Kötü adam Trump

İktisatçılar arasında da “en kötü ekonomi politikasını kim uyguluyor?” diye bir anket yapılsa, Trump ön sıralarda çıkar. İktisatçılar derken bizim hocaları değil uluslararası şöhrete sahip olanları kastediyorum. Nobel’li iktisatçı ve New York Times köşe yazarı Krugman’ın, Trump ikinci kez başkan seçilmeden önce yazdığı “Trumpflasyon Korkusu” başlıklı makalesini kesip saklamıştım. Krugman yazısında, Trump’ın ekonomiye Merkantilist perspektiften baktığını söylüyordu. Merkantilizmi de “dış ticaret fazlası vermeyi ‘kazanmak’, dış ticaret açığı vermeyi ‘kaybetmek’ diye görmektir” şeklinde tanımlıyordu. Trump, ekonomiyi böyle gördüğü için seçilirse, ABD’nin ticaret açığını daraltmak amacıyla gümrük tarifelerini yükseltecektir. Ayrıca ihracatın artması için doların değer kaybetmesi gerekir düşüncesiyle faizi indirmesi için FED’e baskı yapacaktır diyordu. Bu yüzden ABD’de enflasyon yükselecektir öngörüsünde bulunmuştu. Sonuçlara bakalım: 2025’te dolar endeksi düşmüş ABD doları %10 değer kaybetmiştir. Tarifelerin yükselmesine rağmen 2025’te ABD’nin dış ticaret açığı daralmamıştır. Ayrıca 2024’te %2.95 olan enflasyon da %2.7’e inmiştir. 2026’da da %2.2’ye düşmesi bekleniyor. Koskoca Krugman’ın “kısa vadeli” kestirimi tutmamış. Not: Yanılan iktisatçının halinden en iyi diğer iktisatçılar anlar.

NEO-MERKANTALİZM

Financial Times’ın başyazarı Martin Wolf’un 19 Ocak 2026’da yayınlanan “Neo-merkantilizmin tehlikeli zaferi” makalesini görünce Krugman’ın iki yıl önceki yazısını tekrar okudum. Wolf, diplomatik bir dille de olsa, Trump’ı güzel işleyen “neo-liberal” ekonomik düzeni “devletçi/müdahaleci” yaklaşımlarla altüst etmekle suçluyor. Financial Times’ın üç ayrı yazarı da ortaklaşa kaleme aldıkları bir makalede Trump’ı “Maocu” (Komünist Çin’in kurucusu Mao) olmakla itham ediyor. Anlaşılan önümüzdeki aylarda epey “merkantilizm” muhabbeti yapacağız. Bu konunun iktisat gündeminin bir numaralı tartışma konusu haline gelmesine sebep, Trump’ın ABD’nin yıllık trilyon dolar düzeyinde seyreden ticaret açığını kapamak için ekonomiyi otomatik pilottan çıkarmak istemesidir. Ama kök sebep bu değildir. Kök sebep Japonya ile başlayan Çin ile doruğa çıkan “Asya Pasifik” ülkelerinin Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerini geride bırakmasıdır. Daha doğrusu Doğulu ülkelerin bunu Batılı iktisatçıların “merkantilizm” diye aşağıladığı bir sistemle başarmış olmasıdır.

DOĞA YAPAR İNSANLAR ADLANDIRIR

Sosyalizm dışında “insan yapımı” (man made) bir ekonomik sistem yoktur. O da doğaya aykırı olduğu için zaten kendini tasfiye etti. Liberalizm veya neo-liberalizm; merkantilizm veya neo-liberalizm daha doğrusu Karl Marx’ın “kapitalizm” diye isimlendirdiği ferdi mülkiyete dayalı serbest teşebbüs düzeni ise “doğaldır”. Sadece adlarını insanlar koymuştur. Bunların görünen yüzünde, zamanla ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılaması için insanlar tarafından geliştirilen kurum ve kurallar bulunur. ABD’nin sürekli dış ticaret daha doğrusu “cari açık” vermesi sürdürülemez. Bu doğal ekonominin doğasına aykırıdır. “Kötü adam” Trump bunu düzeltemeyebilir. İyi adamlar meselâ Krugman veya Martin Wolf bu sorunu çözebilir. Ama bunu Trump “dangalağın tekidir” veya “Çin maalesef, neo-merkantilizmle başardı” diyerek yapamaz. Rahmetli Lord Keynes bu sorunu görmüş ve çözüm modeli geliştirmişti. ABD onu engelledi. Şimdi “deneme-yanılma” ile sorunu çözmeye çalışıyor. Çözemiyor.

SON SÖZ: Teorisiz pratik, zar atmaktır.

Yazarın Diğer Yazıları