O kadar üzülmeyin

BİZİM Merkez Bankası (MB) 2025 yılında 1 trilyon 64 milyar lira zarar etmiş. Eyvah! MB’miz çok zarar etmiş, yoksa ekonomimiz batıyor mu diye üzülmeyin. Ortada sizi endişelendirecek türden bir zarar yok. MB’nin 2025 yılı bilançosunda açıkladığı bu zararı, ANKA Haber Ajansı’na değerlendiren TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) Merkez Direktörü, ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz şunları söylemiş: “MB’nin 2023 yılındaki zararı, Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) kaynaklanmıştı. 2024 yılı zararında, KKM’nin ağırlığı yüzde 91 seviyesinde gerçekleşmişti. 2025 yılı zararı ise, esas olarak Merkez Bankası’nın uyguladığı ‘Para Politikası Araçları’ndan kaynaklı kurumsal zarar şeklinde karşımıza çıkmıştır.” Hemen aklıma bir soru geliyor. KKM de bir tür “Para Politikası Aracı” değil midir? Neden 2023 ve 2024 zararları açıklanırken KKM’den akılsız bir uygulamaymış gibi bahsediyor da, sıra 2025 yılı zararını açıklamaya gelince, uygulanan “Para Politikası Araçları” sonucunda ortaya çıkan “kurumsal zarar” diye, ona adeta “faydalı zarar” muamelesi yapılıyor? KKM’nin döviz fiyatlarının alıp başını gitmesini dizginlemek gibi bir faydası olmadı mı? Yüksek faizli mevduat/tahvil veya yüksek faizli swaplar ile yurt dışından “sıcak döviz” çekmek daha akıllıca mı? Muzırlık olsun diye soruyorum. KKM zamanında mı emeklinin geçim şartları daha iyiydi, yoksa şimdiki “yüksek faiz-düşük kur” döneminde mi? Kaldı ki KKM, MB’ye zarar yaratmamıştır. Neyse.

MB ZARARI GSYH İLE ORANLANMAZ

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, (Gross Domestic Product) bir “hasıla/ürün” (product) dür. Gayri safi veya yurtiçi diye tasrih edilmesi, ölçülen şeyin kapsamını belirtmek içindir. Bunlar “milli” veya “net” de olabilir. Yani GSMH Gayri Safi Milli Hasıla (Gross National Product) veya Net Yurtiçi Hasıla olarak da hesaplanabilir. Ölçülen hasıla, hasıl edilen yani üretilen şeylerin “katma değerler toplamı”dır. Bu, bir ürünün (hizmet de bir üründür) satış fiyatının faktör fiyatları toplamıdır. Bunlar sırasıyla ücret, kira, faiz ve kârdır. Bu net katma değerdir. Buna, amortisman eklenirse “Gayri Safi Katma Değer” bulunur. Eğer satış fiyatı, maliyetten düşükse, ortaya “zarar”, büyükse “kâr” çıkar. Merkez bankaları “fiyat istikrarı” üretir. Fiyat istikrarının alıcısı ve satış fiyatı yoktur. Hasıl ettiği ürünün, satış fiyatı olmayan bir firmanın (yani MB’nin) yarattığı “katma değeri” (dolayısıyla kârını veya zararını) ölçmek çok sorunludur. Bunun, GSYH’ye oranından anlam çıkarmaya çalışmanın da bir anlamı yoktur.

REEL VE REEL OLMAYAN EKONOMİ

Merkez Bankası zararıyla, bir depremin yarattığı zararı karşılaştırmak yanıltıcıdır. Öncelikle bu iki olayın evrenin fizik katmanındaki tecellisini düşünmek gerekir. Depremde, altyapı tahrip olur. Konutlar, ticari ve sınai binalar ile tesisat ve teçhizat kullanılmaz hale gelir. İnsanlar ölür. Katma değer yaratma süreci kesintiye uğrar. MB zarar edince bunların hiçbiri olmaz. Deprem sebebiyle “Reel Ekonomi”de oluşan servet ve gelir kaybıyla (zararla) Reel Olmayan Ekonomide, mesela Merkez Bankası uygulamaları sonucu oluşan “zarar” aynı şey değildir. İkisi de TL ile ifade edilir ama nitelikleri tamamen farklıdır. Dolayısıyla MB’nin zararları, deprem zararlarını aştı denemez. MB zararları, bakanlıkların bütçeleriyle de kıyaslanamaz. MB’nin uyguladığı para politikaları yüzünden enflasyon artabilir, milli gelir büyüyeceği kadar büyüyemez, istenmeyen gelir ve servet transferleri oraya çıkabilir ama ‘Zarar etmeseydi aynı parayla şu kadar hastane veya konut yapardık’ denemez.

SON SÖZ: Her cismin görüntüsü vardır, her görüntünün cismi yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları