O bir ruh hastası, tedavisi gerekir

Sevgili okurlarım, dünya devlerinden biri, belki de en büyüğü olan ABD’nin başkanı Trump isimli şahıs... O makamda ikinci kez oturuyor. Bir kez başkan seçilmiş, ikinci seçimde kaybetmiş ve yerini Biden isimli başkana terk etmişti.

Üçüncü seçimi yine Trump kazandı ve dünyanın başına yeni belalar açma süreci işte böyle başladı.

Öyle işler yaptı ve öyle kararlar aldı ki, gerek ABD ve gerekse bütün dünya ülkelerinde yüz milyonlarca insan bu adamın ruh hastası olduğuna inanmaya başladı...

Çünkü o gerçek bir manyak.

Bu teşhisi koymak için bu konuda uzmanlaşmış tıp doktoru falan olmaya hiç gerek yok.

Bu dünya üzerinde yaşayan ve tıp bilimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan milyarlarca insan bu sapıklığın bire bir tanığı.

Adam her şeyden önce şımarık.

Oturduğu yerden bütün dünyaya ahkâm kesiyor!

Elindeki para gücüyle birlikte silah gücünü de kullanıp bütün dünyaya posta koyuyor!

Başka ülkelerden adam kaçırıyor, korsanlık yapıyor!

★★★

Bir operasyon düzenledi. Kendisine karşı olan Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro’yu bir gece baskınıyla ülkesinden kaçırıp ABD hapishanelerine tıktı. Maduro şimdi ‘bağımsız ve tarafsız’ ABD yargısının elinde... Ve bir daha asla güneş yüzü görmeyecek.

Ama bu kadarı bu ruh hastasına yetmiyor... Kafasında şimdi kendi çizgisinde olmayan Kolombiya, Meksika, Brezilya, Küba gibi Latin Amerika ülkeleri var. Nedeni ise hep aynı...

Bunlar uyuşturucu ticareti yapıp ABD toplumunu zehirliyor!

Onlara bundan sonra ne yapacağı bilinmiyor.

★★★

Şimdi sırada İran var. Kendisine soracak olursanız İran’a da operasyonlar düzenleyip rejimi değiştirecek. Herif bunları bütün dünyanın gözleri önünde açıkça söylüyor.

Bu amaçla İran’a doğru iki uçak gemisiyle birlikte donanmasını da yola çıkardığını açıklıyor.

Tehdit mi ediyor, şantaj mı yapıyor, gözdağı verip korkutmaya mı çalışıyor, belli değil.

O ülkedeki dinci rejimi asla savunmuyorum ama bana sorarsanız İran, o Latin Amerika ülkelerine pek benzemez. Bin yıllık bir devlet geleneği vardır ve İran’ı ele geçirip rejimi değiştirmek Venezuela gibi kolay olmaz.

★★★

Ama bu ruh hastası herifin isteklerini doyurmak asla mümkün olmuyor.

Şimdi son olarak kafasına buzullar ülkesi Grönland’ı taktı.

Danimarka yönetimindeki bu buzlar ülkesinin ABD’ye terk edilmesini açıkça istiyor.

Doğrusunu isterseniz 21. yüzyılda böyle bir saçmalık, böyle bir rezalet kabul edilecek gibi değil.

Danimarka bir AB üyesi.

ABD ile kıyaslandığında askeri açıdan herhangi bir gücü yok. Dolayısıyla sapık başkan burasını kolayca ele geçirebilir.

Peki niçin istiyor bu toprakları?

Toprağın altında çok değerli madenler varmış, zaten Rusya ve Çin bile oraya göz dikmiş de o yüzdenmiş!..

★★★

Bu herif bir yanda ülkesini yönetirken, öbür yanda ise emlakçılık yapıyor. Milyarlarca dolarlık servetiyle ülkesinin en zengin insanlarından biri.

Tuzu kuru.

Üstelik önemli bir özelliği daha var.

Çelişkiler içinde yaşıyor.

Dün ak dediğine bugün kara, dün kara dediğine bugün ak diyebiliyor. Gerektiğinde dansöz gibi kıvırtmayı iyi biliyor.

Size somut bir örnek vereyim.

Recep Tayyip’e gönderdiği ve her iki ülkenin de devlet arşivlerinde yer alan o meşhur mektup... Suriye ile ilgili olarak orada bizimkine aynen şöyle diyordu:

“Türkiye’nin ekonomisini mahvetmek istemiyorum ama bunu yaparım. Sert adamı oynama. Aptallık etme.”

Saygısız herif bizim Recep Tayyip’e aynen böyle diyordu.

Şimdi ise tavrını 180 derece değiştirdi.

Recep Tayyip ise artık onun en has, en çok güvendiği adamlarından biri olmayı başardı!

İşte size dünyayı mahvetmeye, ya da ele geçirmeye kalkışan bir ruh hastasının kısaca özeti. Bakalım bundan sonra ne gibi saçmalıklarına tanık olacağız.

★★★

Sevgili okurlarım, bu herifle ilgili yazdığım yazılarda hakaret ettiğimin, aşağılayıcı sözcükler ve cümleler kullandığımın elbette farkındayım.

Yani bu sözcüklerin dörtte birini Türkiye’de bir cumhurbaşkanına yazsam hemen dava açar ve neredeyse müebbet hapis cezası alırım. Bu ceza konusunu bazı okurlarım da bana iletti...

“Aman Emin Bey dikkat edin. Trump size cumhurbaşkanına hakaret davası açar ve hemen tutuklanırsınız...”

Okurlarım haklıydı. Bu konuyu memleketin önde gelen birkaç ceza hukukçusuna sordum:

“Bizde olsa tamam da, acaba Türk Ceza Kanunu’nda yabancı ülkenin cumhurbaşkanına hakaret diye bir madde var mı? Eğer varsa nasıl bir hapis cezası alırım, bu işin yatarı ne kadardır?”

Verilen yanıtlar beni rahatlattı:

“Hayır, bizim TCK’da yabancı bir ülkenin cumhurbaşkanına veya devlet adamlarına hakaret diye bir suç yok. Dolayısıyla içiniz rahat olsun ve istediğiniz gibi yazın. Ama Trump sizin hakkınızda Türk mahkemelerinde kişisel tazminat davası açabilir.”

Rahatladım...

Gerekirse tazminatını öderiz gider!

Ruh hastası, dünyanın başına bela olan şımarık bir manyak hakkında özgürce yazabilmek ne güzelmiş be!

Yazarın Diğer Yazıları