Müzeler tarihin hafızası, geçmiş medeniyetlerin kültür ve sanat eserlerini sınıflandırma, tarihlendirme mekanları.
Aynı başlar her şey.
Aynı bitmez.
Figürler idealleştirilir.
Nesneler yüceltilir.
Kalanlar bize anlatır.
Müze kalanları sergiler.
★★★
Ülkemizde de yeni müzeler açılıyor. Milli Saraylar İdaresi Başkanı açıkladı. Topkapı Sarayı’nın girişinde Osmanlı’nın para basma mekanı olarak kullandığı 16 tarihi bina yenilenmiş. Müzeye dönüştürülmüş. Fatih’in kılıcı, zırhlı gömleği, Osmanlı padişahlarının porselen yemek takımları, 2 binden fazla hat, toplam 10 bin parçadan fazla tarihi eser sergilenecekmiş. Cumhurbaşkanı, yeni müzeyi ekim ayında törenle açacakmış.
★★★
Çok güzel.
Çok iyi.
Bravo!
Fakat yenilenen tarihi binalar içinde açılacak yeni müzenin önü mezbelelik, yıkıntı, virane, harabe. Milli Saraylar İdaresi Başkanı, Ekim ayında yeni müzenin açılışı yapıldıktan sonra yanına Cumhurbaşkanı ile Kültür Bakanı’nı da alıp, birlikte sadece 250 adım yürüseler mezbeleliği görecekler.
★★★
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı işadamı Mesut Toprak, bu ender bulunur tarihi bölgede oteline ilave 60 oda kazandırmak için kaçak inşaat yaptı.
Burası:
Ayasofya’ya:
50 adım.
Topkapı Sarayı’na:
350 adım.
Sultanahmet’e:
400 adım.
Bir zamanlar dünyanın merkezi kabul edilen Milyon Taşı ve 3.500 yıllık Dikilitaş’a, 1700 yıllık Hipodrom ve Yerebatan Sarnıcı’na, Hürrem Sultan Hamamı’na, III. Ahmet Çeşmesi’ne, Topkapı Sarayı’na 300 adım. Burası: Binlerce yıllık uygarlık kavşağı, Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Sultanahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı.
★★★
Cumhurbaşkanı’nın okuldan arkadaşı işadamı, Çanakkale Köprüsü’nü yapan şirketi taşeron yaptı, İspanya’dan 600 ton ithal çelik kazık getirterek ve 30 ton yerli beton döktürerek otelini 60 oda daha genişletti.
Tarihe küfür etti.
Şehir Plancıları Odası ile duyarlı öbür kurumlar mahkemeye başvurup “imar izninin iptali” için dava açtı. Mahkeme, bu ilave 60 odalık yapının yasalara aykırı olduğu kararını verdi. Yüksek mahkeme Danıştay da yerel mahkemenin kararını doğru buldu, onayladı. Bilirkişi raporları da; “çelik ayaklar üzerine yükselen yapının Ayasofya ve Sultanahmet Camii’nin üçüncü boyuttaki etkisini olumsuz etkilediğini; tarihi eserler üzerine böyle bir otel yapmanın şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığını” yazdı. Fakat mahkeme kararı dinlenmedi, 60 oda ilave inşaat bitti. Bütün sorumlu kişi ve kurumlar göz yumdu. 2009’da yıkılması gerekirken 16 yıldır, ütüsüz kirli bir pantolon gibi orada duruyor.
★★★
Cumhurbaşkanı’nın arkadaşı; “Mademki siz benim 60 ilave oda yapmama izin vermediniz bende kaçak inşaatı yıkmayacağım” dercesine İstanbul’u ve tarihi cezalandırıyor. Çelik kazıklar üstünde 6 ilave oda ve yanında henüz bitmemiş ilave çelik kazıklar çırılçıplak 16 yıldır çakıldığı gibi duruyor. Turizm ve Kültür Bakanlığı burayı Açık Hava Arkeoloji Müzesi (Arkeolojik Park) ilan etti. Fakat Kültür Bakanlığı, bu tarihi bölgede kaçak ilave otel çelik kazıkların yarattığı mezbeleliği görmüyor. Çünkü Bakan’ın kendisi de otel sahibi. Zaman zaman Cumhurbaşkanı cuma namazı kılmaya Ayasofya’ya geliyor. Bu mezbele çelik kazıkların önünden geçiyor, o da görmüyor.
Yeni müze açtık.
Önü çelik kazık mezbele!
GELECEK YAZI:
Tayyip Erdoğan Müzesi.
EMANET ESERİMİZİ İSTEMEDİLER!
Anadolu’dan kaçırılan tarihi eserler üzerine çok sayıda çalışma yapan Yaşar Yılmaz, “Anadolu’nun Gözyaşları ve Zincirli’den Eserlerimizin Götürülüşü: Osman Hamdi Bey’in Öteki Yüzü” adlı 2 kitap yazdı. Sizinle paylaşayım diye bana şu bilgileri gönderdi: “1899-1917 arasında Almanlar Babil de kazı yaptı. Fotoğrafta görülen ve minekari adı verilen tuğla kabartmalarla süslü 56 metre yüksekliğinde antik kent giriş kapısını ve 16 metre boyunda duvarları 1902 yılında buldular. Duvarların bir kısmının tamire ihtiyaçları vardı. “Tamir edip iade ederiz” diyerek götürdüler. Sorumlu Osman Hamdi de bilgisi ve onayı ile giden emanet eserlerimizi 1910 da ölünceye kadar geri istemedi. Peşinden I. Dünya Savaşı, Çanakkale, Kurtuluş Savaşı derken eserlerimizi kimse geri verin demedi. Osman Hamdi konusunda araştırma yaparken belgeleri gördüm ve Berlin de hayranlık uyandıran bu eserin aslında bize ait olduğunu fark ettim. Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın gözünden kaçmasın diye 2023 yılında, 4 bakan yardımcısına taahhütlü mektuplar yazdım: Belgeleri de ekledim. Hiç yanıt gelmedi. Yaklaşık 124 yıl önce, iade şartıyla götürülen eserimizin iadesi neden istenmiyor? Yaşar Yılmaz” Turizm Bakanı’na sormalı: Niçin tarihi eserlerimizi geri isteyip almıyorsunuz? Siz bu 124 yıllık gecikmeyi kaç yıl daha uzatmak peşindesiniz?