Bu trajediyi anlatmaya kalemimizin gücü yetmez! İktidarın “Türkiye Yüzyılı” dediği 21’inci yüzyılda, emekli bir polis memurunun ağır geçim derdine dayanamayarak canına kıyması, üzerinde uzun uzun durulması gereken korkunç bir faciadır. Hayat insanın en değerli varlığıdır. Bir emekli bu değerden vazgeçebiliyorsa, ülkede bir şeyler yanlış gidiyor demektir. “Ağır geçim derdi” başka bir ifadeyle “Açlık” demektir. Milyonlarca emekli ne yazık ki, “açlık sınırının altında” yaşıyor. Açlığı tanımayan yoksulluğu bilemez. Çaresiz insanların ruh halini, tuzu kuru olanların anlaması mümkün değildir. Aç insan her çılgınlığı yapar. Aç insan elini ateşe sokar! Yüce Yaradan, insanlara büyük dayanma gücü vermiştir. İnsan her türlü acıya ve felakete dayanabilir ama AÇLIK HARİÇ. Aç adama sormuşlar “En ağır şey nedir?” diye. “Boş mide!” demiş. ★★★ Bugün en düşük emekli maaşı 23 bin lira... Ortalama emekli maaşı 26 - 27 bin lira dolayında. Ülkemizdeki açlık sınırı ise 37 bin 388 lira... Emeklilerin maaşı açlık sınırının yaklaşık 10 bin lira altında... İktidar elini vicdanına koysun! Nasıl geçinecek bunlar? Emeklilerin çığlıklarını nedense duymak istemiyorlar! ★★★ Emekli polis Ali Şekeroğlu 60 yaşındaydı... Devletine uzun yıllar hizmet etmişti ama şimdi aldığı emekli maaşıyla geçinemiyordu... Ankara’da, Anayasa Mahkemesi’nin önündeki parkta, sırtına bir Türk bayrağı saran emekli polisin sağ elinde bir tabanca vardı. Sol elinde taşıdığı pankartta ise “Para için değil, onurum için” yazılıydı. Belli ki, canına kıyacaktı ama kimse müdahale edemiyordu. Hayatından bıkmış bir ses tonuyla “Emekliyim. Geçinemiyorum. Oğlum, gelinim işsiz. Bizi bu duruma getirenler utansın” diye bağırdı. Onurlu bir insan olduğu anlaşılan bu biçare adam, herhalde halinden utandığı için olacak, siyah bir gözlük takmış ve yüzünü de bir maske ile örtmüştü. Son defa çevresine baktı. Ve kafasına dayadığı tabancanın tetiğini çekti: “Booom!” Her taraf kana bulandı! ★★★ Şu gerçeği herkesin bilmesi lâzım: Emekliler sadaka istemiyor. Çalışma hayatları boyunca devlete ödedikleri sigorta primlerinin karşılığını, yani kendi paralarını istiyor. İktidar emekli sorununa mutlaka bir çare bulmalıdır. Şunu da unutmamak gerekir: Emeklileri intihar eden bir ülkenin itibarı olmaz! TEBESSÜM Borsa skandalı ve bir fıkra! Borsada çıkan skandal, batan fonlar, 500 binden fazla insanın paralarının yok olması, M. Kemal Ulusu’ya şu fıkrayı hatırlatmış: Ülkenin birinde köye bir adam geliyor. Köylülere diyor ki: “Ormandaki maymunları bana getirin, tanesini 10 dolardan alacağım.” Bölgede zaten sürüyle maymun var. Köylüler koşup ormana gidiyor, maymun yakalıyor, adama satıyor. Kolay para! Birkaç gün sonra adam diyor ki: “Maymunlar azaldı. Artık tanesini 20 dolardan alacağım.” Köylüler daha hevesli bir şekilde yakalıyor. Sonra adam fiyatı 30 dolar, 50 dolar, 100 dolar yapıyor. Köylülerin hepsi çok iyi para kazanmış. Sonra adam diyor ki “Ben şehre gidiyorum. Bir hafta sonra döndüğümde maymunun tanesini 500 dolardan alacağım.” Yanındaki yardımcısını köyde bırakarak gidiyor. Yardımcısı köylüleri gizlice topluyor. Ve diyor ki: “Bakın patronumun topladığı bütün maymunlar burada kafeste. Ben size bunların tanesini 200 dolardan satayım, patron bir hafta sonra dönünce siz de ona 500 dolardan geri satarsınız, büyük kâr olur.” Teklif, köylülere mantıklı geliyor. Kimisi evini, kimisi ineğini satıyor ve bütün parasıyla tüm maymunları tanesi 200 dolardan geri satın alıyor. Sonra ne mi oluyor? Ne adam geri geliyor, ne de yardımcısı! Köyde bir sürü maymun kalıyor, bir de beş parasız köylüler... GÜNÜN SÖZÜ Uyanan düşünceyi tekrar uyutmak mümkün olmaz!