Mustafa Kemal’in doğum günü

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun

Ulu Önder 107 yıl önce bugün Samsun’a çıktı. Milli Mücadeleyi başlattı. Cumhuriyet’e, bağımsızlığa ve milli egemenliğe giden yolu açtı. Atatürk, 19 Mayıs’ı bayram olarak Türk gençlerine armağan etti

Yollar vardır, engellerle, ıstıraplarla, nankörlüklerle ve hainliklerle doludur.

Mustafa Kemal, Çanakkale Kemalyeri’nde başlayan ve Millî Mücadele’ye uzanan yolculukta, engellere rağmen tarihe damgasını vurur.

Ve onun hikâyesi, Türk ulusunun kaderi olur.

Bu kader yolculuğuna, 19 Mayıs 1919’da adımını atarak başlar. 38 yaşındadır.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs’ı doğum günü olarak kabul eder.

Mustafa Kemal Atatürk, en büyük eserim dediği Cumhuriyet’i emanet ettiği gençlere vasiyetini de açıkladı: “Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz!”
Mustafa Kemal Atatürk
1881–∞

OSMANLI’YI TARİHTEN SİLEN ANTLAŞMA

30 Ekim 1918...

Padişah Vahdettin, “koşullar ne kadar ağır olursa olsun”, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması emrini verir.

Antlaşma, Osmanlı Devleti’ni tarih sahnesinden siliyordu.

Mustafa Kemal Paşa, o anda Suriye’de ordu komutanı’dır.

★★★

7 Kasım 1918...

Saray, Mondros gereği orduların dağıtıldığını bildiren emri gönderir. Ve Mustafa Kemal Paşa’yı, Savunma Bakanlığı emrine görevlendirir.

Paşa, Yıldız Sarayı’na ve hükümete itiraz mesajını gönderir: “Ateşkes hükümleri kabul edilemez ve ben buna uymayacağım.”

Saray, dinlemez...

“GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER”

Mustafa Kemal Paşa, 10 Kasım 1918’de Adana’dan trenle İstanbul’a hareket etmek zorunda kalır.

13 Kasım 1918, Çarşamba, saat 12.45 suları...

Paşa, Haydarpaşa Tren Garı’na indiğinde kötü bir sürprizle karşılaşır. Başkent İstanbul; İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmektedir.

Kaderin tecellisi; işgalcilerle kurtarıcı aynı günde İstanbul’a gelmişlerdi.

★★★

Mustafa Kemal, yaveri Cevat Abbas (Gürer) ile işgal donanmasının geçişini 3-4 saat beklemek zorunda kalır.

Çok değil, üç yıl önce, Çanakkale’de bu işgal donanmasının hayallerini yerle bir eden Anafartalar Kahramanı, çaresiz Boğaz’daki işgal gemilerini seyreder.

Büyük bir ıstıraptı bu...

★★★

Saat 15.00 sularında, Kartal teknesiyle Galata’ya doğru hareket eder. İşgal gemilerinin arasında, dudaklarından şu sözler dökülür:

“Geldikleri gibi giderler...”

ANADOLU’YA GEÇME PLANI

Paşa, 16 Mayıs 1919’a kadar 184 gün, yani 6 ay kadar İstanbul’da kalır.

5.5 ayı Şişli’deki evde geçer.

Atatürk’ün Şişli günleri, vatanın kurtuluş reçetesinin yazıldığı ve yeni Türk devletinin planlandığı, tasarlandığı dönemdir.

İstanbul’da; Ali Fuat Paşa, Kazım Karabekir Paşa, İsmet Bey, Rauf Bey, Refet Bey, Ali Fethi Bey gibi Millî Mücadele’de görev alacak isimlerle görüşmeler yapar.

★★★

Anadolu’ya her ne olursa olsun gitmeye kararlıydı.

Der ki:

“Kendi kendime şu kararı verdim: Uygun bir zaman ve fırsatta, İstanbul’dan ayrılacak, basit bir planla Anadolu’ya geçecek, bir süre isimsiz çalıştıktan sonra, bütün Türk milletine felaketi haber verecektim. İçimde büyük bir dikkatle gizlediğim bu sırrı, zamanı gelmeden hiç kimseye söylemedim...”

UZAKLAŞTIRMA PLANI

Mustafa Kemal’den dinleyelim:

“Mustafa Kemal’e güven olmaz... Bu adamı İstanbul’dan uzaklaştırmak gerek... Beni İstanbul’dan çıkarmakla ağır bir yükten kurtulacaklarını zannedenler, mantıklı bir sebep arıyorlardı. Savunma Bakanı rahmetli Şakir Paşa beni makamına davet etti... Bana bir dosya uzattı...

