OECD araştırması söylüyor.
Türkiye’de 25-29 yaş grubu gençlerin yüzde 33’ü ne istihdamda yer bulabiliyor, ne de eğitimde.
Eğitime devam etmeyip, çalışan gençlerin oranıysa yüzde 36’dan bir yılda yüzde 39’a yükselmiş.
Türkiye, bölgeler arası uçurumunun en yüksek olduğu ülkeler arasında
İstanbul’da örneğin…
Ne okulda ne işte onların oranı yüzde 19; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya gidince oran yüzde 48’lere kadar çıkıyor.
Cinsiyet dağılımı yapıldığında erkeklerin oranı yüzde 20, kadınlarınki yüzde 43.
25–34 yaş grubunda lise altı eğitime sahip kadınların yüzde 71'i işgücü piyasasının tamamen dışında. Erkeklere bakıldığında bu oran sadece yüzde 8.
Lise altı değil sadece…
Üniversite mezunu kadınlarda bile işgücü dışında olma oranı yüzde 27 seviyesinde. Erkekler burada da avantajlı. Oran yüzde 6’larda kalıyor.
Raporda, kadınların erkeklere kıyasla işgücü dışında kalmalarının temel nedenleri arasında ev içi bakım, ailevi sorumluluklar ve geleneksel rol dağılımları gösteriliyor.
Hiçbir şey başarıyla ya da başarısızlıkla ilgili değil.
25–34 yaş arası genç kadınlarda yükseköğretim mezunu olma oranı yüzde 50'ye ulaşarak erkekleri (yüzde 41) geride bırakıyor.
Liseyi zamanında tamamlama oranı kadınlarda yüzde 94 (erkeklerde %90), üniversiteyi zamanında tamamlama oranı ise kadınlarda yüzde 91. (erkeklerde yüzde 80)
Üniversite mezunu 25–34 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 62'de kalırken, aynı eğitim seviyesindeki erkeklerin istihdam oranı yüzde 87. (25 yüzdelik puanlık istihdam farkı)
Lise altı eğitimi olan kadınlarda istihdam oranı yüzde 24 iken erkeklerde yüzde 80.
Gençler, kadınlar, emekliler…
Bu ülkenin dezavantajlı grupları…
Evde huzursuzca oturmaya mahkum edilenler…
İyi okusalar da devam edemeyenler…
Gençliğin heyecanını yaşayamayanlar…
Ev içi bakım diye bir iş nedeniyle hayalini gerçekleştiremeyen kadınlar…
Kahvehane hayali kuramayan emekliler…
Bunlar düzelmedikçe ne yapsanız fayda etmez.