Bazı siyasi partiler, öğretmen sendikası kız ve erkek öğrencileri bırakın ayrı sınıflarda olmasını, binalarının bile ayrı olmasını istiyor. Nitekim kız öğrencilerin öğrenim gördüğü imam hatip liseleri daha önce bazı illerde açıldı. Yani karma eğitimi adım adım sonlandırma girişiminden belli kesimler vazgeçmiş değil. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, karma eğitimi yani kız ve erkeklerin ayrı sınıf ya da binalarda öğrenim görmesini gerçekleştirmek gibi bir niyeti yoktu. Ancak iktidara yakın öğretmen sendikalarının, siyasi partilerin istekleri karşısında, “Kızlarını okula göndermeyen aileler, kızların ayrı okulda öğrenim görmesini istediğini” dile getirdiğini belirtiyor. Yani bunun konuşulmasını istiyor.
Tekin, “Kurtuluş Savaşı” denilmesi yerine ders kitaplarında “Milli Mücadele” ifadesinin yer alacağını açıkladı. İllerimizin, ilçelerimizin düşmandan kurtarıldığı günlerden söz ederken, “Milli Mücadele” mi yoksa şimdi olduğu gibi “Kurtuluş günü” mü diyeceğiz? Eminim Yusuf Bey, “Kurtuluş” sözcüğünü kullanacaktır. Sahi, yapacak, üzerinde çalışacak konu mu bulamadınız da 105 yıl önce öğrencilerin kaldırdığı sistemi geri getirmek istiyorsunuz?
DİNDAR NESİL PROJESİ TUTMADI
Ders dağıtım çizelgesinin değiştirilmesiyle, dini içerikli seçmeli derslerin yanı sıra diğer alanlarda da dersler getirildi. Ancak, okul yönetimleri, öğrencinin dini ağırlıklı dersleri seçmeye zorluyor. Gerekçe olarak diğer dersler için yeterli başvuru olmadığını bu yüzden sınıf açamayacaklarını gösteriyor. Bunun için din görevlilerinin devreye sokulması da eğitim dünyasına yakışmıyor.
Önceki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Okullarda Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı derslerinin seçilme oranları bazı illerde yüzde beşlere kadar düştü. Derslerin seçilmesi için Diyanet olarak 90 bin camide hutbe okuttuk. Vaizler görevlendirdik, yine sonuç alamadık” diyor.
Bu konuya 28 Haziran’da değinmiştim. 23 yıllık AK Parti iktidarında sekiz yıl Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış birisinin ifadeleri olunca “Dindar nesil” projesinin iflas ettiğinin kabulü olarak görmek gerekir.
DERS SEÇİMİNE DİKKAT!
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev alanında olsa da Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da ilgilendiriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Topluma sunduğu din hizmetini 140 bin çalışan ile 90 bin camide, Kur’an kurslarında, gençlik merkezlerinde, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında, cezaevlerinde, hastanelerdeki manevi hizmetlerle, hatta okul öncesi 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarında yerine getiriyor. Bu denli geniş bir yelpazede görev yapılmasına rağmen, Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı derslerini seçenlerin oranı yüzde 5’lere kadar indi.
Elbette bunun birçok sebebi var. Sosyal olayları tek bir nedene bağlamak yanlış olsa da açıklamayı yapanların özeleştiri yapmaları da gerekiyor. Eski Diyanet İşleri Başkanının yakın ekibinin onarılması güç, kaldırılması mümkün olmayan bir enkaz bıraktığı anlatılıyor.
Açıklamaları, makam otomobilleri, lüks ve şatafatlı hayatı, otel toplantıları, gezileri, Diyanet’i kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e vefasızlığı ile belleklerde yer aldı. Eski başkan, şimdi Diyanet Vakfı Üniversitesi’nde ikinci maaşını alıyor. Safi Arpaguş’un da aynı doğrultuda olduğunu Diyanet İşlerinin bazı yetkililerinden öğreniyoruz.
VATAN SAVUNMASI KONUŞULUYORDU
Kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflarda, koşullar uygun olduğunda ayrı binalarda eğitimini düşünenler, “karma eğitimin” nasıl başladığını biliyorlar mı? Kız ve erkek öğrencilerin birlikte aynı sıraları paylaştığı günlere hangi koşullarda, nasıl başlandığının öyküsü bile vatan savunmasında kadın-erkek ayrımının olmadığını ortaya koyuyor.
Kızların İnas Darülfünunu yani kız üniversitelerine girişleri 1914 olarak kabul edilir. İstanbul Üniversitesi’nde sabah erkekler, öğleden sonra kızlar öğrenim görüyordu. 18 Mayıs 1919 günü, üniversitenin erkek öğrencileri derslere girmeyerek İzmir’in işgalini görüşmek üzere konferans salonunda toplandılar. Bu işgale karşı neler yapılması gerektiği konusunda hararetli konuşmalar yapıyordu.
ERKEKLERİN YANINA OTURDULAR
Toplantı, kız öğrencilerin derslerinin başlayacağı saate kadar bitmemişti. Öğretmenlerin de bir kısmı içerideki toplantıdaydı. Derslerine girmek için okula gelen kız öğrenciler, erkek öğrencilerin içeride toplantı halinde olduklarını öğrendiler. Bir süre onların çıkmasını beklediler. Toplantının içeriğinin ülkemizin düşman işgalinden nasıl kurtarılacağı olduğunu öğrenince içeri girdiler, erkeklerin arasında boş buldukları yerlere oturdular.
O toplantıdan kızları polisler de çıkaramadı. İstanbul Üniversitesi’nde kız ve erkeklerin aynı salonlarında öğrenim görmesinin yolu ilk kez açılmış oldu. Daha sonra kızlar kendiliklerinden erkeklerle aynı derslere girerek emrivakiler yaptı. İnas Darülfünunu 1921’de kaldırılarak üniversitede erkek ve kızlar karma eğitime resmen geçirilmiş oldu.
1921 yılında başlayan “karma eğitim”i, bugün tartışır olduk. Burada amaç öğrencinin başarısı değil. Amaç farklı. Onun ne olduğunu da eminim sizler de biliyorsunuz. 105 yıl önce başlayan, karma eğitimi aşama aşama ortadan kaldırmak isteyenlerin dayanağı da “Bazı aileler erkeklerle kızlarının aynı sınıfta olmayı istemiyor” oluyor.