İngilizlerin verdiği nota şu idi: ‘Samsun ve çevresinde Rum köyleri, Türkler tarafından her gün tecavüze uğramaktadır... Bu tecavüzleri önlemek gerek. Eğer siz aciz iseniz, vazifeyi biz üstümüze alacağız...”

“Emriniz Paşam,” dedim.

“Sizi uygun gördük. Oraya gidip, sorunu ortaya çıkarın.”

“Memnuniyetle giderim... Yalnız izin verirseniz, görevime bir şekil vermek gerek... Genelkurmay Başkanı ile görüşerek bunu belirleyelim.”

“Hay hay,” dedi...”

İngilizler, İstanbul hükümetine Samsun ve çevresindeki işgalcilerin güvenliğin sağlanması için nota vermekle kalmayıp, tehdit ediyorlardı.

Uçmaya hazırlanan bir kuş gibi...

30 Nisan 1919...

Mustafa Kemal’in Dokuzuncu (sonra üçüncü) Ordu Müfettişliği’ne atanmasını Padişah onaylar.

Paşa, görevlendirme yönergesinin ayrıntılarını, Genelkurmay İkinci Başkanı Kazım Paşa’yla (İnanç) düzenler.

Yönerge hazırlanırken, Mustafa Kemal’in ilgilendiği tek konu yetki sorunudur.

Kazım Paşa’ya: “Şu iki noktayı mutlaka ekle, onlar bana yeter.

Birinci madde, Samsun’dan başlayarak, bütün Doğu vilayetlerindeki kuvvetlerin komutanı olmalıyım. Ayrıca, kuvvetlerin bulunduğu vilayetlerin valilerine doğrudan emir verebilmeliyim.

İkincisi, bu bölge ile herhangi bir temasta bulunan askeri ve sivil makamlarla yazışma yetkim olmalıdır.”

★★★

Kazım Paşa, Mustafa Kemal’in arkadaşıdır.

Mustafa Kemal’e, “Bir şey mi yapacaksınız” diye sorar.

“Evet bir şey yapacağım. Bu maddeler olsa da olmasa da yapacağım.”

Kazım Paşa tebessüm etti.

“Vazifemizdir, çalışacağız.”

Ve görevlendirme belgesine, bu maddeleri eklenir.

★★★

Mustafa Kemal, görevlendirme belgesini aldığı zaman duyduğu heyecanı şöyle anlatır:

“Bakanlıktan çıkarken, heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önümde geniş bir dünya vardı. Kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim...”

★★★

Mustafa Kemal’i Anadolu’ya göndermeye karar verenlerle, kendisinin hedefleri arasında hiç benzerlik olmadığı kısa sürede ortaya çıkacaktı.

Mustafa Kemal, Hanedanı kurtarmak için değil...

Kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan, yeni bir Türk Devleti kurmak amacıyla Anadolu yolculuğuna başlar.

Kendi başkentinde ‘vize’ aldı

Mustafa Kemal Paşa 14 Mayıs 1919’da, kendisiyle Samsun’a gideceklerin listesini Savunma Bakanlığı’na gönderir. İngilizlerden vize alınmasını talep eder.

23 subay, 25 erbaş/er ve altı eyerli attan oluşan liste, 16 Mayıs 1919’da İngiliz İrtibat Bürosu’ndan vize alır.

İşgal döneminde, İstanbul’a giriş çıkışlar vizeye bağlıydı...

SAMSUN’A HAREKET

16 Mayıs 1919...

Mustafa Kemal Paşa, yola çıkmadan önce, Padişah Vahdettin’le son kez görüşür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı ile, Osmanlı’nın son padişahı arasındaki bu görüşme, uçuruma yuvarlanan 620 yıllık devletin hüzünlü bir vedasıydı...

Şişli’deki evde, annesine ve kız kardeşine veda eder.

Galata rıhtımından bir motorla, Kızkulesi açıklarında bekleyen Bandırma Vapuru’na gider.

Kendisi dahil 23 Subay, 25 erbaş/er olmak üzere 48 kişiyle hareket eder.

Yağışlı, bir cuma günüydü...

★★★

19 Mayıs 1919, Pazartesi...

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığında, şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum sancıları, işte bu koşullarda başlar.

Bu zorlu ve engellerle dolu yolculukta, tarihin akışını değiştirecek lider, 38 yaşındadır...

‘Milletin azim ve kararı’ vurgusu

Mustafa Kemal, 21-22 Haziran 1919 gecesi, Amasya Genelgesi’ni hazırlar.

