Mutlu musunuz?

Merkezi Yönetim Bütçesi’nin ilk yedi aylık gerçekleşme verileri paylaşıldı. Bütçede çok sürpriz bir durum yok. Temmuz ayındaki bir aylık bütçe açığı 378.1 milyar lira olarak gerçekleşti. Geçen yılın temmuz ayında açık sadece 23.9 milyar lira idi. Temmuz ayında bütçe açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.484 artarak yaklaşık 16 katına çıktı. Bu denli yüksek tutarlı açığı eşel-mobil sisteminden kaynaklı 40-50 milyar liralık akaryakıt ürünleri ÖTV gelirlerindeki düşüş ile izah etmek mümkün değil.

Faiz varsa hizmet yoktur

Ama Sayın Bakan sosyal medya paylaşımında mazeret olarak yine “jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkileri” olarak gösterdi. Alıştık. Garipsemiyoruz. Çünkü mazeret üretmek iş yapmaktan, sonuç üretmekten daha kolay. Yılın ilk yedi ayında ödediğimiz her yüz lira verginin 22 lira 80 kuruşu faize gitti.

Ocak-Temmuz döneminde bütçeden faize giden tutar 1 trilyon 791 milyar lira oldu. Aynı dönemde yatırım harcaması sadece 615 milyar lira oldu. Faize giden paranın neredeyse sadece üçte biri. Tarım Kanunu’nun öngördüğü GSYH’nin yüzde 1’i düzeyindeki desteğin ancak yaklaşık dörtte biri bütçede tarımsal destek programlarına ayrılmış durumda. Çiftçi bütçeden Kanunun amir hükmüne uygun oranda hakkını alamıyor. Hayat pahalılığı inanılmaz boyutta.

Mutsuz çoğunluk

Bütçeden, ekonomiden, hayattan istediğini, hak ettiğini alamayan halkın büyük bir çoğunluğu mutsuz.

- Madenci, hak ettiği ücret ödenmediği için Ankara’da hak mücadelesi veriyor. Bakanlar garantör oldu, buna rağmen haklarını alamadılar. Mutsuzlar.

- Gazi ve şehit yakınları günlerdir Ankara Güvenpark’ta hak mücadelesi veriyorlar. Eşitlik, adalet istiyorlar. Mutsuzlar.

- En düşük emekli maaşı 23.552 lira oldu. Ortalama emekli maaşı ile en düşük emekli maaşı arasındaki makas her geçen gün kapanıyor. Ödenen primle alınan maaş arasındaki illiyet bağı koptu.

- Asgari ücretlinin maaşı yıl başından bu yana geçen ilk yedi ay sonunda TÜİK’in açıkladığı manşet enflasyon rakamına göre bile %19.86 eridi. Buna rağmen herhangi bir zam almadılar.

- Sanayici; canla başla çalışıyor, üretiyor, ihraç ediyor, yetmiyor bir de OSB’lerin kapısına konulmakla övünülen denetim elemanları ile uğraşıyor. Bütün bu şartlarda ayakta kalmaya çalışıyor ama elinde avucunda ne varsa “NAS” düzeninde faize kaptırıyor. Sanayici mutsuz, üretici mutsuz.

- Çiftçi, Tarım Kanunu ile kendine verilmesi gereken desteğin ancak dörtte birini alabiliyor. Destek alamayan çiftçi, kamu bankası kanalıyla borçlandırılıyor. Çiftçiyi desteklemekle görevli kamu bankası vergi rekortmeni listesinin birinci sırasına çıkıyor. Ama çiftçi mutsuz. Çiftçi borçlu. Çiftçi toprağa küsmüş. Sonuç mu: Ziraat Bankası vergi rekortmeni, Türkiye ise gıda enflasyonunda dünyada üçüncü sırada. Buyurun, takın madalyalarınızı.

- Ev sahibi olmanın hayal, otomobil sahibi olmanın lüks olduğu bir ülkede gençler mutsuz.

- Geniş tanımlı işsizliğin %30’lara dayandığı bir ülkede evine maaş götüremeyen milyonlarca anne ve baba mutsuz.

- Okullar açılacak, veli mutsuz. Harçlıksız okula gidecek öğrenci mutsuz. Yurt bulamayan üniversite öğrencisi mutsuz. Fahiş fiyat artışı nedeniyle özel okul ve vakıf üniversitesi öğrencilerinin velileri mutsuz.

Mutlu azınlık

Mutsuzlar saymakla bitmez. Halkın çoğu mutsuz. Ama küçük bir azınlık ise çok mutlu. Kim mi bunlar?

- Paradan para kazanan azınlık mutlu.

- Vergi rekortmenleri listesinin üst sırasında yer alan finans kuruluşları mutlu.

- Yurt içi ve yurt dışı seyahatleri nedeniyle ceplerini harcırahla dolduranlar mutlu.

- Dolgun maaşlarının yanında ikinci bir maaş olarak huzur hakkı alanlar mutlu.

- Lüks sitelerde yaşayıp buraların kirasını da devlete ödetenler mutlu.

- Lüks makam odalarındakiler mutlu.

- Lüks makam araçlarını maaile kullananlar mutlu.

- Garanti ödemeleri ile bütçeden milyarları alan müteahhitler mutlu.

- Kapasite mekanizması uygulamaları ile hiç üretmeden her ay milyarlarca lirayı banka hesabında görenler mutlu.

- Seçimde çok düşük oyla kaybettikleri belediyeleri iktidar güç ve imkanları ile tek tek kendi partilerine katanlar mutlu.

- Yakasına bir rozet takıverip arkasındaki pek çok soruşturmadan kurtuluverenler mutlu.

- Kamu kaynaklarıyla reklama boğularak finanse edilen yandaş medya mutlu.

- Bütçe imkanları, kupon kamu arsaları ile semiren besleme sivil toplum kuruluşları mutlu.

- İktidara yakınlığı ile ballı kamu ihalelerine konanlar mutlu.

- Torpille bürokrasi basamaklarını hızla çıkanlar mutlu.

- KPSS’ye çalışmadan, istisnai kadro uygulamasıyla uçarak memurluk makamlarına konanlar mutlu.

- Milyonları hayat mücadelesi ile baş başa bırakıp yüksek gelirli ülkeler ligine gidenler mutlu.

Evet, büyük bir çoğunluk mutsuz. Küçük bir azınlık ise çok mutlu. Ama unutulmamalıdır ki; küçük bir azınlığın mutluluğu büyük bir çoğunluğun yoksulluğu pahasına sürdürülemez ve sürdürülmemelidir.

Yazarın Diğer Yazıları