Bilge bir kişi demiş ki:
“Hiçbir yönetim zalim değildir. Zalim olan biz halkız ki, Yüce Allah hak ettiğimiz o yönetimleri bize yolluyor. Kızacaksak kendimize kızalım!”
İlginç bir görüş... Peki, bizdeki durum ne?
1946 yılında yapılan “Çok partili” ilk seçimden sonra bugüne kadar tam 80 yıldır göreve gelen partileri oylarımızla biz seçiyor, onlara yönetim yetkisini bizler veriyoruz.
Sonuçlar iyi değilse, özgürlük, kalkınma, adalet, refah ve huzur gerçekleşmediyse siyasi partilere kızma hakkımız var mı?
Darılmaya, gücenmeye tabii ki, hakkımız var ama kızmaya hayır!
Bilge kişinin dediği gibi, kendimize kızmalıyız.
Vatandaş olarak tek hakkımız var: Ulusça bilinçlenerek, elimizdeki oylarla o partileri görevden alıp yenilerini getirmek!
Demokrasilerde en büyük güç “Sandıktan çıkan oylardır!”
★★★
Türkiye’de “Siyasi parti bolluğu” var.
Her yıl enflasyon gibi, parti sayısı da artıyor.
Geçen yıl 180 olan toplam parti sayısı, bu yıl 189’a yükselmiş... Fakat bu partilerin 151’inin “seçime girme yeterliliği” yok. “Tabela partileri” bunlar...
Seçime girme hakkı kazanan partilerin sayısı ise 38...
Şimdi YENİ PARTİ geliyor ve seçime girme yeterliliği olan partilerin sayısı 39’a yükseliyor. Ancak, bunların bir kısmı son anda seçime girmekten vaz geçebilir. Her seçimde öyle oluyor.
★★★
YENİ PARTİ’nin “Marka başvurusu” tamamlanmış. Hayırlı olsun.
17 Temmuz’da “Türk Patent ve Marka Kurumu”na “YENİ PARTİ” adıyla tescil başvurusu yapılmış...
Şimdi logo ve parti programı ile tüzük çalışmaları yapılıyor.
CHP’nin gerçek lideri Özgür Özel’in, Yargıtay sürecinden umudunu kestiği anlaşılıyor.
Yargıdan (kısa zamanda) CHP adına hayırlı bir karar çıkacağı yok!
Bu bakımdan fazla vakit kaybetmemek lâzım...
Çünkü bir partinin seçime girme hakkı kazanabilmesi için zaman alıcı birçok işlem gerekiyor.
Siyasi Partiler Kanunu’na göre “Siyasi partilerin seçimlere katılabilmeleri için 81 ilin en az yarısında (41 ilde) seçim gününden en az 6 ay önce, teşkilatlarını kurmuş, il kongrelerini tamamlamış, büyük kongrelerini de yapmış olmaları” gerekiyor.
İktidara gelme iddiasındaki YENİ PARTİ, 41 il ile bu iddiasını sürdüremez. Türkiye’nin 81 ilinde de kongrelerini tamamlamak zorunda...
Bu da hayli zaman alacak!
YENİ PARTİ, Türkiye’ye umut olacağa benziyor. Sahadaki Özgür Özel sevgisini görüyoruz. Halk ona inanıyor, güveniyor... Anketler de aynı şeyi söylüyor. Bu Türkiye için bir fırsattır.
Büyük bir ustayı andık
Altan Öymen... Değerli bir gazeteci ve usta bir siyasetçiydi...
CHP Genel Başkanlığı ve Türkiye Turizm Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştu..
Onunla uzun yıllar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Onur Kurulu’nda birlikte görev yapmıştık. Her dönem onu “Onur Kurulu Başkanı” seçtik.
Bilgili, hoşgörülü, arkadaş canlısı, dost bir insandı.
Bir yıl önce 20 Temmuz günü aramızdan ayrıldı.
İnsanlar öyle herkese “Dostum” diyemez. Günümüzde gerçek bir dost bulmak az rastlanır bir şanstır.
Altan Öymen, gerçek anlamda dost bir insandı... İyiliklerde olduğu gibi kötü günlerinde de arkadaşlarının yanında olurdu.
Gazetecilikte de büyük usta olan Altan Öymen, 1970’lı yıllarda “Kapalı kutu” olan Çin Halk Cumhuriyeti’ne girip röportaj yapma becerisini gösteren ilk gazeteciydi...
“Uyanan Dev Çin” röportajını hazırlamış ve ben bol fotoğraflı o büyük yazı dizisini Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım ünlü Günaydın Gazetesi’nde bir aya yakın süre yayınlamıştım. Büyük olay yaratmıştı.
Altan Öymen, hızla gelişen Çin’in 30-40 yıl içinde hemen her alanda “Dünya Devi” olacağını anlatmış ve bu görüşü aynen gerçekleşmişti.
Onu sevgiyle anıyorum. Ruhu şad olsun...
GÜNÜN SÖZÜ
Gerçek büyüklük kendi kendinin efendisi olmaktır!