Belgenin imzalanması konusunu, Mustafa Kemal şöyle anlatır:

“Refet (Bele) Bey imzadan çekindi... Fuat (Cebesoy) Paşa, Refet Bey’i sıkı bir sorguya çekince, Refet Bey yazıyı eline alarak kendisine özgü bir ‘im’ koydu. Öyle bir ‘im’ ki bunu bu yazıda bulmak biraz zordur...”

Refet Bey (Bele), ileride işler ters giderse, sorumluluk almamak için kutsal bir yolculuğa beraber çıktığı arkadaşına ilk darbeyi şimdiden vurmuştu.

★★★

21-22 Haziran 1919...

Amasya Genelgesi yayımlanır. Bu, bir ihtilal beyannamesidir.

“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” maddesi, milli iradeyi ve Cumhuriyet’i işaret eder.

Amasya Genelgesi’yle, Padişah’a karşı isyan bayrağı açıkça çekilmiştir.

İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal’in gerçek niyetini tümüyle anlar.

GÖREVİNE SON VERİLMESİ

Samsun’a çıktıktan 34 gün sonra...

İçişleri Bakanı Ali Kemal, 23 Haziran 1919’da valilere gönderdiği bir genelgeyle, Mustafa Kemal’in azledildiğini ve emirlerinin dinlenmemesi gerektiğini bildirir.

Mustafa Kemal oyalar...

Nihayet, Samsun’a çıktıktan 50 gün sonra...

8-9 Temmuz 1919 gecesi, padişahın imzasıyla görevine son verilir.

Mustafa Kemal Paşa, görevden alınma belgesi eline geçmeden ordudan istifa eder.

Artık, Millî Mücadeleyi devletin verdiği yetki ve makamla değil, milletin kendisine olan inancı ve güveniyle yürütecektir.

Mustafa Kemal, artık yetkisi olmayan bir sivildir.

İdam cezası

11 Mayıs 1920...

Samsun’a çıkışından bir yıl sonra, İstiklal Savaşı devam ederken, Mustafa Kemal’e idam cezası verilir.

Padişah Vahdettin, idam kararını 24 Mayıs 1920’de onaylar.

Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa’yı Millî Mücadele’yi “başlat” diye Anadolu’ya gönderseydi...

Geri çağırır mıydı?

Görevinden alır mıydı?

İdam kararını onaylar mıydı?

PARA SIKINTISI

Paşa ve arkadaşları, Anadolu’ya geçtikten kısa bir süre sonra para sıkıntısı çekmeye başlarlar.

Ankara yolculuğuna çıkarken, Mazhar Müfit şöyle yazar:

“Bütün paramız yol için 20 yumurta, bir okka (1300 gram) peynir ve 10 ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık.”

İşte, Millî Mücadele yolculuğu, bu sıkıntılı koşullarda gerçekleşir.

Ayrıca, Padişah’ın çıkarttığı isyanlar vardır.

Ancak atılan ok yaydan çıkmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum sancıları başlamıştı.

Engellere, nankörlüklere, hainliklere ve yokluklara rağmen...

SON BAYRAMI

Nutuk’ta, “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım...” diye başlar...

Son sayfada, şu sözler yer alır:

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

Bu sözleri okurken, sesi titrer ve gözleri nemlenir...

Çünkü en büyük eseri Cumhuriyet’i, gençlere emanet ediyordu.

Atatürk, 19 Mayıs’ı, bayram olarak gençlere armağan eder.

19 Mayıs 1938… Bayram kutlamalarını izliyor.

★★★

19 Mayıs 1938...

Lider, Samsun’a çıkışının 19’uncu yıldönümünde, Ankara Stadyumu’nda milletinin huzurundadır.

Kutlama sonrası, lider, stadyumu tıklım tıklım dolduran halkın sevgi gösterisiyle uğurlanır.

Farkında değildi ama bu, Ankaralılara bir vedaydı...

GENÇLERE VASİYETİ

27 Mart 1937’de, Ankara Halkevi’nde Bursalı gençlere duygusal bir konuşma yapar:

“Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları!

Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz! Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.”

★★★

Gençler!

Umudunuzu hiç kaybetmeyin...

İdama mahkûm edildiğinde 39 yaşında olan o kahraman, umudunu bir saniye yitirseydi, hiçbirimiz olmazdık...

Atatürk demek; umut, umut, umut demektir.

Atatürk sizindir...

Biz nankörlük ettik...

Siz etmeyin...

★★★

“İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?” der, Yakup Kadri Karaosmanoğlu...

Evet, insan bu vatanda yaşar da Atatürk’ü sevmez mi?

Yazarın Diğer Yazıları