‘Liyakatsizler!’

Dünya Kupası’nda yaşanan hezimetin ardından tepkilerin hedefindeki isimlerden biri de TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu.

Hacıosmanoğlu'nun, "Liyakatsizler" diye tepki gösteren taraftara parmak sallaması ise çok konuşuldu.

Oysa tepki için kullanılabilecek yüzlerce kelime vardı.

Taraftar "liyakatsizler" demeyi tercih etti.

Hakaret yok ve oldukça bilinçli bir tepki.

Liyakatsizlik bu memlekette beka sorunu haline gelmiştir.

Belli makamlarda oturan herkes peşinen şunu kabul etmelidir:

Hiçbir makam, onu işgal eden kişiye ait değildir.

Makam, o görevi en iyi yapabilecek kişiye emanettir.

Bu yüzden liyakat aslında bir emanet ahlakıdır.

Asıl tehlike, aidiyetin ehliyetin önüne geçmesidir.

Bir insan, benden olduğu için, benim partimden olduğu için, benim akrabam olduğu için, benim taraftarım olduğu için, benim cemaatimden olduğu için bir göreve getiriliyorsa, orada artık liyakat konuşulmaz.

Çünkü tercih edilen kişi değil, ilişkidir.

Liyakat aynı zamanda adaletin görünmeyen yüzüdür.

Adalet sonucu düzeltmeye çalışır.

Liyakat ise sonucu doğuran başlangıcı...

Bu yüzden liyakatsizlik, tek bir kişinin sorunu değildir.

Toplumun geleceğine yayılan bir etkidir.

Burada ilginç bir paradoks vardır.

Liyakat çoğu zaman başarılı insanı ödüllendirmek değildir.

Bazen senden daha iyi olanı seçebilme erdemidir.

İnsan egosu bunu kabul etmekte zorlanır.

Çünkü güç, kendisine benzeyeni ve itaat edeni yanında görmek ister.

Liyakat ise kendisinden daha iyisini arar.

Gerçek liderler, kendilerinden daha zeki insanlarla çalışmaktan korkmaz.

Sıradan yöneticiler ise kendilerinden zayıf insanları tercih eder.

Başarıyı görmezden gelir.

Takdir etmez.

Hatta önüne taş koyar.

Liyakat, bir toplumun geleceği ile bugünkü konforu arasında yaptığı tercihtir.

Çünkü liyakati seçmek kolay değildir.

Yakınını kırarsın.

Arkadaşını küstürürsün.

Bedel ödersin.

Ama kurum kazanır.

Liyakatsizliği seçersen herkes kısa süre mutlu olur.

Sonra kurum çöker.

Üstelik liyakat, göreve gelirken aranan bir özellik olduğu kadar görevde kalmanın da ölçüsüdür.

Çünkü liyakat bir unvan değil, her gün yeniden ispat edilmesi gereken bir yeterliliktir.

Liyakat, insanı makama değil; makamı insana yakıştırma sanatıdır.

BİLİMDEN UZAKLAŞIRSANIZ SONUÇ HÜSRAN OLUR

Liyakatsizlik soyut bir kavram değildir.

Sonucu sahada görülür.

Milli Takım bunun en somut örneğini yaşadı.

Yerim dar, sadece bir örnek vereyim.

Arizona...

Aşırı sıcaklar nedeniyle sık sık ölümlerin yaşandığı bir eyalet.

Bizim çocuklar, sıcaklığın 40 derecenin üzerine çıktığı, hissedilen sıcaklığın zaman zaman 60 dereceyi bulduğu berbat bir çöl ikliminde antrenman yaptı.

Ardından futbolcularımızı 20 derecelik otel odalarına gönderdik.

İnsan fizyolojisi termostat değildir.

Arizona çölünde yaşayan kertenkeleler bile günün en sıcak saatlerinde kayalıkların arasına saklanıyor.

Biz ise Milli Takım'ı o sıcakta antrenmana çıkardık.

Yetmedi...

Turnuvanın en fazla seyahat eden ülkelerinden biri olduk.

Konuyu spor hekimleriyle görüştüm.

Hepsi aynı noktada birleşti.

Kamp yeri seçimi de seyahat planlaması da bilimsel kriterlere göre yapılmalıydı.

Bu şartlar yalnızca yorgunluk oluşturmaz.

İsteksizlik oluşturur.

Konsantrasyonu bozar.

Performansı aşağı çeker.

Biz de bunun acı sonucunu sahada izledik.

Bu durum, TFF yönetiminin beceriksizliği, iş bilmezliği, liyakatsiz kişiler tarafından yönetildiğinin nişanesidir.

‘Liyakatsizler’ diye serzenişte bulunduğu için Hacıosmanoğlu’nun parmak salladığı taraftar, tepkisinde tırnak uçlarına kadar haklıdır.

TEŞEKKÜR

Geçtiğimiz günlerde anjiyo oldum ve tıkalı damarıma stent takıldı.

İşlem öncesinde ve sonrasında moral veren dostlarıma, desteklerini esirgemeyen SÖZCÜ'deki çalışma arkadaşlarıma ve Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Servisi'nin fedakâr çalışanlarına gönülden teşekkür ediyorum.

Nasıl ki tıkanan bir damarın yeniden hayat taşıyabilmesi için doğru yere bir stent gerekiyorsa, tıkanan kurumların yeniden nefes alabilmesi için de doğru insanların doğru görevlere gelmesi gerekir.

Çünkü bazen hayatı kurtaran şey büyük ameliyatlar değil, gerekli yere yapılan doğru müdahaledir.

Devleti de kurumları da ayakta tutan en güçlü stentin adı liyakattir.

BAŞSAĞLIĞI

Yeşilçam’ın usta oyuncusu, Türk sinemasının yakışıklı jönü Kadir İnanır, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.

Allah rahmet eylesin.

Ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.

Milletimizin başı sağolsun…

Yazarın Diğer Yazıları