CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Hile-i Şerriye” ile yeniden CHP’nin genel başkanı oldu. Hile-i Şerriye, şeriata yani yasalara şeklen uygun ama esasına aykırı yöntem demektir. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu son kurultayla 536’ya karşı 812 oyla CHP genel başkanı seçilmişti. Bir an için iddia edildiği gibi Özgür Özel’e para karşılığı oy verenlerin bulunduğunu varsayalım. Bunlar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aldığı oylara eklense, sonuç yine değişmez. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu “kurumsal” CHP’nin genel başkanı değildir ve bu partide bir geleceği yoktur. CHP markasını kullanarak kendisi yeni bir parti oluştursa da bir sonuç alamaz. İktidara geldiğini rüyasında görse, hayra yormaz. Kemal Kılıçdaroğlu yukarıda yazdıklarımı herkesten iyi biliyordur. O zaman akla şu soru geliyor? Maksadı neydi? Mesela intikam almak mı? Öyleyse, kimden intikam almak istiyor? CHP seçmeninden mi? Bu intikam onun ideallerine hizmet ediyor mu? Yoksa hareketinin gerisinde başka saikler veya dinamikler mi var? Saik sözcüğünü “iç güçler”, dinamik kelimesini de “dış güçler” anlamında kullandım. Yoksa ABD Büyükelçisi Osmanlı kökenli Tom Barrack’ın TC için “ulus devlet” yerine çok kavimli (Fermanlı Milletli) “Neo Osmanlı” bir yapılanma önermesi ile Kılıçdaroğlu’nun gittiği yol arasında bir bağlantı mı var? Bu bağ, Kemal ile Tom beyler yüz yüze hiç görüşmemiş olsa da “saik ve dinamiklerin” zoruyla oluşmuş olabilir. ULUS DEVLET Atatürk (lütfen önüne Gazi Mustafa Kemal koymadan söyleyin, koyunca Kemalizm’den uzaklaşılmış olunuyor) en büyük eserinin “Cumhuriyet” olduğunu söyler. Cumhuriyet cins isimdir. Türlü çeşitleri olabilir. Komünistler kurdukları cumhuriyetlere “Halk Cumhuriyeti” veya “Demokratik Cumhuriyet” demiştir. Yani kendi cumhuriyetlerinin, burjuva cumhuriyeti olmadığını vurgulamışlardır. Humeyni de İran’da laik bir cumhuriyet değil “İslam Cumhuriyeti” kurmuştur. Atatürk ise “laik ulus devlet” Cumhuriyet’i kurmuştur. Bu yüzden Siyasi İslamcılar ve ayrılıkçı Kürtler TC’ye karşıdır. Bunda da anlaşılmayacak bir şey yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi de sadece “bir halkın partisi” değildir. İslamist veya sosyalist bir parti de değildir. “Vatandaşlıkla birbirine bağlanmış halkların, kavmiyetçi olmayan milli ve laik devlet partisidir.” Bu ideale sahip insanları birleştirmeyi idealize eder. CHP içinde verilen kavgaların özünde bu ideale bağlı kalıp kalmamak yatar. Amaç, idealden vazgeçip iktidara gelmek değil, ideali iktidar yapmaktır. BU, SEN Mİ, BEN Mİ YARIŞMASI OLMAMALIDIR CHP’de bir genel başkanlık değil, önderlik yarışması başlamalıdır. Genel başkanlar örgütlülükleriyle, önderler ise idealleriyle temayüz eder. Hazır CHP’de bir başkanlık sorunu çıkmışken, genel başkan adayları sadece başa geçmek için değil “önder” olmak için siyasi “tercihlerini” açıklamalıdır. Yaşayan en büyük siyasetçi Başkan R. T. Erdoğan’ın dediği gibi “demokrasi bir tramvay”dır. Yani amaç değil araçtır. Her cümlede en az iki defa “demokrasi” kelimesini kullanmadan konuşamayan DEM Partililerin, TC’nin “tek millet-tek devlet” yapısını “Kürtçe de resmi dil olmalı” manivelasıyla değiştirmek istedikleri bellidir. Soru: Bu tramvayda DEM Partisi’nin yoldaşı, AKP mi yoksa CHP mi olacaktır? Buna bir yerde CHP karar verecektir. Önderlik yarışmasının en merak ettiğim yanı budur. SON SÖZ: Önder toplumun önünde gitmez, toplum önderin ardından gider.