum...

Hiçbir makam beklentisi olmayan biri olarak yazıyorum...

Dürüstlüğünüz ve insani yönünüz nedeniyle, size saygı duyan biri olarak yazıyorum.

★★★

Mutlak butlan kararının ardından, CHP’nin içine düştüğü durum karşısında tarih, sizin ne kazandığınızı değil, nasıl davrandığınızı yazacaktır.

Sizden beklenen, CHP’yi bir kavgaya, bölünmeye sürüklemek değil...

Kurucusunun mirasına yakışır biçimde, birleştirici bir tavır sergilemenizdir.

Vasiyete uygun hareket etmenizdir.

Bu da, seçilmiş kadroyu kucaklamakla ve en kısa sürede kurultaya gitmekle mümkün.

Çünkü, kurucu vasiyetin ruhuna aykırı hareket etmek meşru değildir.

★★★

Unutmayın...

Bazen bir adım geri çekilmek, bir ömür ileri gitmekten daha büyük bir hizmettir.

Düşünmeniz gereken ölçü, Cumhuriyet’in geleceğidir.

Sırada, Atatürk’ün ulus devletini hedef alan Anayasa değişikliği var.

Sırada Cumhuriyet’in temel değerleri var.

Yani, size teslim edilen emanet ve Atatürk’ün vasiyetinin varlığı söz konusu...

Çevrenizdeki, “Altı Ok”a mesafeli ve kişisel çıkarları önceleyenlere aldırmayın.

Onlar, hiçbir zaman Atatürk’ün çizgisinde olmayan, İkinci Cumhuriyetçilerdir.

Onları uzaklaştırın...

★★★

CHP’nin varlık nedeni, Cumhuriyet’i yaşatmak ve geleceğe taşımaktır.

Kavga değil birlik, hesaplaşma değil dayanışma...

Geçmişe saplanmak değil, geleceğe yürümek...

En ağır yük nedir bilir misiniz?

Milyonlarca insanın hayallerini, umutlarını yerle bir etmektir.

Ama şimdi, o eşik de aşıldı.

★★★

Ve şimdi o kahramanların gözü sizde...

Emanete sahip çıkacak mı, vasiyete uygun hareket edecek mi?

Torunlarınızın umudu, geleceği sizde...

Cumhuriyetin temel değerlerini koruyacak mı?

Bu coğrafyanın gerçeği şudur:

Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i Türkiye’den çıkarın, geriye Afganistan kalır.

★★★

Sayın Kılıçdaroğlu...

Hiçbir şey sonsuz değil...

Bütün makamlar tarihin tozlu raflarında yerini alır.

Ama milletin hafızasında tek bir soru kalır:

“Bu insan, kendisine teslim edilen emanete ne yaptı?”

★★★

Tarih, insanları bıraktıkları mirasla yargılar.

Ünlü Filozof Seneca der ki:

“Ölüm her şeyi eşit kılar...”

Büyük İskender’e atfedilen bir söz vardır:

“Öldükten sonra ellerim tabutun dışında kalsın. Öbür dünyaya hiçbir şey götürmediğimi halk görsün...”

★★★

Yetki coşkusu saman alevidir, kül yığınıdır geriye kalan...

Çünkü, “Şerefle tamamlanması gereken en zor görev hayattır, hayat...”

Ve unutmayın, “Mezara sadece haysiyet gider...”

Beş bin yıllık yazılı tarihin hükmüdür bu...

En içten saygılarımla...

Naim Babüroğlu

6 Haziran 2026, İstanbul.

Yazarın Diğer Yazıları